EURONUR ÖZEL

Yapay Et

Özel Makale / et

Yapay et, modern bilimin insanlığa sunduğu umut verici bir çözüm gibi görünse de, kadim inançların ve kutsal metinlerin ışığında yeniden ele alınması gereken derin bir meseledir.
Bu teknoloji, sadece laboratuvar tüplerinde üretilen bir gıda maddesi değil, aynı zamanda insanın yaratılış, rızık ve helal-haram sınırları hakkındaki algısını sorgulamaya davet eden bir meydan okumadır.
Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim, insanı, yeryüzünün halifesi olarak tanımlar ve onun emrine yeryüzündeki tüm nimetleri sunar.
Cenab-ı Hak, hayvanları da bu nimetlerin bir parçası olarak yaratmış ve “Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.” (Nahl Suresi, 66. ayet) buyurarak, doğal gıdaların kaynağına işaret eder.
Bu ayet, gıdanın fıtri bir döngü içinde, saf ve doğal yollardan geldiğini vurgular. Yapay et ise bu döngüyü atlayarak, insan eliyle, kontrollü bir ortamda varlık bulur.
Peki, bu yapay süreç, Kur’an-ı Kerim’in bahsettiği “nimet” kavramına uygun mudur?

Yapay Et Fıtrata Müdahale mi, Aklın Meyvesi mi?

Modern tıp, genetik bilimler ve biyoteknoloji, insanın bilincini ve kabiliyetini artırsa da, her zaman bir sınırda durur.
Laboratuvar ortamında et üretimi, yaratıcının mükemmel döngüsüne bir müdahale midir, yoksa verilen aklın bir meyvesi mi?
Aslında “İlim, insanın fıtratını keşfetme çabasıdır” sözünü hatırladığımızda, yapay etin, fıtratı anlama ve onu yeni bir şekilde kullanma girişimi olduğunu düşünebiliriz.
Ancak, burada asıl soru, bu çabanın helal-haram sınırlarını aşıp aşmadığıdır.

İslam Fıkhında İki Temel Endişe: Hücre Kaynağı ve Besin Ortamı

İslam fıkıh âlimleri, yapay etin helalliği konusunda iki ana mesele üzerinde durmaktadır: Hücre kaynağı ve besin ortamı.

1. Hücrenin Menşei: “Zebh”in Yeri Neresidir?

İslam hukukunda bir hayvanın etinin helal sayılması için, o hayvanın İslami usullere göre “Bismillah” denilerek kesilmesi (zebh) şartı aranır.
Yapay et üretiminde ise, hücreler genellikle canlı bir hayvandan biyopsi yoluyla alınır. Bu durumda, hayvan ne kesilir ne de ölür.
Bu durum, “Kesilmemiş hayvanın eti haramdır” (el-Meyte haramun) hükmüyle çelişiyor gibi görünmektedir.
Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muhammed Ekmel bin Ebu Hasan’ın araştırmasına göre, hücrelerin helal kesim yapılmış bir hayvandan alınması gerektiği yönünde güçlü görüşler bulunmaktadır.¹
Bu yaklaşım, teknolojik süreci dini bir ritüelle bağlayarak helal bir başlangıç noktası sunar.
Ancak, tüm yapay et şirketleri bu şartı yerine getirmeye hazır mıdır?

2. Büyüme Ortamı: Haram Maddelerin Varlığı

Belki de en büyük fıkhi endişe, yapay etin büyüme ortamında kullanılan maddelerdir. Genellikle, bu ortamlarda Fetal Sığır Serumu (FBS) kullanılır. FBS, İslami usullere göre kesilmemiş bir sığır yavrusunun kanından elde edilir.
Bu durum, İslam fıkhındaki “bir şeye haram bir madde karıştığı takdirde, o şey de haram olur” prensibine aykırı düşer.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Helal bellidir, haram bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve namusunu korumuş olur.”²
Bu hadis, Müslümanların şüpheli durumlardan kaçınması gerektiğini açıkça belirtir. Yapay etin üretiminde kullanılan bu tür haram veya şüpheli maddeler, nihai ürünün helalliğini tartışmalı hale getirmektedir.
Ancak, sevindirici olan şudur ki, bilim bu endişeyi gidermek için alternatifler aramaktadır. Bitki bazlı büyüme ortamları, hayvanlardan elde edilen maddelerin yerini almaya adaydır.
Singapur, 2020 yılında, bitki bazlı bir besin ortamında üretilen yapay tavuk etinin satışına onay vererek, bu konuda önemli bir adım atmıştır.³
Bu, dini endişeleri giderecek ve yapay etin helal sertifikası almasını kolaylaştıracak bir yoldur.

Kültürel ve Duygusal Bağ: Doğal Olana Vefasızlık mı?

Yapay et, sadece fıkıh kitaplarının sayfalarında tartışılan bir konu değildir.
O, aynı zamanda bir duygu meselesidir. Geleneksel et, atalarımızdan kalan bir miras, bayram sofralarının bereketi ve kültürel kimliğimizin bir parçasıdır.
Yapay etin, “doğal” olandan kopuşu temsil etmesi, bazı Müslümanları derinden etkilemektedir. Kimileri için laboratuvar ortamında üretilmiş bir gıda, Allah’ın verdiği doğal nimete bir vefasızlık gibi gelebilir.
Bu duygu, “O Allah ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı.” (Secde Suresi, 7. ayet) ayetiyle desteklenebilir. Bu ayet, Yaratıcının eserinin mükemmelliğine işaret eder. Geleneksel et, bu mükemmelliğin bir parçasıdır.
Peki, insanın kendi çabasıyla keşfettiği yeni bir şey, bu mükemmelliğe ortak olabilir mi?

Yapay et, 21. yüzyılın Müslümanlarına, sadece tabağındaki yemeğin değil, aynı zamanda yaratılışın, fıtratın ve kutsal sınırların anlamını yeniden düşünme fırsatı sunmaktadır.
Bu teknoloji, henüz helal-haram dengesinde sağlam bir zemine oturmamış olsa da, ilmi gelişmeler ve İslam âlimlerinin gayretleri, bu düğümü çözmeye adaydır.
Gelecekte, eğer hücreler helal kesim yapılmış hayvanlardan alınır ve besin ortamları haram maddelerden arındırılırsa, yapay et, geleneksel etin yanında yerini alabilir.
Unutmamalıyız ki, dinimiz, şüphelerden uzak durmayı emreder. Bu sebeple, yapay etin helalliği konusunda net bir fetva verilinceye kadar, her Müslüman’ın kendi vicdanını ve fıkhi bilgisini kullanarak hareket etmesi en doğru yol olacaktır.

Dipnotlar:

  1. Hasan, Muhammed Akmal bin Abu. (2021). “Kültürlenmiş Et Üzerine Bir Fetva.” Uluslararası Fıkıh ve Usul-i Fıkıh Araştırmaları Dergisi, 1(1), 1-10.

  2. Buhârî, İman, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

  3. Loo, M. ve Ng, C. (2020, 2 Aralık). Singapur, laboratuvarda yetiştirilen et için dünyada ilk düzenleyici onayı verdi. Channel News Asia.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu