Yemediğin ekmeği bana verir misin?

Geçenlerde Yeni Asya’nın (11.12.2011) birinci sayfasında, hemen logonun yanındaki bir haber dikkatimi çekti. ”Her gün 5 milyon ekmek çöpe atılıyor” başlıklı o haberi okuyunca, zaten bu işlerden bîzar olan biri olarak “Bu konuyu yazalım” dedik.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla