Sona yaklaşmak O’na yaklaşmaktır

Bugün üniversite sınavı var. Sınava giren gençlerimize, ‘Allah yardımcıları olsun.’ diyelim. Sınav stresi gerçekten hayatı da yorucu hale getiriyor.

Ama ne yaparsın ki, hayat böyle. Yorulmadan olmuyor. Rahatı bozmadan olmuyor. Çarpışma olmadan kazanılmıyor. Hatta çarpışmanın şiddeti oranında kazanılanlar anlam kazanıyor. Ter dökmeden, kupa havaya kaldırılmıyor.

Kanun böyle.

***
Pazar sohbeti gençlerimizden çoğu üniversiteye hazırlık öğrencisi. Onlara gerçekten çok duâ edelim. Güzel yerlere gelsinler. Başarılı olsunlar. Geldikleri makamlarda, mevkilerde adaletli davransınlar. Kimseciklerin hak ve hukuklarına girmesinler.

Zaten bizim de çabamız böyle bir insan yetişsinler diyedir.

Nitekim bu, önce kendilerine faydadır. Sonra ailelerine, akrabalarına ve derken bir dalgalanma halinde bütün bir ülkeye ve insanlığa faydadır.

Oluşmak için çaba harcadığımız havanın etkisinde kalacağımız muhakkak.

Hayat da bunun için var zaten.
Kimseye faydası olmayan bir hayattan veya sadece kendisine faydası olan bir hayattan Allah’a sığınmak lâzım.

İşte gençlerimiz okullar kazanma ideali içinde olurken, aynı zamanda böyle bir amaç içerisinde de bulunmalıdırlar.
***
Evinde sınava girecek bir bireyi olan ailenin nasıl bir halette olduğunu ben de biliyorum. Çünkü aynı durum bizim için de söz konusu.

Ama bakıyorum zamanında iyi çalışmışsanız, sona yaklaşınca rahatlıyorsunuz ve hatta bir an evvel çalışmanızın sonucunu almak için heyecanla bekliyorsunuz. Elbette çalışmamışsanız, yorulmamışsanız, tabir yerindeyse ekim yapmamışsanız, beklentileriniz boş olacaktır.

Bu Allah’ın kâinata koyduğu bir kanundur: ‘Çalışan kazanır’; ‘parayı veren düdüğü çalar’, ‘eken biçer’ hesabı.

Kızımla birlikte bütün sınava giren mü’min kardeşlerime zihin açıklığı, akıl aydınlığı ve kalp huzuru diliyorum.

Rabbim sizi sadece dünyevî imtihanda değil, ebedî hayat imtihanında da başarılı etsin. Hatta bu dünyevî imtihanla elde edeceklerinizi ebedî bir hayat kazanmaya vesile etsin.

Kazanın, güçlü olun ve imana, Kur’ân’a hizmet edin.
Hz. Ebû Bekir (ra) gibi, Hz. Âişe (ra) gibi aydınlık olun ve öylece müsbet şöhret bulun!
***
Bizim hazırlık gençleriyle birlikteyiz. Baktım çok heyecanlılar. ‘Hocam çok kaygılıyız, ne olacak halimiz?’ gibi bir halette bulunuyorlar. Biz de onlarla biraz sohbet ettik.

Onlara, ‘Canlarım benim! Hepinizi çok seviyorum. Candan seviyorum. Gerçekten sizler mü’min gençlersiniz. Sizin hallerinizi, durumlarınızı melekler alkışlıyorlar’ dedim.

Her hafta Nurlu sohbetlere geldiniz. Her hafta Hazret-i Peygamber’i (asm) okudunuz. Her hafta namazlarınızı kıldınız. Bu haftaların her bir saniyesi inşallah, Allah’ın rızasını kazanmak yolunda olduğu için bir yıl hükmündedir. İşte böyle geçen yılları hesaplayın; bakın ki, ebedî bir saadetli hayat karşımıza çıkmış inşaallah. Ne mutlu size!

Gençlerle konuştukça, ferahlandılar. Nefes aldılar.
Artık siz size düşeni yaptınız. Bundan sonrası Allah’ın etki alanıdır. Buraya karışma hakkımız yok. Son günlere kadar elimizden geleni yaparız, bize düşeni yaparız, ama sonuç Cenâb-ı Hakk’ın takdiridir.

O’nun kapsam alanına yaklaşınca kulun etki derecesi azalıyor. O’na yaklaşınca mesele kalmıyor. Yani işimiz Allah’a kalınca, en güzel makama, en güzel neticeye, bizim için en hayırlı sonuca kalmış oluyor.

Tıpkı ihtiyarlık gibi, tıpkı ağır bir hastalık gibi, tıpkı elinin, ayağının çekildiği, etkinin, yetkinin, imkânın beş para etmediği imtihan halleri gibi…

Evet, durum onu gösteriyor ki, ‘Sona yaklaşmak O’na yaklaşmaktır.’
O’na yakınsanız mesele yok. O’na yakınsanız huzura, saadete, güvene, sevgiye, nimetlere yakınsınız, mazharsınız demektir.
***
Rahat bir nefes alın ve ‘Elhamdülillah’ deyin.
Gençler rahatladılar. Şimdi onlar imtihandalar, tıpkı bizim gibi.
Ama ben, Pazar sohbetlerine katılan gençlerimizden, hazırlık öğrencisi olan ve çok harika denecek düzeyde Risâle-i Nur okuyan, matematik kadar, fizik kadar, kimya kadar, Risâle-i Nur okumalarını da, çalışmalarını da planlamış olan ve şimdilerde de, inşallah kazanacağı, adını dahi söylediği fakültede okuyacağı Nur Külliyatı’nın da siparişini veren kahramanları tebrik ediyorum.

Siz O’nun kapısını çalıyorsunuz, istemek verdiği için çalıştınız ve istiyorsunuz.
Üzerinde olduğumuz gemi seyir halinde. Sırtınızdaki çantaları, valizleri indirin ve üzerinde oturun, etrafı seyredin, tefekkür edin. İşte kulluk budur.

Bu ne muhteşem bir saadet! Bu ne muhteşem bir gençlik!
Tebrikler hepinize!
Gençliğiniz size ebedî bir gençliği kazandırsın.
İmtihanlarınız, sizin için en hayırlı şekliyle sonuçlansın.
O’na yakınsanız, problem yok.
Hızır (as) sizin yoldaşınız, yol arkadaşınız olsun!
Hoce hızır havvale tebe!

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*