Unuttuk mu?

Bir yudum insan… Ama gönüllerinde kocaman bir sevda… Karşılarındakiler bilmese de fark etmese de… Küçücük yüreklerde bile sonsuz itimad var Allah’a olan… Biliyorlar ki, cehehennem boşa değil, cehennem de insanlar ister. Onlar Cennete gönderdiklerinin sevincinde, gözleri yaşlı olsada. Belki kapıları babaları tarafından bir daha çalınmayacak, ama biliyorlar ki, onları bekliyor olacak gittiği yerde.

İnşaallah şehit olan babasının, annesinin, kardeşinin, sevdiklerinin arkasında kalma korkusu olsa da içinde; hâlâ ümitli gözlerle bakmasını biliyorlar dünyaya… İslâma dayanmanın, Allahuekber sesinin lezzetini yaşarken bitiveriyor herşey… Bedenler yorgun olsada, yürekler sapasağlam hâlâ…

Biz sadece televizyondan gördüklerimizle, gazeteden okuduklarımızla, başkalarının duygularını dinleyerek bu ifadeleri söyleyebiliyoruz. Yaşamadığımız hallerin anlayamayacağımız taraflarını ancak yitik kelimelerle ifade edebiliyoruz.

Onlar o korkunç hallerin hepsini yaşadılar. Her gün şehirlerinde patlayan bombalarla gözlerini açtılar yeni doğan güne… Belki de o gözler hiç kapanmamıştı.“Kınama yetmez…”

Biz evlerimizde sahip olduğumuz yatağı, bize ihsan edilmiş yemeği, giymekten sıkıldığımız kıyafetlerimizi beğenmezken; onların artık hayatlarından lezzet almaya halleri yoktu.

Biz unuttuk olanları zaman geçtikçe. Gündemden düştükçe bizim de aklımızdan silindi. Unuttuk hallerini, nasıl yaşamak zorunda olduklarını… Dualarımızda bile yer etmez olmuşlardı artık. Sanki herşey bitmiş, izler silinivermişti ya… Bizim içinde bitivermişti herşey. Rahat yaşamamıza geri dönüvermiştik birden… Müslüman olduğumuzu, bir, bir, bine kadar bir, birbirlerimiz olduğunu unutuvermiştik. Ne kadar mutlu bir hayata bürünüvermiştik birden. Ne kadar çabuk olmuştu herşey. Her şey yerli yerindeydi ya, bizim içinde yalan dünyaya dönmek çokta zor olmamıştı. Bizim ki kolay yoldu ya, biz de onu seçtik.

Biz rahat ve boş dururken zulmün sahipleri hiçte o kadar masum değillerdi. Bizim unuttuğumuz yerde onlar yeniden hatırlatıyorlardı kendilerini; silinmeyecek izler bırakarak. Kiminin çocuğuna şefkatle bakan gözlerini aldı; kiminin bir daha koşamayacağı ayağını; kiminin hayallerini yazacağı ellerini… Ama biliyoruz ki bedeninden bir şey eksilse bile yüreklerinde İslâmın simgesi var. Zaten bu umutları olmasa yaşayabilirler mi bu savaşta?

Zalim, gaddar, merhametten yoksun, kalplerine yosun bağlamış insanlar –insan denemez zaten- oradaki masum yürekleri unutmuş vaziyetteler; kendi sonlarını hazırlarken, hazırladıklarından habersiz. Kararmış yüreklerinde, kara sevdalarını büyütürken, ahireti unutmuşken, adaletin sağlanacağından bihaberken, bedduaları birbir alırken üzerlerine, devam ediyorlar yollarına, dâvâlarına…

Son bulacak elbet bu zulüm… Bu dünya başlarına çökecek, ahiretleri zindan olacak… Yaşamak istediklerini şimdi yaşasınlar. Yalancı dünyalarının keyfini şimdi çıkarsınlar. Tam adalet hüküm sürmeye başladığında bilmedikleri ve beklemedikleri sonlarıyla başbaşa kalacaklar.

Yaşasın zalimler için Cehennem…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*