Sıradaki seçimler

Her seçim heyecanlıdır. 12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde başlayan heyecan da hem adaylar için, hem de partiler için sona erdi. Millet seçimini yaptı, bundan sonra gözler seçilen vekillerde ve dolayısı ile partilerde olacak.

Geride bıraktığımız seçimde, pek çok ‘ilk’e de imza atılmış oldu. En başta, tahta oy sandıkları tarihe karıştı ki, ‘şeffaf sandık’ uygulaması çok daha önceden uygulanabilirdi.

Aynı şekilde oy verme kabinleri de değiştirilerek daha medenî, derli toplu kabinler kullanılmaya başlandı. Geçmiş yıllardaki seçimlerde bazen ‘ucube’ oy verme kabinleri hatırlanıyordu ki, o görüntüler Türkiye’ye yakışmıyordu. Bazen okul sıraları üst üste konularak, bazen de çamaşır makinesi ya da buzdolabı kolileriyle, her an yıkılabilecek ‘kabin’ler hazırlanıyordu. O günlerde de bu kabinlerin değiştirilmesi, daha uygun oy verme kabinleri hazırlanması gerektiği ifade ediliyordu, ama demek ki uygulama bu günlere nasipmiş.
“Evet” mühürleri de değişti ve artık ‘kendiliğinden boyanan, otomatik mühürler’le tercihler yapılıyor. Hatta yeni mühür, pek çok kişiyi şaşırttı, bazı vatandaşlar oylarını kullanabilmek için sandık görevlilerinden yardım istedi. Aslında bu durum, ceplerimizde en son teknoloji ürünü cihazlar taşısak da, onları kullanamadığımızı, bir anlamda teknoloji cahili olduğumuzu da gösterdi.
Sandık başına giderek 24. dönem milletvekili seçimlerini yapmış olduk. Seçimlerde, 50 milyonu aşkın seçmen 85 seçim çevresinde ve 200 bine yakın sandıkta oy kullandı. Seçim neticelerinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.
Bu arada, yurt dışındaki vatandaşların hâlâ tercihlerini ortaya koyamayışı, oy kullanamaması, sistemin buna izin vermemesi bir eksiklik. Nasıl ki şeffaf sandık ya da yeni ve kullanımı daha kolay olan yeni ‘evet’ mühürleri uygulaması yapıldı, aynı şekilde yurt dışındaki vatandaşların seçimlere bulundukları ülkelerden katılmaları da sağlanabilir. Yurt dışında yaşayan vatandaşların oylarının neticeyi değiştirip değiştirmemesi önemli değil. Önemi olan onlara da değer verdiğimizi göstermek. Maddî anlamda bizden daha fakir bazı ülkeler bunu yapabilirken, Türkiye’nin günümüz şartlarında bunu yapamaması kabul edilemez.
Bir adım sonra, yurt içinde olmakla beraber çeşitli sebeplerle seçim bölgesinde olmayan vatandaşların oy kullanabilmesi de temin edilmelidir. Nihayetinde internet devrindeyiz, herkesin bir TC kimlik numarası var. Sandık listelerinin tamamı sisteme yüklendikten sonra ve bazı yan tedbirler de alındıktan sonra isteyen istediği seçim bölgesinde, sandığında oy kullanabilmeli. “Olmaz, işler karışır” demeden önce bu işin mümkün olduğunu kabul etmek lâzım. Bütün sandıklar internet marifetiyle birbirine bağlansa, kimin nerede oy kullandığı takip edilemez mi? Hatta, oy kullananların anında fotoğrafları (elbette, oy kullanma kabininde değil, sandık kuruluna kimlik teslim edilip oy pusulası alınırken) bile çekilebilir, ki itiraza yer kalmasın.
Millet seçim sandığında tercihini ortaya koyduğuna göre, bundan sonra gözler parti liderlerinde olacak. Meydanlarda millete verilen sözler bakalım ne ölçüde yerine getirilecek? Nasıl ki mahkeme ‘kadı’ya/ hakime mülk değil, iktidar koltukları da hiçbir siyasetçiye mülk değil, kimsenin tapulu malı değil. Her siyasetçi, günü geldiğinde o koltukları boşaltacağının idrakinde olarak millete hizmet etmeli. Seçim meydanlarında en çok konuşulan konulardan biri ‘sivil anayasa’ idi. Bakalım ilk iş olarak bu konuya el atılacak mı? Her seçim neticeleri ile konuşulur. Bundan sonraki seçimler de öyle olacak.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*