Tarih ışığında mağduriyetler

Mağdur; gadr kelimesinden türemiş olup haksızlığa, ihanete uğramak, hakları elinden alınmak, zulüm görmek, fizikî ve manevî işkenceler görmek manalarını ihtiva eder.

Son zamanlar da, Yeni Asya’nın mağduriyetleri gündeme getirip, mağdurun ve mazlumları hak ve adalet noktasında müdafaa etmesiyle; bir yandan saldırılara maruz kalması diğer yandan da içerden şikâyetler ve homurdanmalar üzerine, biz de bir hafıza yoklamasına gittik şöyle ki;

Hz. Âdem’den tâ Efendimize (asm) bütün Nebîler, Asr-ı Saadet’ten tâ günümüze bütün evliyâ, sıddıkîn, asfiyaya kadar Hak yolcuları Allah katında dost, sevgili olsalar da, fâni dünyanın garip ve mağdurudurlar.

İlk mağdurlardan Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın yer yüzüne inmeleriyle başlayan dünya çölü, Kabil’in Habil’i öldürmesine sahne olmuştu ki, mağduriyetler de başlamış oldu.

Peygamber (as) kıssalarına baktığımızda serapâ haksızlık zulüm ve mağduriyetlerle dolu.

Nuh (as), kavminin yalanlamalarıyla bütün yükünü bir gemiye alarak terk-i diyar etmedi mi?

Hz. İbrahim putları kırdığı için kor ateşlerde yakılmak istenilmedi mi?

Yusuf (as) kıskançlık yüzünden kardeşleri tarafından kuyuya, Zeliha tarafından da iftiraya uğrayarak zindanlara mahkûm edilmedi mi?

Eyüp (as) hastalıklardan muzdarip iken en yakınları tarafından bir başına terk edilmedi mi?

Cersis (as) kavmi tarafından defeatle derisi yüzülmedi mi?

Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya, kavmine Allah’ın emirlerini tebliğ ettikleri için parçalanarak şehid edilmediler mi?

Hz. İsa çarmıha gerilmek istenince göklere yükseltilmedi mi?

Ve en nihayet Levlakenin sahibi, Habib-i Ekrem (asm) müşriklerin türlü eziyet ve işkencelerinden; (haşa) mecnun, sihirbaz denilip kavmi tarafından baba yurdundan hicrete mecbur edilmedi mi?

Keza sahabe, her türlü işkence, zulüm ve tehcire uğratılmadı mı?

Hz. Ömer (ra) fetihler kurbanı, Hz. Osman (ra) Kur’ân, Hz. Ali (ra) adalet-i mahza, Hz. Hasan feragat, Hz. Hüseyin Kerbelâ şehidi..

Ehl-i Beyt imamları, evliya, asfiya, müçtehidin imamları, nice halife ve padişahlar din-i mübin için canları ve hayatları gadre uğramadı mı?

Tâ Asr-ı Saadet’ten günümüze kadar hak yolun müdafileri, mürşidlerinin mağduriyetleri yüzlerce cilde sığmayacak kadar sayısızdır.

AHİRZAMAN MAĞDURİYETLERİ

Ahir zamana geldiğimizde bütün zamanların toplamı kadar dini ihya etmek isteyenleri mağdur, mahkûm ve zulümlerle dâvâlarından vazgeçirmek istedikleri malûmdur.

Bediüzzaman ve Nur Talebeleri, İskilipli Atıf Hoca, M. Âkif, Süleyman Efendi v.d. Ne kadar dini dert edinen varsa deccallerin hışmına uğramış, ya tehcir, ya zindan ya da idamla mağdur edilmişler.

Ümmetinin bütün saadetleriyle alâkadar olan şefkat Peygamberi (asm) ahir zaman hadisatını haber vermiş; Deccale karşı Mehdi (as) etrafında kenetlenmeyi va’z etmişti.

Mehdi’nin (as) vasfeden hadîslerde;

Mehdi (as) ile Nebiler arasında benzerlikler olduğunu; Nuh (as) ile uzun ömürlü olmasına, İbrahim (as) ile doğumunun gizli olması ve halktan uzak durmasında; Musa (as) ile korku, yani tehlikelerin çokluğuyla; öldürme, tuzak kurma, tutuklanma, gözaltına alınma, sürgün gibi her türlü tehlikeyle iç içe olmasıyla, İsa (as) ile halkın onun hakkındaki ihtilâfa düşmesi (bir kısım insanların, ‘Hz. Mehdi (as) gelecek’, bir kısımının da ‘gelmeyecek’ demesinde); Eyyüb (as) ile, belâdan sonra kurtuluşun yetişmesinde (Hz. Mehdi’ye de (as) birçok zorluk, hastalık ve dert gelmesi; ancak aynı Hz. Eyüp gibi Allah’ın rahmetiyle hepsinden kurtulmasıyla)” 1 diye haber vermektedir.

İslâmın son ve en büyük kalesi iflâh olmamak üzere çökertilmiş, Cenab-ı Hakk’ın hıfz-ı inayetiyle dinin yeniden ihyası Bediüzzaman’la filiz vererek âlem-i İslâm’a umud olmuştu. Eğer bunca içten ve dıştan hücumlara karşı Risale-i Nur olmasaydı, kıyametin erken kopmasına sebep olacaktı belki de…

Ahirzamanın en büyük yolcusu ise mağduriyetleri bütün zerreleriyle yaşamış, Hak dediği için her türlü haklardan mahrum; canına, hürriyetine kast, seyahat ve ikamet hakları gasb, insanlarla görüşmek konuşmak, akraba-yı taallukatıyla hasret gidermesine, perdesinin kapanmasına bile müsaade edilmemiş, kısaca insanî bütün hukuku ketm edilmiş ve her türlü gadre uğramış mağduriyetler piridir. Zira son asrın imamı: “Biz hâkim değil mahkûmuz” der.

İmdi… Risale-i Nur’un medyadaki dili, mağdurların sesi olan Yeni Asya, mağduriyetleri yazmasın mı?!!

Ama… Aması yok…

Dipnot:

1- (Kemal’ud-Din s. 322, 31. babin 3. hadis)

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*