Risale-i Nur lisan-ı şer’i’ye uygun (mu)dur?

Risale-i Nur’un bazı yerlerinde geçen lisan-ı şer’i “şeriata uygun dil” anlamına gelir.

Yani bahsedilen meselelerdeki ifadelerin kaynağı, şeriatın da kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i şerifte geçen ibarelerden mülhem olmasıdır. Barla Lâhikası’nda geçen ve başına “…Şamlı Hafız Tevfik’in Risale-i Nur’un hakkaniyetine dair istihraci bir fıkrasıdır” notu düşülen mektubun haşiyesinde yer alan “Demek nass-ı hadis ile Risale-i Nur eczaları tecdid ve takviye-i din vazifesini görüyorlar” ifadesine istinaden Risale-i Nur’un takviye-i din vazifesini ifa ederek lisan-ı şer’i ye uygun yazıldığını birkaç başlık altında incelemeye çalışalım.

Birincisi: Risale-i Nur’da çokça kullanılan kavramların çoğu Kur’ân’ın lâfzından alınmıştır. Meselâ; Üstad Hz. “Muhakkak ki biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” âyet-i kerimesine dayanarak yaratılışla ilgili konularda bu âyette geçen “ahsen-i takvim” ifadesini Risale-i Nur’un birçok yerinde zikretmiştir.

Bunun yanında Fatır-ı Zülcemal, Hakîm-i Zülcelâl, Fail-i Muhtar, Sâni-i Hakim, gibi sayıları çok daha arttırılabilir küllî hakikatleri bulunduran bu kavramların çokça zikredilmesi de Risalelerin Kur’ân lâfzına uygun yazıldığını gösteriyor.

(NOT; Küllî hakikatleri ihtiva eden bu tür kavramaların Risale-i Nur da çok olduğunu düşündüğümüzde neden sadeleştirme yapılamayacağının bir hikmeti anlaşılmış olur. )

İkincisi: Risale-i Nur akla uzak görünen meseleleri akla yaklaştırmak için temsil verme metodunu kullanarak bu noktada da Kur’ân’ın nuranî yolunu takip etmiştir. Bu hususta Üstad Hz. Barla Lâhikası’nda “Felilâllahilhamd, sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatler gayet yakın gösterildi. Hem sırr-ı temsil cihetü’l vahdetiyle, en dağınık meseleler toplattırıldı. Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaika kolaylıkla yetiştirildi. Hem sırr-ı temsil penceresiyle, hakaik-ı gaybiyeye, esasat-ı İslâmiyeye şuhûda yakın bir yakin-i iman hasıl oldu. Akıl ile beraber vehim ve hayal, hatta nefis ve heva teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu.” demektedir.

Üçüncüsü: Risale-i Nur konuları ele alırken konuyu tam tamına izah etmiştir. Yani –haşa- ne fazla ne de eksik bilgi vermemiştir. Üstad Kastamonu Lâhikası’nda “Risale-i Nur hakaik-i İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Kat’i ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkiki yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risale-i Nur’dadır.” diyerek bu konuya değinmiştir.

Dördüncüsü: Risale-i Nur “Batıl şeyleri iyice tasvir safi zihinleri idlâldir.” hakikatini göz önüne alarak zihinleri dağıtmadan doğrudan sonuca ulaştırır.

Beşincisi: Risale-i Nur’daki bazı cümleler ve içindeki münacatların çoğu âyet veya hadis mealinden alınmıştır.

İşte bütün bunlar ve daha da arttırılabilir delillerle Risale-i Nur’un lisan-ı şer’i ye uygun olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Abdussamed Avcı

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*