Yağmur ve rahmet oluşu

Dünya üzerinde korona musîbeti devam ederken özellikle ülkemizde ayrıca bir de kuraklık ve yağmursuzluk musîbeti ile imtihandayız. Bunun sonucu olarak da, geçen günlerde Cuma namazından sonra bütün camilerde ‘yağmur duâsı’ yapıldı.
Yağmurun yaratılması için sebepler tahtında; bulutlar toplanır, gök gürler, şimşek çakar peşinden de canlıların hayat kaynağı yağmur, rahmet gelir. Baktığımızda, “bu kâinat yüzünde hususan zemin sahifesinde, gayet muntazam bir faaliyet görünüyor.” (Mektubat. 386) İşte bu faaliyetlerden biri de yağmurun yeryüzüne yağmasıdır.

Yağmurun yaratılması, yağması, birçok güzel ve hayırlı sonuçları olduğu gibi bazılarına göre kötü ve çirkin sonuçları da olabilir.

Üstad bunu şöyle açıklamaktadır: “Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var; bütünü de güzeldir. Sû-i ihtiyârıyla bazıları yağmurdan zarar görse, ‘Yağmurun icadı rahmet değildir’ diyemez, ‘Yağmurun halkı şerdir’ diye hükmedemez. Belki sû-i ihtiyarıyla ve kesbiyle onun hakkında şer oldu.” (Mektubat, s. 71)

Çünkü “halk ve icat bütün netaice bakar.” Canlıların özellikle insanların ekseriyetinin yağmurun yağmasından dolayı fayda görmesi bazılarının zarar görmesi, yağmurun Rahmet yönünün daha fazla olmasını hatıra getirir.

Meselâ 18. Söz’de her varlığın ya bizzat veya neticelerinden dolayı güzel kabul edildiği anlatılırken, yağmurun da bu kaideye dahil olduğu şöyle anlatılıyor: “Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında, nihayetsiz güzel çiçek ve muntazam nebatatın tebessümleri saklanmış.”

Yağmurun rahmet olmasını ve yağmura rahmet ismi verilmesi yine Mektubat’ta Cenab-ı Hakk’ın ilm-i muhiti anlatılırken şöyle belirtiliyor: “Hem bütün mevcudata şamil, her bir mevcuda lâyık bir surette rahmetin taltifatı, bir rahmet-i vâsia içinde bir ilm-i muhiti gösteriyor. Çünkü meselâ, zihayatın etfallerini (yavrularını) süt ile iaşe eden ve zeminin suya muhtaç nebatatına yağmur ile yardım eden, elbette etfali tanır, ihtiyaçlarını bilir ve o nebatatı görür ve yağmurun onlara lüzumunu derk eder; sonra gönderir.” (Mektubat, s. 411)

Peki, yağmur nedir? Fen kitaplarındaki tarifi şöyledir: Her bulut, milyonlarca su buharından meydana gelir. Isının düşmesi ile birlikte buharlar su damlalarına dönüşür. Önce bulutun sonra yağmurun oluşabilmesi için havadaki nem oranının yüzde yüzü aşması gerekir.

Yine bu konuda da Risale-i Nur’a müracaat ettiğimizde tarif şu şekilde yapılır: “Tabaka-i havaiyede münteşir buhar-ı mâînin zerrelerine irade-i İlâhiye emrettiği vakit, o zerreler her taraftan “lebbeyk!” diyerek toplanmaya başlarlar ve bulut şeklini alıp, irade-i İlâhiyeye emirber olarak hazır dururlar. Yine irade-i İlâhiyenin emriyle bir kısım zerreler şiddet-i tazyik ve tekâsüfle beraber tebârüd ederek, katrelere inkılâp ederler. Sonra kanunların mümessilleri ve nizamatın ma’kesleri denilen melâikelerden, o katrelere münasip yaratılan melâikeler vasıtasıyla, o katreler müzahemetsiz, müsademesiz nüzul ederler ve yere düşerler. Lâkin cevv-i havada muvazenenin muhafazası için yağan katrelerden boş kalan yerler, denizlerden ve yerlerden kalkan buharlarla doldurulur. (İşarat’ul İ’caz. 207)

Yağmurun sesini dinlediniz mi? Meselâ çisenti şeklinde yağan yağmurun sesini pek duyamazsınız. Ama şiddetli ve sağanak halinde yağan yağmurun hem sesini duyar hem de içinize bazen bir korku bile gelebilir.

Yağmurun damlaları, katreleri, her biri, inancımıza göre birer melek tarafından bulutlardan yeryüzüne indiriliyor.

Bunun açıklaması da şöyle olabilir: çok şiddetli rüzgâr ile yağdığında bile gözlemlediğimizde, yağmur katrelerinin arasında hangi eğim olursa olsun birbirine değmeden, çarpmadan ve belli bir açıda, düzenli yağıp büyük bir su kütlesi halinde yağmamaları. Bu durum bile yağmura Rahmet isminin verilmesinin bir sebebi olabilir.

Bizim duâmız şöyle olsun: “Yarabbi, bizlere başı ve sonu Rahmet olacak yağmurlar yağdır. Âmin!’

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*