![]()
“Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levâzımatı tedarik etmekle mükelleftir.” (Sözler 241)
Allah C.C. rahmeti ile bu dünya misafirhanesine gönderdiği kullarına ahiret hayatını kazanmaları için başta Peygamberimiz (S.A.V.) ve diğer bütün Peygamberleri (A.S.) ve kitapları göndererek her türlü yardımı yaptığı gibi, bu misafirlerin uykuya dalmamaları, gidecekleri ve ebedî kalacakları ahiret yurduna iyi hazırlanmaları için tüm dünyanın dikkatini çekecek hâdiseler zuhura getirmektedir.
Son birkaç ay zarfında tüm dünyanın izlediği olayları bu açıdan ele alırsak gerçekten Rahmet-i İlâhiye’nin sonsuz tecellilerini hissedebilir ve kendimiz ve seyahatimiz için gerekli dersleri çıkarabiliriz.
Maduro Hadisesi: Rahat Döşekten Zindana
Maduro‘nun kaçırılışından başlayalım. Her türlü lüks ve konfor içinde sarayda yaşayan birisi idi. Akşam yemeğini yemiş, sabah kahvaltısını yapamayacağını hiç hatırına getirmeden yatağına girmişti. Vazifesi gereği ülkesi ile ilgili birçok düşüncesi ve planları vardı. Yani hepimiz gibi idi. Biz de aynı şekildeyiz, insan olarak Maduro’dan bir farkımız yok. İşin dünya siyasetini ilgilendiren tarafını konuşmuyorum. İnsan psikolojisi tarafından bakıyorum.
Rahat döşeğinde uyurken birden maskeli adamlarca el ve ayaklarından kelepçelenerek en güvenli olarak kabul ettiği sarayından alınıp hoop havadan zindana götürüldü.
Bu hadiseden almamız gereken ders: Öyle ise, kayıtlı ve kelepçeli olarak sevk edilmezden evvel, (Azrail A.S. ile karşılaşmadan evvel) Allah’ın davetine icabet et. (Mesnevî-i Nuriye 107)
Epstein Dosyası
Gelelim Epstein dosyasına. Sarayın kapısındaki it ile oynamaya esir olmuş bu mahlûk ve peşinden gidenler, zanlarına göre “kimse bizi görmüyor her istediğimizi yapabiliriz” diye her melaneti icra etmişler. Ama kazın ayağı öyle değilmiş. Bütün dünya rezilliklerini gördü. Şimdi saklanacak delik arıyorlar. Bilgisayar veya cep telefonlarını kullanırken istediklerini yazabileceklerini düşünüyorlardı. Şimdi toplum içine çıkacak yüzleri kalmadı.
İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. (Kaf Suresi 18) hakikatini daha ahirete gitmeden dünyada yaşadılar.
Bu hadiseden almamız gereken ders: Artık kim zerre ağırlığınca bir iyilik yapmışsa, onu görür. Kim de zerre kadar bir kötülük yapmışsa, onu görür. (Zilzal Suresi 7-8) ayet-i kerimesine hakka’l-yakîn inanmak ona göre salih amellerimizi arttırmaya çalışmaktır.
Küresel ısınma var, kutuplarda buzlar eriyor diye yaygara koparılıyor dünyayı sahipsizmiş gibi insanlara anlatmaya çalışıyorlardı. Hâlbuki her tarafta kar, kış, yağmur, sel almış başını gidiyor. Barajlarda sular azalmaya başlayınca baktım herkes bunlara “rahmet” nazarı ile bakmaya başlamış. Meteorolojik hâdiselerin başıboş olmadığını iyice anlamaya başlamış.
Sonra yağmura bakıyor, görür ki: O lâtif ve berrak ve tatlı ve hiçten ve gaybî bir hazine-i rahmetten gönderilen katrelerde o kadar Rahmânî hediyeler ve vazifeler var ki; güya “Rahmet, tecessüm ederek katreler suretinde hazine-i Rabbâniyeden akıyor” mânâsında olduğundan, yağmura “rahmet” namı verilmiştir. (Şuâlar 131)
Son bir hâdise de yurdumuzdan verelim. Adalet ve İçişleri Bakanları değişti. Birçok yaygara koptu daha da kopmaya devam ediyor. Devlet tarihimizde bilinen nice Sadrazamlar gelmişler mühürleri almışlar icraatlar yapmışlar. Şimdi berzah âlemindeler. Yani makamlarında değiller. Mühürleri de ellerinden alındı.
Bundan çıkarmamız gereken ders: Sahip olduğumuz her şey sonsuz ahiret hayatımız için birer imtihan vesilesi. Bunlara kendimizi kaptırmamamız gerekiyor.
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! (Bakara Suresi 155)
İ’lem eyyühe’l-aziz! Dört şey için dünyayı kesben değil, kalben terketmek lâzımdır:
-
Dünyanın ömrü kısa olup, sür’atle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle, visalin lezzeti zeval buluyor.
-
Dünyanın lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır.
-
Seni intizar etmekte ve senin de sür’atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın ziynetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir.
-
Düşmanlar ve haşerât-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki muvazene, kabir ile dünya arasındaki aynı muvazenedir. Maahaza, Cenâb-ı Hak da bir saatlik lezzeti terk etmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. (Mesnevî-i Nuriye 107)
Son Söz
Risale-i Nurlar Üstadımızın çileli hayatının meyvesidir. Nice meşakkatler ile yazılmış, yazdırılmıştır. Dikkatle okuyup ihlâs, sadakat ve sebat ile yaşamamız lâzım.