Salih Çökren ve Ahmet Küçükacar kardeşlerim

İKİ NUR HADİMİ GÜZEL İNSANIN AZİZ HATIRALARINA

Zaman akıyor, devran dönüyor! Faniler bekaya sevk olunuyor. Ve ahir zamanın alâmetlerini artık hakkalyakîn yaşamayı öğrenmek zorunda kalıyoruz.

SALİH ÇÖKREN, NUR KAHRAMANI VE YENİ ASYA AŞIĞI

Geçen Pazar günü, İzmit, Karamürsel yakınlarındaki İsmet Şen Ağabeyimizin evinde Kocaeli Yeni Asya Nur Cemaatiyle birlikteydik. İsmet Ağabeyimiz 1964 yılının 8 Ağustos’unda vefat eden merhum babası için bir hatim merasimi için bir ay önceden beni ve başta Kocaeli Nur Cemaati olarak yakın dostlarını bu meclise dâvet etmişti. “Ya Nasip!” demiştik. Bize de nasip oldu. Elhamdülillah.

Güzel Risale-i Nur dersleri, tanışma, sohbetten sonra öğle namazını cemaatle eda ettik. Namaz ve akabinde tesbihat bitince imam olan ve Salih Çökren Hocamızın kardeşi olan Raif Çökren ayağa kalkıp; “Şimdi haber geldi ağabeyim Salih Çökren Hakk’a yürüdü!” dedi. Dillerden: “İnna lillah ve inna ileyhi raciun!” (O’ndan geldik, yine O’na döneceğiz!”) âyeti döküldü.

Salih Çökren, hayatını Risale-i Nur’a adamış, Yeni Asya meslek ve meşrebinde “Sabit kadem” olmuş istikametli bir Nur hadimiydi. Nezaketi, tatlı dili, Risale-i Nurlar’a olan vukufiyeti ile hem çevrede hem de özellikle Almanya ve Avrupa’da çeşitli eğitim programlarına katılan bir hizmet eri, ihtisas sahibi bir eğitimci ve Nur hadimiydi. Risale-i Nurlar’a olan hâkimiyetinin sürekli okuması, “Şahs-ı maneviye” bağlılığı, meslek ve meşrepteki tereddütsüz istikametiyle bilinen sağlam karakterli ve vukufiyetli bir Nur Talebesiydi. Buna açıklıkla ve gönül rahatlığıyla şahitlik edenlerdenim!

En son yakın birlikteliğimiz 2018 yılının kış Avrupa Programları münasebetiyle Köln Dershanesi’nde olmuştu. Namazlardan sonra ve aralarda okuduğu ders ve sohbetlerde onun kendine has ifadeleri vardı. Ders esnasında bir başkasının derse müdahalesi veya çarpıcı sorusu karşısındaki nüktesi çok orijinal ve dikkat çekiciydi. Öyle bir durumda hadiseyi ve aykırı ifade, cümleyi söyleyeni nazara verir ve arkasından: “Güm!” diye beklenmedik sual ve durumlar karşısında tatlı ve hoş bir refleksi vardı.

İki yıl önce mübarek Ramazan ayında aniden gelen “Beyin kanaması” teşhisinden sonra devamlı yatağa bağlı kalmıştı. Her an duâmda hastalar listesindeydi. O haldeyken de dersleri yatağında takip etmekten hiç geri kalmadı.

İhtisas sahibi bir eğitimci olarak Üstadı Bediüzzaman’a bağlı ve Risale-i Nurlar üzerinde yaptığı belge ve kitap çalışmalarıyla bu Nurlu cemaate güzel ve kalıcı katkılar yaptı. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun, ruhu şad olsun! Aile efradı, akrabaları, Nur kardeşleri ve dostlarının başı sağolsun. Onun Nur hizmetlerini asla unutmayacağız.

AHMET KÜÇÜKACAR, HİÇ OLUMSUZU OLMAYAN BİR MÜBAREK DELİKANLI

Genç yaşında İskenderun, Payas’tan Antalya yollarına düşen bir gariban olarak aramızda bulduk. Kısa zamanda, mübarekliği, samimiyeti ve hiç eksik olmayan güler yüzüyle Antalya’mızın bir çiçeğiydi. Ahmet Küçükacar kardeşimizin ani vefatı Antalya Yeni Asya Nur Cemaati’nde tam bir şok oldu. Kaderin hükmüyle, Koronavirüs musîbeti kısa bir zamanda, aniden onu eşinden biricik evlâtlığı Said’inden, ailesi ve bizlerden alıp asıl vatanına götürdü!

Gençti, dinamikti, hiçbir olaya ve teklife “Hayır!” demezdi.

“Yaparız, hallederiz, çözüm buluruz, sıkıntı yok! O kolay!” onun hiç değişmeyen parolasıydı. Karamsarlığa hayatında yer olmayan bir yiğit delikanlıydı. Müteşebbis ruhluydu. Çok hareketli ve üretime meyyal bir mizacın sahibiydi. Dâvâsına ve cemaatine bağlılığı ve samimiyeti örnek olan bir manevî hizmet eriydi.

Özellikle benim için hem bir manevî evlât hem de bir manevî “Abdurrahmanımdı!”

Vefatı ailece bizi çok sarstı. Hep hayalimizde yaşayacak. Hadise o kadar hızlı gelişti ki şaşkınlığımız hâlâ devam ediyor. Akşam hastahaneye kaldırılmasıyla, sabah vefat haberinin gelmesi sanki bir oldu! Akabinde de akrabalarının isteği üzerine naâşı uçakla Antalya’dan Hatay Havalimanı’na, oradan da Dörtyol, Payas ilçesine nakledilerek defnedildi.

Ruhu kadar temiz vücudu doğduğu mekân olan Payas ilçesinde haşrin sabahında bizimle buluşmayı bekliyor.

Vefalı hanımı Halise Hanımefendi ve ciğerparesi Said’i de koronavirüs karantinasında olduğu için ona refakat edemediler. Evden aniden hastahaneye sevk edilirken hanımına vasiyeti çok manidar. Onun ne kadar dâvâsına, Üstadına, Risale-i Nurlar’a ve “Şahs-ı maneviye” bağlı olduğunun en büyük delillerinden. “Hayat arkadaşım sen benim için endişelenme! Senin ve benim arkamda bir cemaatimiz var! Onlar seni yalnız bırakmazlar!”

Vefat günü evini ve hanımını yalnız bırakmayan ve onu teselli için evine giden Antalya Yeni Asya Nur Cemaati’nin kahraman ve vefadar kardeşlerimize hanımının söyledikleri bu cümleler.

Ahmet kardeşim, benim manevî kardeşim ve evlâdım, Abdurrahmanım! Ruhun şad olsun, mekânın Cennet olsun! Emanetine sahip çıkacağız inşallah. Geçici ayrılığımız yürek yakıp, ciğer parçalıyor! Ama inancımızla kadere teslim ve tevekküldeyiz inşallah. Mevlâm taksiratlarını affetsin! Mağfiretiyle muamele etsin. Kabrin nur olsun canım kardeşim.

NOT: Bu münasebetle, farklı sebeblerden, farklı mekân ve zamanlarda, aile efradı ve dostlarını ahirete uğurlayan dostlara taziyetlerimi sunuyor sabırlar diliyorum.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*