Sekizinci Söz Kapısı
Saba ve Şehnaz iki kız kardeşti. Şehrin eski mahallesinde bir taş evde yaşar giderlerdi.
Ne kitaptan haberleri vardı ne de dünyadan. Sadece masumiyetleri vardı. Az ilerdeki kısa minareli Selçuklu camisinden gelen ezanlar evin küçük toprak iç bahçesinde yankılanır dururdu. Kenar mahallede olsalar da gerçekten çok tuhaf olan babaları Kenan onlara sanat müziği makamlarının isimlerini koymuştu. Ve isimler onların hâleti ruhiyelerine yansımıştı sanki.
Saba çok dingin, mistik hisler yayan ve huzurlu bir kızdı. Yürüyüşünde bir kuvvet ve güven hissederdiniz ve sabah rüzgârı kadar da güzeldi.
Şehnaz ise latif bir hanımdı. Hisleri bir yükselir bir düşer, sık sık sessizce ağlardı.
Anneleri Mesude ise isim gibi mesud olsa da bu hassas kızlarla “ne yapacağım” der dururdu hep.
Ha, bir de abileri vardı evden çok uzakta. Onun adı yoktu sanki.
O abiydi işte.
Eve nadiren gelir, kızlara güzel hediyeler, miski amber kokuları, ıtırlar getirirdi.
Onun gelişi evde müziğin notalarını yükseltir, eve Saba ve Şehnaz makamında sevinç nidalarıyla dolar, dolar taşardı.
O bir eylül günü elinde bir kitapla çıkageldi. Yanında küçük çikolatalar ve uzak diyarlardan gelmiş sanki uhrevi kokular taşıyan ıtırlarla gelmişti yine.
“Gelin kuzularım, bir hikâye buldum ben. Size okusam dinler misiniz?” deyince Saba ve Şehnaz coşkuyla: “Bir tütsü yakalım, evi ıtırlayalım, sırlar dolu hikâyeler duyulsun Can Abiden!” dediler sanki ikisi de aynı şeyi söylemişti.
İç avluda küçük bir çeşme, sandalyeler, yanında masa… Abi ve Saba ve Şehnaz. Bu sefer melodi kitaptan akıp sulara karışıyordu.
“Sekizinci Söz” diye başladı abi. Sesi güzelleşti, derinleşti. Ta uzaklardan, Barla’dan ya da Zernabad başından gelir gibiydi. Sanki Evladı Rasul’un sesi akıyordu çeşmeden.
“Eski zamanda, iki kardeş uzun bir seyahate beraber gidiyorlar. Git gide ta yol ikileşti. O iki yol başında ciddî bir adamı gördüler. Ondan sordular: ‘Hangi yol iyidir?’” Sekizinci Söz

“O kardeşler biz miyiz?” diye sordu Saba.
“Onlar herkes… Onlar gören, açılmış kalplere mesaj.” dedi abi.
“Baktı ki, dehşetli bir arslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor. O da kaçtı, ta altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rast geldi. Korkusundan kendini içine attı. Yarısına kadar düşüp elleri bir ağaca rast geldi, yapıştı. Kuyunun duvarında göğermiş olan o ağacın iki kökü var. İki fare, biri beyaz, biri siyah, o iki köke musallat olup kesiyorlar.” Sekizinci Söz
Şehnaz yerinde sallana sallana: “Hadi ya, nolmuş sonra?” deyiverdi sessizce.
Güldü abi, gamzeli yanaklarıyla… Eliyle gözünün üstüne düşen perçemini düzeltti.
Hikâyeyi sonuna kadar bir solukta okudu. O sırada akşam ezanı okundu. Bıraktı kitabı, kalktı: “Beni çağırıyor…” diyerek “Hayye Alel Felah”a yöneldi.
Az sonra tekrar gelince kızlar: “Abi, kıssadan hisse yok mu?” derken, abi: “Yok, o sizin dersiniz. Kitap burada, okuyun, anlayın.” dedi.
Kıkırdadı Şehnaz: “Peki hocam, tamam! Hahahaha…”
Sorular
1- İki kardeş aynı şartlarda iken birisi neden böyle hissediyor? “Hücum eden bir arslanın sesini işitti, korktu. Fakat biraderi kadar korkmadı.”
2- “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.” Hadis-i şerifi ne anlama geliyor?
3- “Her şeyin iyisine bak” kaidesiyle amel edip, murdar şeylere hiç bakmadı. İyi şeylerden iyi istifade etti. Güzelce istirahat ederek çıkıp gidiyor.” Bu ne demektir, hayata nasıl uygulanır?
4- “Ta altmış arşın derinliğinde bir susuz kuyuya rast geldi, kendini içine attı. Biraderi gibi, ortasında bir ağaca eli yapıştı, havada muallâk kaldı. Baktı, iki hayvan, o ağacın iki kökünü kesiyorlar. Yukarıya baktı arslan, aşağıya baktı bir ejderha gördü. Aynı kardeşi gibi, bir acip vaziyet gördü. Bu dahi tedehhüş etti fakat kardeşinin dehşetinden bin derece hafif.” Neden öbür kardeş daha az korkuyor?
5- “Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.” Burada tam olarak ne demek isteniyor?
Okunacaklar Listesi
-
Sözler – Sekizinci Söz
-
Bir Kavram: Huzma Safa Dama Keder