EURONUR ÖZEL

Ünvan-ı Mülâhaza ve Mirsad-ı Tefekkür meselesi

“Bu gelecek Beş İşarette, şuûnât-ı rububiyeti rasat etmek için, birer sönük, küçük dürbün nev’inden birer temsil yazılacak. Bu temsiller şuûnât-ı rububiyetin hakikatini tutamaz, ihata edemez, mikyas olamaz; fakat baktırabilir. O gelecek temsilâtta ve geçen remizlerde, Zât-ı Akdesin şuûnâtına münasip olmayan tabirat, temsilin kusuruna aittir. Meselâ, lezzet ve sürur ve memnuniyetin bizce malûm mânâları, şuûnât-ı mukaddeseyi ifade edemiyor; fakat birer ünvan-ı mülâhazadır, birer mirsad-ı tefekkürdür.(Mektubat, s.411)”

24. Mektupta geçen mezkur ifade Cenab-ı Hakkın şuunat, fiil ve isimlerinin tecellilerini anlama noktasında mühim manalar taşımakta. Mezkur mektupta beş adet temsil ve misal yazılmış. Maksat ise şuûnât-ı rububiyeti rasat etmek. Dikkat ediniz burada rasat kelimesi kullanılmakta. Yani bir gözlem meselesi.

Temsil ve misal ise bir izahat ve tanımlama şeklidir. Misal yolu ile bazı hakikatleri anlar ve umumi işleyişi bir ölçüde idrak edebiliriz. Ancak hangi temsil olursa olsun, hangi misal verilirse verilsin ve hangi izah yapılırsa yapılsın “şuûnât-ı rububiyetin hakikatini” tam olarak anlatamaz.

Bu nedenle her temsil ve misal o ulvi hakikatlere bir bakma vesilesidir. Mahiyetini tam olarak anlama vesilesi değil.

İşte “ünvan-ı mülâhaza ve mirsad-ı tefekkür” tabirleri tam olarak bunu ifade eder. Zaten Cenab-ı Hakkın tüm isim ve sıfatlarına ve zatına bu şekilde bakabiliriz. Yani hiçbir şekilde isim ve sıfat ve şuunatın mahiyeti tam olarak bilinmez.

Mesela Allah’ın büyüklüğünü ifade etmek için “Allahu Ekber” diyoruz. Yani Allah her şeyden büyüktür diye tanımlama yapıyoruz. Peki Allah ne kadar büyüktür? Bu sorunun cevabı için önce şu kainata bakıyoruz. Bu günkü ilmi verilere göre kainatın çapı yaklaşık 13 milyar ışık yılı. Bu görebildiğimiz çap. Görünmeyen çapının ise 99 milyar ışık yılı olduğu tahmin ediliyor. Bu öyle büyük bir rakam ki hayal hızı bile bu çapı ölçmeye yetmez.

Öyle ise bu günkü verilere bakarak Allah 99 milyar ışık yılı çapındaki bir kainata aynı anda hükmedecek kadar büyüktür diyebiliriz. Peki bu durum Allah’ın büyüklüğünü tam olarak tanımlar mı? Elbette ki hayır. Bu bizim tasavvurumuzdur. Bu tasavvur da çok daha fazla genişleyebilir.

Şöyle ki:

Allah kainatın çapı olan 99 milyar ışık yılının 99 kez çarpımından, onun da yine 99 kez çarpımından onun da yine çarpımından milyar kez milyar çarpımından ve daha da tasavvurumuz içindeki en büyük sayının da çarpımından meydana gelecek bir kainatta hükmetmekten daha da büyüktür diyebiliriz.

Peki bu tasavvurumuz dahi Allahu Ekber lafz-ı alisini tam olarak tanımlar mı? Elbette ki hayır.

Zira biz ne düşünürsek düşünelim, ne kadar büyük tasavvur edersek edelim, Allah’ın büyüklüğü konusunda ne kadar tahmin yaparsak yapalım Allah bunların hepsinden daha büyüktür.

İşte Allahu Ekber kelimesi bile “ünvan-ı mülâhaza ve mirsad-ı tefekkürdür” ki yukarıda anlatmaya çalıştığımız hakikate işaret eder.

Bu husus Allah’ın tüm isim ve sıfatları için geçerlidir.

Mesela Allah Alimdir, ilim sahibidir. Ne kadar ilim sahibidir? Biz ne kadar büyük ve çok düşünsek, tüm akıllar bir araya gelse ve bu ilmi anlamaya çalışsa, bütün tahmin ve tasavvurlardan daha ileri, daha büyük ve daha çok ilme sahiptir.

Allah Hayy ve Kayyumdur. Bütün yaratılan hayatlar bir araya gelse Hayy ve Kayyum isminin azametini, yüceliğini ve mahiyetini kavrayamazlar ancak varlığı ile ilgili bir bilgi sahibi olurlar.

Demek ki “ünvan-ı mülâhazadır, mirsad-ı tefekkür” meselesi bütün isim ve sıfatlar için geçerlidir. Onun için de misal ve temsil yolu kullanılarak bazı ulvi hakikatlerin zihinlere yakınlaştırılması hedeflenmiştir. Misal ve temsil yolu ise hem Kuran’da hem de Nurlarda çok sık başvurulan bir anlatma tekniğidir.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu