Risale-i Nur’da ‘olmasaydı’ ifadelerinin kaderî tahlili

Risale-i Nur, Kur’ân-ı Kerim’in tefsiri olması hasebiyle hayatın her kademesinde rehber olma vazifesini yapmaktadır.

Duygu ve düşüncenin ifadesinde illa ki, doğrudan ya da dolaylı yoldan kaderle irtibatlı kelimeler kullanılmaktadır.

İşte bunlardan birisi de “olmasaydı” dır.

“Olmasaydı”nın değişik türevlerinin kullanımında itikadî hataya düşmeden dikkatli olmaya dâvet eden bir çalışma orta konuldu.

Söz konusu ifadenin Risale-i Nur’da geçen kullanımlarını ihtiva eden metin parçalarını tahlil ederek, o ifadeye yüklenilen mana ve maksada işaret eden bu çalışma, esasen bu babda yapılması gereken pek çok tetkiklerden sadece birisidir.

“Olmasaydı” ifadeleri çalışmasında…

Bu çalışmamızda Risale-i Nur Külliyatı’nda geçen “olmasaydı” gibi ifadelerin kaderî mütalâası yapılacak.

Bir ifadenin tahlilinde, sözün; öncesi sonrasıyla beraber, muhatabı, makamı, niçin söylendiği, ne zaman ve hangi şartlar altında söylendiği gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Başka bir konu daha var ki, o da vakıa ile mümkünatı karıştırmayıp gerçekleşmiş şeyler üzerinden yorum yapılmalıdır.

Çalışmanın kısa başlıklarla şöyle sıralanmalıdır:

1.İmkânat ve vukuat

2.Tasvir ve tahlil

3. Sebebin tesiri yok

4. İşaret ve teşvik

5. Kıyas ve muhakeme

6. Zıddı ve mefhum-u muhalifi noktadan izah

7. Cebrî-itizalîyi göstererek ehl-i Sünnete dikkat çekmek

8. Teyid ve takviye gibi şarta bağlı kullanımlar, Külliyattan misal metinler üzerinden gösterilecektir.

Sıralanan alt başlık tasnifiyle bu hususların olduğu metinlerle tahlil ve mütalâası yapılacak.

1.İmkânat ve vukuat noktasından olmasaydı ifadesinin mütalâası

Kader konusunda karıştırılan hususların başında imkânat ile vukuatın karıştırılmasıdır.

Mütalâası yapılacak metin şudur:

“Ecel birdir, değişmez. O maktul, herhâlde ecel geldiğinden daha ziyade kalmayacaktı. O katil ise o kaza-i İlâhiyeye vasıta olmuş.” 1

Ecelin bir ve değişmez olduğundan hareketle vefat edenin eceli geldiği için daha fazla kalamayacağı bildirilir. Katil de bu İlâhi kazanın vukuuna vasıta olduğu ifade edilir.

Tüfek atılmış, adam ölmüş. Maktulün yakınlarını taziye ve teselli için şöyle olsaydı, böyle olmasaydı ifadeleri, teselli manalarında kullanılır ama imkân, ihtimal ve geleceğe yönelik konularda ölecekti-ölmeyecekti, olacaktı-olmayacaktı diye yorum yapmak hatalı uçlara götürür. Geleceğe yönelik imkânat konularında olsaydı-olmasaydı ifadelerinde; Ehl-i İslâm, sükût eder ve bilinemez, der.

Üzüntüye sebep olan hâdise, geçmiş, olmuş bitmiş ve artık dönüşü olmaz bir yola girmiştir. İnsanın cüz’î iradesine, olmuş hâdisenin istikametini değiştirme noktasında, bir vazife düşmemekte ve yapacağı bir şey de yoktur. Bir şey yapamayışının neticesi olarak ümitsizliğe düşüp üzülmemek için, mazideki hâdiseler kadere verilir: “Allah’ın takdiri böyle imiş, bunda da bir hayır vardır.” denilerek, ruhlar, o sıkıntıdan kurtarılır.

Ölen kişi açısından bakıldığında ise onun eceli, katilin eliyle olacakmış. Burada kaderin hükmü icra olmuştur, denilmelidir.

Dipnot:

1- Said Nursi, Sözler (YAN, 2016), s. 177

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*