EURONUR ÖZEL

Risale-i Nur Ne Öğretir?

Özel Makale / Risale

Risale Ne Yapar?

Hayat ağır geldiğinde veya yolumu kaybettiğimde ne kadar çok şey başardığımı, ne kadar çok zorluk aştığımı kolaylıkla unuttum. Şüphelerin sessiz sisinde ne yapmak istediğimi ve amaçlarımı bir anda karanlığa gömdüm. Ama tam o vakitte, her şeyim kayıpken, bana kim olduğumu, “kalu belâ”dan ne taşıdığımı ve ne kadar yol kat ettiğimi hatırlatmak için yakınımdaki bir Risalenin benimle muhabbet etmesi kâfi.

Beni ve ruhumu, kalbimi net bir şekilde gören, benimle konuşan kitapların olması; özellikle de kendimi göremediğim, kıymetimi bilemediğim, sevemediğim zamanlarda ilahî bir yardımı ulaştıran bir güç: Ya Vedud Ya Vedud.

O kitaptaki isimler ve tecellileri, bu dünyadaki yolculuğumu, gücümü ve her zaman orada olan, yeniden fark edilmeyi bekleyen ruhumun sessiz ateşini bana hatırlatır. Bana, takip ettiğim şiddetli hislerin beni belli belirsiz yollara sürüklemiş olsa bile hayatıma şekil ve anlam kattığını ve aslında onların benim tekâmülüm için gönderildiklerini öğretirler.

Risale öğretir.

Sabah uyanıp yürüyüş batonlarımı alıp ormanda yürümeyi çok seviyorum.

Ve bütün arılar ve kelebekler ve çalı bülbülleri benden çok daha önce uyanmış; sabah zikirleriyle meşguller.

Ve kâinattaki her mevcud harıl harıl çalışıyor. Çalışıyorlar. O sesleri duyuyorum artık.

Ben, “Kuşların musikisini duyuyorum; bu kâinat orkestrası ah ne diyor kitap:

‘Ey kâinat, kardeşler! Ne güzeldir hâlimiz.
Şefkatle perverdeyiz, hâlimizden memnunuz.’

Sivri dimdikleriyle fezaya saçıyorlar birer âvâz-ı pür-naz.

Güya bütün kâinat ulvî bir musikidir; iman nuru işitir ezkâr ve tesbihleri. Zira hikmet reddeder tesadüf vücudunu; nizam ise tard eder ittifak-ı evham-saz.” (Lemaat)

Eski zamanlardan beri bu kitaba âşık oldum.

Bu kitabın bahçesine girip ışıldayan o kadar çok ölümlü var ki…

Nasıl güzel bir alınyazısı bu.

Ahh, siz de gelsenize, gelin bir bakın:

“Meselâ, zerre gibi bir afyon büzrü, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı, bir kavun çekirdeği, nasıl çuhadan daha güzel dokunmuş yapraklar, patiskadan daha beyaz ve sarı çiçekler, şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha lâtif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar.” (22. Söz)

Her gün, her an bana hediyeler ve ikramlar yağdırılıyor.
Ya Kerim, canı gönülden, tam kalbimden: Ya Keriiiimmmm.

Benim işim ve mesleğim; Risalelerle her şeyin farkına varmak, mutlu olmak ve bunu hakikat yolcularıyla paylaşmak. Ve bu yazıyı okuyorsan o sensin belki de.

O bizi seviyor.

Bu kitaplar insanlığın sonsuz acılarına derman oluyor. Dersi anlayınca cennette yaşıyoruz daha gitmeden. “İmanda dahi bu dünyada manevî bir cennet bulunduğunu ispat ediyor.”

Bu kitaplar aşkla sarılınca beni karanlıklardan aydınlıklara çıkarıyor.

Şimdi kitabı aç: “Bismihi Subhanehu.”

“Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder; O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.” (İsrâ 44)

Bu hayat bir armağandır ve safi kalple bakınca her şey bir öğretmendir ve beni O güne kavuşmaya hazırlar. En yüce Dosta – En Yüce Dosta.

Deniz Pamir

Satırlarında kainatın sırrını arayan bir kalem… Kelimeleri, hikmetin derinliklerinden süzülen bir nur gibi, zihinleri aydınlatır ve kalpleri ferahlatır. Her cümlesi, mahlukatın ince nakışlarından Halık’ın sonsuz rahmetine bir davetiye gibidir. O, fani sözcüklerle baki hakikatlere köprü… Devamı »

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu