Miraç Gecesi
Dua ve İstiğfar
Ey gizli lütufların sahibi Rabb’imiz! Bizleri korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eyle. Ya İlahi, bizleri, ana babalarımızı ve onların ana ve babalarını, meşayih ve üstadlarımızı, bahusus Üstad Bediüzzaman Said Nursî (r.a.) Hazretleri’ni ve umum merhum Nur talebelerini, sevdiklerimizi, akraba ve taallükatımızı, komşularımızı ve bütün din kardeşlerimizi, bize iyilik edenleri, hayır dua edenleri ve bizden hayır dua isteyenleri ve bizde hakları olanları ve bütün Ümmet-i Muhammed’i (a.s.m.) mağfiret buyur.
“Leyle-i Mi’rac, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i maneviye sırrıyla, inşaallah, her biriniz kırk bin dille tesbih eden bazı melekler gibi, kırk bin lisanla bu kıymettar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve duâlar edeceksiniz.
Ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibadetle şükredersiniz. Hem sizin tam ihtiyatınızı tebrik ile beraber, hakkımızda inayet-i Rabbaniye pek zâhir bir surette tecelli ettiğini tebşir ederiz. (Şuâlar)
Bu gecede dua fırsatını kaçırmamak gerek; dünya ve İslâm âlemi fırtınalarla sarsılıyor. Şahs-ı maneviyeye dahil olarak önce kendimiz, ailemiz ve sevdiklerimizden başlayarak kurtuluş kapılarının açılması için dua edelim.
Miraç: Kâinatın Rabbiyle Bir Sohbet
“Mi’rac, velâyet-i Ahmediyenin (asm) bütün velâyatın fevkinde bir külliyet, bir ulviyet suretinde bir tezahürüdür ki, bütün kâinatın Rabbi ismiyle, bütün mevcudatın Hâlık’ı ünvanıyla Cenab-ı Hakkın sohbetine ve münacatına müşerrefiyettir.” (Sözler)
Miraç: Âlemlerin Rabbi Olan Allah ile Peygamberimizin (a.s.m.) Sohbetidir
“En yüce sıfatlar Allah’a aittir.” (Nahl Sûresi, 16:60)
“İşte, şu temsil gibi, şu kâinat Hâlıkının ve Mâlikü’l-Mülk ve’l-Melekûtun ve Hâkim-i Ezel ve Ebedin iki tarzda mükâlemesi, sohbeti, iltifatı vardır: Birisi cüz’î ve has, diğeri küllî ve âmm. İşte, Mirac, velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) bütün velâyâtın fevkinde bir külliyet, bir ulviyet suretinde bir tezahürüdür ki, bütün kâinatın Rabbi ismiyle, bütün mevcudatın Hâlıkı ünvanıyla Cenâb-ı Hakkın sohbetine ve münâcâtına müşerrefiyettir.” (Otuz Birinci Söz)
“Velâyet ki, zıllden geçer, ikinci temsilin birinci adamına benzer. Risalette zıll yoktur; doğrudan doğruya Zât-ı Zülcelâlin ehadiyetine bakar, ikinci temsilin ikinci adamına benzer. Mirac ise, velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) keramet-i kübrâsı, hem mertebe-i ulyâsı olduğundan, risalet mertebesine inkılâb etmiş. Miracın bâtını velâyettir; halktan Hakka gitmiş. Zâhir-i Mirac risalettir; Haktan halka geliyor. Velâyet, kurbiyet merâtibinde sülûktür; çok merâtibin tayyına ve bir derece zamana muhtaçtır. Nur-u âzam olan risalet ise, akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafı sırrına bakar ki, bir ân-ı seyyale kâfidir. Onun için hadiste denilmiş: “Bir anda dönmüş, gelmiş.” (Otuz Birinci Söz)
Resul-ü Ekrem (ASM) hem kâinatın çekirdeği, hem de en mükemmel meyvesidir. Peygamberlerin (a.s.) en ekmeli, bütün evliyaların üstadı, insanlığın medar-ı iftiharıdır. Elbette ki böyle bir fahr-i insan en yüksek makama layıktır ve öyledir. Öyleyse Miraç da onun en büyük mucizesi olacaktır.
Miraç’ta Nasıl Bir Hız Vardı?
“Yine hatıra gelir ki: Dersin, “Birkaç dakikada binler sene mesafeyi kat’ etmek aklen muhaldir.”
Biz de deriz ki: Sâni-i Zülcelâlin san’atında, harekât nihayet derecede muhteliftir. Meselâ, savtın sür’atiyle ziya, elektrik, ruh, hayal sür’atleri ne kadar mütefavit olduğu malûm. Seyyârâtın dahi, fennen harekâtı o kadar muhteliftir ki, akıl hayrettedir. Acaba lâtif cismi, uruçta sür’atli olan ulvî ruhuna tâbi olmuş, ruh sür’atinde hareketi nasıl akla muhalif görünür?” (Otuz Birinci Söz)
Miraç’ın Meyveleri Nelerdir?
