Semadan inen bereket

(Dünden devam)

Nehirler de Cennet’ten, gayb âlemlerinden akıtılıyor: Dağlardan doğan “Nil-i mübârek, Dicle ve Fırat gibi… azîm ırmakların, elbette mümkün değil, şu dağlar hakikî menbaları olsun. Çünkü, farazâ o dağlar tamamen su kesilse ve mahrûtî birer havuz olsalar, o büyük nehirlerin şöyle sür’atli ve kesretli cereyanlarına muvâzeneyi kaybetmeden, birkaç ay ancak dayanabilirler.

Ve o kesretli masârife karşı, gàliben bir metre kadar toprakta nüfuz eden yağmur, kâfi vâridât olamaz. Demek ki, şu enhârın nebeânları, âdi ve tabiî ve tesadüfî bir iş değildir. Belki pek hârika bir sûrette, Fâtır-ı Zülcelâl onları sırf hazîne-i gaybdan akıttırıyor. İşte, bu sırra işareten bu mânâyı ifade için hadîste rivâyet ediliyor ki: ‘O üç nehrin herbirine Cennetten birer katre her vakit damlıyor ve ondan bereketlidirler.’ Hem bir rivâyette denilmiş ki: ‘Şu üç nehrin menbaları, Cennettendir.”1

* Berekete sebep olan ve özellikle ihtiyar anne ve babaya hürmet emri de ‘sema’dan:
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ’Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ’Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’ Sizin içinizde olanı Rabbiniz hakkıyla bilir. Eğer siz salih kimseler olursanız, muhakkak ki O, kendisine yönelenler için çok bağışlayıcıdır.” 2
“Bil ki, senin hanendeki bereket direği ve rahmet vesilesi ve musîbet dâfiası, hanendeki o istiskal ettiğin ihtiyar veya kör akrabandır. Sakın deme, ‘Maişetim dardır, idare edemiyorum.’ Çünkü onların yüzünden gelen bereket olmasaydı, elbette senin dıyk-ı maişetin daha ziyade olacaktı.”3

* Çocukların sütleri de semadan iniyor: “Kâinatın şehadetiyle, nihayet derecede Rahmân, Rahîm ve Lâtif ve Kerîm olan Hâlık-ı Zülcelâli ve’l-İkram, çocukları dünyaya gönderdiği vakit, arkalarından rızıklarını gayet lâtif bir surette gönderip ve memeler musluğundan ağızlarına akıttığı gibi, çocuk hükmüne gelen ve çocuklardan daha ziyade merhamete lâyık ve şefkate muhtaç olan ihtiyarların rızıklarını dahi, bereket suretinde gönderir.”4

* Misafir bereketi de semadan nüzul eder: “…insanların hanesine misafir geldiği vakit berekete medar oluyor. (…) Eğer âhiretini seversen, işte sana mühim bir define: Onlara (anne babana) hizmet et, rızalarını tahsil eyle. Eğer dünyayı seversen, yine onları memnun et ki, onların yüzünden hayatın rahatlı ve rızkın bereketli geçsin.” 5
Besmeleyi dilinizden, gözlerinizi ve kulaklarınızı semadan ayırmayınız!
Ya bu anlayışı iman-Kur’ân dâvâsına uyarlasak, nasıl bereketlenir, nasıl katlanır hizmetlerimiz… Semadan gelen bereketleri ister misiniz?

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Sözler, s. 227.

2-Kur’ân, İsrâ Sûresi, 17:23-25.

3- Bediüzzaman, Mektubat, s. 251.

4- Bediüzzaman, Age.

5- Bediüzzaman, Mektubat, s. 252.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*