Sen olmasaydın

Sen olmasaydın, Ya Rab; biz nasıl yaşardık. Biz nasıl kendi kendimizi idare ederdik. Tüm bu görünen ve göremediğimiz âlemlerinin nasıl işlediğini, nasıl idare edildiğini anlayamazdık. Bırak âlemleri kendimizin bile nasıl idare edeceğimizi bilemez ve hayatımızı gerektiği gibi sürdüremezdik, Ya Rab, Ya Müdebbir. Sen olmasaydın biz olmazdık. Sensizliğini bizlere yaşatma Ya Rab.

Sen olmasaydın, Ya Rezzak; biz kendi rızkımızın ne olduğunu, bunlara ne kadar, hangi zamanda ihtiyacımız olduğunu bilemezdik? Rızık denilen yenebilen veya yenilmeyen her çeşit rızkı biz hangi gücümüzle, hangi bilgimizle, hangi öngörümüzle seçebilir, hangisinin bize faydalı hangisi zararlı nasıl karar verebilirdik? İyi ki varsın Ya Rezzak! Bizi bizden daha iyi düşünüyorsun.

Sen olmasaydın, Ya Hayy; biz nasıl hayatlı olur ve bu dünyada yaşar durumda bulunurduk? Bizi yarattın, hayatımızı verdin ve yaşatıyorsun. Biz bu yaşamımız boyunca hayatı nasıl deva ettireceğimizi bile bilemiyoruz. Bu hayatı bize emanet ettin, hayatı yaşamamız için bütün şartları sağladın, bizim yapacağımız da herhalde bildirdiğin şatlara uymak olmalıdır. İyi ki varsın Ya Hayy.  

İyi ki varsın, Ya kayyum; hayatı vermekle kalmadın aynı zamanda bu hayatımızı sürdürmemizi sağladın ve bu devamlılığı her an, her yer ve her durumda devam ettiriyorsun. Sen olmasaydın Ya Kayyum; nasıl yaşar, nasıl sürdürdük bu hayatımızı.

Sen olmasaydın, Ya Kuddüs; her yer kirlilikten yaşanmazdı. İyi ki varsın Ya Kuddüs; bu sayede adeta bir büyük fabrika gibi çalışan dünya ve sema denizi tertemiz oluyor tabi biz insanların kirli elleri kirletmeseler. Bu temizliği sağlamak için karıncalar, mikroplardan tut akbabalara, kartallara, vatoz balıklarından rüzgâr ve yağmura ve semadaki kara deliklere kadar sayısız temizlik memurları yarattın. Binlerce şükür sana Ya Kuddüs.

Sen olmasaydın, Ya Vedud, Ya Habib; biz, insan olarak ne kendimizi, ne birbirimizi, ne güzel çiçekleri, leziz yemekleri, ne de diğer tüm güzellikleri sevebilirdik. İyi ki varsın Ya Habib. Bizleri sevdin de yarattın, hem bizim kalbimize sevme duygusunu verdin. Sen olmasaydın, Ya Habib; ne Seni, yani yaratanımızı, ne O’nun sevgili Habib’ini(sav), ne de Sen’in(cc) Kur’anın nurlarını bizlere bu asırda ulaştıran âlimlerimizi, özellikle de zamanımızın müceddidini sevebilirdik, Ya Habib, Ya Mahbub, Ya Vedud.  

Sen olmasaydın, Ya Rahman, Ya Rahim; Sen’in merhametin olmasaydı biz olmazdık, bu âlemler olmazdı. Sen’in merhametin olmasaydı, ne bu dünya olurdu, ne onu şenlendiren bitkiler ve hayvanlar taifesi olurdu. Sen olduğun Ya Rahman, Sana inanmayanlar dahi bu dünyada sağlıkla ve mutlulukla yaşabiliyor. İyi ki varsın, Ya Rahim; merhametinin biz inananlara ahirette de devam edeceğini biliyor, inanıyor ve ona göre Sana binlerce şükür ediyoruz.

Sen olmasaydın, Ya Settar; bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hatalarımızı, işlediğimiz kusurları ve günahları kim setr edecekti (örtecekti). İyi ki varsın, Ya Settar; hatalarımızı örtmekle, bizi utanmaktan, sıkılmaktan, başkalarının yanında küçük düşmekten koruyorsun.

“İktidarsız ve ihtiyarsız bir yavrunun imdadına umulmadık bir yerden yani, kan ve fışkı ortasından beyaz, safi, temiz bir sütü” ; Sen olmasaydın kim gönderebilirdi Ya Vahid, Ya Ehad. İyi ki varsın Ya Vahid, Ya Ehad; “bir yavruya gerekli sütü gönderdiğin gibi, birden bütün yavruların pek çok harikulade ve pek çok şefkatkârane olan külli ve umumi iaşeleri ve validelerini onlara musahhar etmektesin. Sen olmasaydın Ya Vahid, Ya Ehad; o zaman bütün bu işler esbaba, tabiata ve tesadüfe havale edilirdi.”  İyi ki varsın, Ya Vahid, Ya Ehad.  

Sen olmasaydın, Ya Şafi; her türlü hastalıklarımızdan nasıl şifa bulurduk. Yalnız ilaçlar, tedavi şekilleri, doktorlar gibi görünen sebeplerden şifa ummak durumunda kalıp yanlış yollara sapabilirdik. İyi ki varsın Ya Şafi. “Zemin denilen hastane-i kübrada bulunan bütün dertlilere âlem denilen eczane-i ekberden ilaçların ve dermanlarınla şifayı ancak Sen ihsan edersin” . Sen olmasaydın Ya Şafi; bütün bunları başka kim yapabilirdi. İyi ki, varsın, Ya Şafi.

Sen olmasaydın; elbette ve muhakkak biz olmazdık Ya Vacib’ül Vücud.

DİPNOT:
1- Şualar. 2. Şua. Shf.18
2- Şualar. 2. Şua. Shf.18
3- agy

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*