![]()
“Kadılar/hakimler/yargıçlar üç sınıftır. Birisi cennette, diğer ikisi ateştedir. Cennette olanı, hakkı bilip onunla hüküm verendir. İnsanlar arasında bilgisizce hüküm veren ile hakkı bilip hükümde haksızlık yapan ise ateştedir.” (Ebû Dâvud, Akdiye, 2; İbn Mâce, Ahkâm, 3)
Çocuklarımız Hukuk Fakültelerini kazanmak için canla başla çalışıyorlar. Kazandıkları zaman da anne baba olarak çok sevinip gururlanıyoruz. Okulu bitirip hâkim-savcı olduklarında da daha bir sevinip mutlu oluyoruz.
Yukarıdaki hadis-i şerife göre meseleye baktığımızda ise, 100 hâkim-savcıdan 33,3 tanesi ehl-i necat 66,6 tanesi ise azim tehlike altında olduğunu anlıyoruz. Bu orana göre çocuklarımız tehlikeli meslek ifa ediyorlar. Dünyanın fani fakat cazibedar ziynetleri de işin içine girince tehlike daha bir görünür hale geliyor.
Güncel olayları takip ettiğimizde ise yaşananların hadis-i şerifi teyit ettiği hemen anlaşılıyor. İnsanda binler hissiyat var hepsini kontrol edip hakiki maksatlarına tevcih etmek için öncelikle kuvvetli bir iman bulunması gerekiyor. İmandan hemen sonra salih amel geliyor ki bu da sağlam bir bilgi ve mesleki tecrübeyi istiyor. Ancak ahvâl makinesinin güzel işlemesi için bu da yeterli değil aşağıdakiler de lazım.
“Sual: Neden makine-i ahvâl güzelce işlemiyor? Cevap: Zira tecrübe, hamiyet, nûr-u kalb ve nûr-u fikri cem’ edenler, vezâife kifayet etmezler…” (Münazarat 39)
Bunlar da tamam olursa aşağıdaki müjde bu mesleği icra edenler için yıldız gibi parlıyor.
“Bir saat (veya bir gün) adaletle hükmetmek, bir sene (veya altmış sene) nafile ibadet’ten hayırlıdır.” (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, II, 58, 1721; bk. ez-Zeylâî, Nasbu’r-Râye, IV, 67)
Allah CC yeryüzündeki kullarını çeşitli şekillerde imtihan ediyor. Kimi davacı, kimi davalı, kimi de bunların arasında hak ile hüküm verecek hâkim veya hakem oluyor. Üç taraf da imtihan edildiklerinin bilincinde olmaları lazım.
Şimdi davacı davasını kazanırsa neyi dava etmiş ise o menfaati elde eder, davayı kaybeden de o kadar şey kaybeder. Ammaa hâkim veya hakem hak ile hükmetmemişse vay haline. Dünyada keyifle yaptığı bu meslekten huzur-u İlahide bin pişman olacak. Hele bir de davacı veya davalı taraftan dünyalık bir menfaat elde ederek hüküm vermiş ise burnundan fitil-fitil getirilecek. Onun için bu meslek tehlikeli diyoruz. Kendine güvenmeyen bu işe bulaşmasın diyoruz.
Gelelim Savcılık işine. İslam hukukunda modern anlamda bir savcılık kurumu olmasa da, kamu hakkını savunan ve suçluları takip eden hisbe teşkilatı ve mühtesib gibi görevliler mevcuttur. Toplum düzenini bozan fiilleri (ta’zir suçları) takip etmek, kamu güvenliğini sağlamak ve şikâyet üzerine davalar açmak, kadı (hakim) veya emniyet güçleri ile koordine çalışan bu görevlilerin sorumluluğundadır.
Yani isim ve unvanları değişse de toplumun ihtiyaçları gereği bir vazife ortaya çıktığı için bu işi de yapacak birileri lazım. Hâkim gibi olmasa da sonuçta hak ile ilgili bir iş yaptığı için hâkim, hakem mesleğinin içinde olup hadis-i şerifin şümulüne girer. Tehdit ve müjde aynen bunlar için de geçerlidir.
Bunların elinde “yetki” dediğimiz bir silah bulunuyor ki kime çevirse “eller yukarı” diyebilir ve ellerini kaldırmayanı da anlından vurabilir. Örneklerini her gün yaşıyoruz. Mesele kamu düzeni ile alakalı olduğu için “devletin âli menfaatleri” de göz önüne alınacaktır.
Devletin âli menfaatleri, devletin varlığını, güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve üstün çıkarlarını korumak amacıyla alınan kararları ve izlenen politikaları ifade eden “yüce çıkarlar” anlamına gelir. Genellikle dış politika, savunma ve stratejik konularda iktidarların “hikmet-i hükümet” (devlet aklı) anlayışıyla attığı adımları meşrulaştırmak için kullanılır.
İşte tam burada “hamiyet” devreye girer. Savcı eğer hamiyetli birisi ise, şahsi menfaatlerini hiç düşünmeden işini yapacaktır. Hamiyetfuruş veya sahte hamiyetfuruş ise kamu menfaati maskesi altında şahsi çıkarlarını takip eden süfli bir şahıs derekesine düşecektir. Bunların da akıbetleri berbattır. O yüzden bunlar da tehlikeli meslek icra ediyorlar. Kendilerine güvenmiyorsa bu işe hiç bulaşmasınlar.
Elhasıl Cenab-ı Hakkın HAK ismine ayna olmak kolay değildir. Ama bir o kadar da mükafatı çok büyüktür. Zira;
Madem Hak’tır, hukuku zayi etmeyecektir (Sözler 381)
Hukuku zayi etmekten endişe edenlerin bu mesleği hiç yapmamaları kendileri için daha hayırlıdır. Pazarda limon satsalar daha iyi bir meslek icra etmiş olurlar.