İmanın Esasları ve Şartları
“BİRİNCİ MEYVE: Erkân-ı imaniyenin hakaikini gözle görüp, melâikeyi, Cenneti, âhireti, hattâ Zât-ı Zülcelâli gözle müşahede etmek, kâinata ve beşere öyle bir hazine ve bir nur-u ezelî ve ebedî bir hediye getirmiştir ki, şu kâinatı perişan ve fâni karma karışık bir vaziyet-i mevhumeden çıkarıp, o nur ve o meyve ile, o kâinatı kudsî mektubât-ı Samedâniye, güzel âyine-i cemâl-i Zât-ı Ehadiye vaziyeti olan hakikatini göstermiş, kâinatı ve bütün zîşuuru sevindirip mesrur etmiş.”
Namaz Hediyesi
“İKİNCİ MEYVE: Sâni-i Mevcudat ve Sahib-i Kâinat ve Rabbü’l-Âlemîn olan Hâkim-i Ezel ve Ebedin marziyât-ı Rabbâniyesi olan İslâmiyetin—başta namaz olarak—esasatını cin ve inse hediye getirmiştir ki, o marziyâtı anlamak o kadar merak-âver ve saadet-âverdir ki tarif edilmez.”
Cennet Müjdesi
“ÜÇÜNCÜ MEYVE: Saadet-i ebediyenin definesini görüp, anahtarını alıp getirmiş, cin ve inse hediye etmiştir. Evet, Mirac vasıtasıyla ve kendi gözüyle Cenneti görmüş ve Rahmân-ı Zülcemâlin rahmetinin bâki cilvelerini müşahede etmiş ve saadet-i ebediyeyi kat’iyen, hakkalyakîn anlamış, saadet-i ebediyenin vücudunun müjdesini cin ve inse hediye etmiştir.”
Allah’ı Görmenin Mümkün Olduğu Müjdesi
“DÖRDÜNCÜ MEYVE: Rüyet-i cemâlullah meyvesini kendi aldığı gibi, o meyvenin her mü’mine dahi mümkün olduğunu cin ve inse hediye getirmiştir.”
İnsanı Çıkardığı Zirve ve Ona Verdiği Değer
“BEŞİNCİ MEYVE: İnsan, kâinatın kıymettar bir meyvesi ve Sâni-i Kâinatın nazdar sevgilisi olduğu, Mirac ile anlaşılmış ve o meyveyi cin ve inse getirmiştir. Küçük bir mahlûk, zayıf bir hayvan ve âciz bir zîşuur olan insanı, o meyve ile o kadar yüksek bir makama çıkarır ki, kâinatın bütün mevcudatı üstünde bir makam-ı fahr veriyor.” (Otuz Birinci Söz)
Ettehiyyatü’nün Sırrı
Miraç Gecesi’nde Allah ile Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in karşılıklı konuşmaları ve Cebrail (a.s.)’ın da bu konuşmaya eşlik ettiği cümlelerden oluşmaktadır.
Peygamber Efendimiz, Miraç’ta Yüce Yaradan’a şunu söylemişti:
“Ettahiyyatü lillâhi vassalevâtü vattayyibât
Hayat sahibi varlıkların hayatlarıyla sundukları ibadetler, dualar ve bütün güzel söz ve davranışlar Allah’a mahsustur.”
Ve Allah’tan da Peygamber Efendimiz’e selâm:
“Esselâmu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetillâhi ve berakâtuhu
Ey nebî! Selâm, Allah’ın rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun.”
Peygamber Efendimiz de ümmetini, yani bizleri her şeyden çok sevdiğinden şöyle dedi:
“Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn
Selâm bize ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun.”
Bu konuşmaya katılan Cebrail (a.s.) da şöyle dedi: Ve bu bizim şehadetimiz oldu.
“Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûluh
Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed, O’nun kulu ve Rasûlüdür.”
Ya Erhamer-Rahimin. Sonsuz rahmetini, ism-i azamın, Kur’an-ı Hakim’in, Habib-i Ekremin ve makbul kulların Leyle-i Miraç’ın ve diğer mübarek gecelerin hürmetine dualarımızı kabul buyur.
“Bu şuhur-u selâse, seksen küsur sene bir ömrü kazandırıyor. Elbette sizler gibi mücahidler, onu kazanmağa çalışacaksınız. Cenab-ı Hak her bir gecesini sizin hakkınızda Leyle-i Mi’rac ve Leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymetdar eylesin, âmîn.” (Kastamonu Lahikası)
Okuma Tavsiyesi
Otuz Birinci Söz
(Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir)