![]()
Mevlid-i Şerifinizi bütün ruh-u canımızla tebrik eder, sıhhat, âfiyet, ihlas ve sadakatla, hizmet-i iman içinde daha nice mübarek kandil gecelerine kavuşmanızı Rahmet-i İlahiyeden niyaz ederiz.
Risale-i Nur Külliyatı’nda “Kâinat Ağacının Çekirdeği ve En Mükemmel Meyvesi” Hz. Muhammed (A.S.M.) ile ilgili o kadar çok hakikat vardır ki yazmakla bitmez, tükenmez. Bu mübarek gece hürmetine, teberrüken sadece bir birkaçını takdim ediyoruz:
“O ‘Lâ ilâhe illâllah’ der, dâvâ eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nuranî zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icmâ ile, mânen ‘Sadakte ve bilhakkı natakte’ derler.” (Sözler, On Dokuzuncu Söz, Birinci Reşha)
“Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir.” (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)
“Salâvat-ı şerîfeyi getiren adam, zât-ı Peygamberîyi (a.s.m.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taallûk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salâvat getirmeye müşevviki olsun.” (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)
“Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir. İnsanlar onun semereleridir. Bu semerelerden en ziyadar, nurlu, ahsen, ekrem, eşref, eltaf Seyyidü’l-Enbiyâ ve’l-Mürselîn, İmâmü’l-Müttakîn, Habîbi Rabbü’l-Âlemîn Hazret-i Muhammed’dir.” (Mesnevi-i Nuriye, Şemme)
“Güneş ziyayı, ziya gündüzü istilzam ettiği derecede, kâinattaki hikmetler risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) istilzam eder.” (Lem’alar, Otuzuncu Lem’a, Üçüncü Nükte)
“Maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye (a.s.m.) , âsârının şehadetiyle, hayat-ı kâinatın hayatıdır. Ve risalet-i Muhammediye (a.s.m.), şuur-u kâinatın şuurudur ve nurudur.” (Lem’alar, Otuzuncu Lem’a, Beşinci Nükte)
“Salavat-ı bînihaye, ol Server-i Kâinat ve Fahr-i Âleme hediye olsun.” (Muhakemat, Giriş)
“Mu’cizâtıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz.” (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Beşinci Mesele)
“Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru isteyen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) kendine rehber etmek gerektir.” (Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam)
“Nübüvvet öyle bir çekirdektir ki, İslâmiyet şeceresi bütün semeratıyla, çiçekleriyle o çekirdekten çıkmıştır.” (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)
“Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtemü’l-Enbiyadır ve umum nev-i beşer namına muhatab-ı İlâhîdir. Elbette, nev-i beşer onun caddesi haricinde gidemez; ve bayrağı altında bulunmak zarurîdir.” (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım)
“Bir Müslüman, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın zincirinden çıksa, dinini bıraksa, daha hiçbir dine girmez, anarşist olur; ruhunda kemâlâta medar hiçbir hâlet kalmaz. Vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyeye bir zehir olur.” (Emirdağ Lâhikası-II, 151.Mektup)
“Bid’aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ve hakikat-i Kur’âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.” (Lem’alar, Yirmi Birinci Lem’a, Hususi Mektup)
“Bir tek Sünnet-i Seniyyeye ittibâ noktasında hâsıl olan makbuliyet, yüz âdâb ve nevâfil-i hususiyeden gelemez.” (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım)
“Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın.” (Lem’alar, On Birinci Lem’a, Yedinci Nükte)
“Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm. Her bir sünnet veya bir hadd-i şer’î, zulmetli dalalet yollarında güneş gibi parlıyor.” (Mesnevi-i Nuriye, Katrenin Zeyli)
“Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeye ittibâından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeyi takdir etmeyip bid’alara giriyor.” (Lem’alar, On Birinci Lem’a, Beşinci Nükte)
“Muhabbetullah, ittibâ-ı Sünnet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâmı istilzam eder. Çünkü Allah’ı sevmek, Onun marziyâtını yapmaktır. Marziyâtı ise, en mükemmel bir surette zât-ı Muhammediyede (a.s.m.) tezahür ediyor.” (Lem’alar, On Birinci Lem’a, Onuncu Nükte)
“Şu kısa tarikin evrâdı, ittibâ-ı sünnettir; ferâizi işlemek, kebâiri terk etmektir. Ve bilhassa, namazı tâdil-i erkânla kılmak, namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır.” (Sözler, Yirmi Altıncı Söz, Zeyl, Giriş)
“Sünnet-i Seniyyeyi esas tutan, Habibullahın zılli altında makam-ı mahbubiyete mazhardır.” (Lem’alar, On Birinci Lem’a, İkinci Nükte)
“Muhkemât-ı Kur’âniyenin mizanlarıyla ve Sünnet-i Seniyyenin terazileriyle a’mâl ve hâtırâtını tart. Ve Kur’ân’ı ve Sünnet-i Seniyyeyi daima rehber yap.” (Lem’alar, On Üçüncü Lem’a, On Üçüncü İşaret)
“Allahım! Sırlar semâsının güneşi, nurların mazharı, celâl dairesinin merkezi ve cemâl sahibinin kutbu olan Muhammed’in biricik, lâtif zâtına rahmet et. Allahım!
Onun, Senin katındaki sırrı ve Sana olan seyri hürmetine, beni korkularımdan emin kıl, hatalarımı gider, hüznümü ve hırsımı benden gider. Varlığın ve huzurunla beni müşerref kıl. Beni benden kurtarıp kendine al. Kendi varlığımı Sana feda etmekle beni rızıklandır. Beni nefsime düşkün ve hissimle kör eyleme. Herbir gizli sırrı bana aç.
Yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm! Bana, arkadaşlarıma ve ehl-i iman ve Kur’ân’a merhamet et. Âmin, ey merhametlilerin en merhametlisi ve kerem sahiplerinin en kerîmi olan Allahım!” (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz)
Okuma Tavsiyesi : Risale-i Nur’da Hazret-i Muhammed