EURONUR ÖZEL

Taassub-u Dini

Özel Makale / din

Ey ehl-i kitap! İslamiyet’i kabul etmekte size bir meşakkat yoktur; size ağır gelmesin. Zira, size bütün bütün dininizi terk etmenizi emretmiyor. Ancak, itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz diye teklifte bulunuyor. (İşârâtü’l-İ’câz 53)

Bir Kilise Ziyaretinin Hikâyesi

Uzun yıllar önce Mardin/İdil Meryem Ana Kilisesi’ne yolumuz düşmüştü. Yanımda bir pilot yüzbaşı vardı. Kilisenin papazı ile tanıştık. Biraz sohbet ettikten sonra söz oraya geldiği için papaz efendiye “siz Müslüman olsanız İsa (AS)’ı daha çok seversiniz. Ben İsa (AS)’ı sizden daha çok seviyorum” dedim. Papaz efendi şaşkınlıkla bana bakmaya başladı. “Nasıl yani?” diye sordu. “Kur’an’da İsa (AS) o kadar güzel anlatılıyor ki sevmemek elde değil” dedim. İşimizde acele olduğu için papaz efendinin şaşkın bakışları arasında oradan ayrıldık.

Pilot yüzbaşı bana döndü “ya sen ne yaptın?” dedi. “Ne oldu?” dedim. “Adama dinini değiştir dedin daha ne yapacaksın” dedi. “Bunlar din adamı uzmanlık sahaları bu. Yerinde sabit kalmasın gelişmeleri takip etsin incelesin, araştırsın istedim kötü mü yaptım?” dedim. “Teknolojik gelişmeler nasıl dikkatlice takip ediliyorsa dinin de o dikkatte takip edilmesi gerekir” dedim. Bir şey diyemedi.

Yukarıda arz ettiğimiz metin çok harika bir şekilde Hristiyanlardaki bu taassub-u diniyi kırıyor. Tahmin ederim Hristiyan ruhanileri ile ittifak yolu bu gerçeğin tezahür etmesi ile mümkün olabilecek.

“Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin.” (Mâide Sûresi, 51.) ayet-i kerimesi ise Münazarat’ta net şekilde açıklanmıştır.

Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte bu dostluk, kat’iyen nehy-i Kur’ânîde dahil değildir. (Münazarat 71)

“Ehl-i iman, değil Müslüman kardeşleriyle, belki Hristiyanın dindar ruhânîleriyle ittifak etmek ve medar-ı ihtilâf meseleleri nazara almamak, nizâ etmemek gerektir.” (Tarihçe-i Hayat 435)

“Hristiyan ruhanileri ile ittifak” kavramı, ahir zamanda hakiki dindar Hristiyanların, Kur’an ehli ile birleşerek ortak düşmanları olan dinsizlik ve zındıka cereyanlarına karşı dayanışma içine girmelerini ifade eder. Bu, inanç esaslarındaki ihtilafları erteleyerek, ahlaki ve manevi değerleri korumayı amaçlayan stratejik bir iş birliğidir. Dünyada gelişen olaylar bizi bu ittifaka mecbur değil hatta mahkûm ediyor.

…bu asrın aynen hilelerle, desiselerle, zulümlerle edyan-ı semaviye kâbesini, kıblegâhını dalâlet hesabına tahribe çalışan cebbar; mağrur ehl-i dalâletin tadlil ve idlâllerine… (Kastamonu Lâhikası 174)

Madem ki biz Risale-i Nur talebesiyiz bu konu bizim gündemimizin birinci maddesi olmalı. Aslında olmuştu da. Yıllar önce bu ihtiyaç görülmüş ve Afyon’da yapılan bir Yönetim Kurulu toplantısında bu konuda karar alınmış ilk sekreterya çalışması da Kurtköy dershanemizde yapılmıştı. Fakat devamı gelmedi.

Hem Âlem-i insaniyette inkâr-ı ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesât-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaati namı altında ve “Müslüman İsevîleri” ünvanına lâyık bir cemiyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak, beşeri inkâr-ı ulûhiyetten kurtaracak. (Mektubat 426)

Aslında çalışma programımız belli. Yol haritası çizilmiş. Yapmamız gereken her toplantıda konuşmalar bittikten, “tamam mı arkadaşlar herkes diyeceğini dedi mi” dedikten sonra, “haydi şimdi bu beş müşkül sualinin cevaplarını bulalım” dediğim gibi bu meselede de bu beş suali sorup cevap bulduğumuzda yolun yarısından fazlasını aşmışız demektir.

Kim, nerede, nasıl, ne ile, ne yapacak? İş burada başlıyor.

Haydi başlayalım isterseniz.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu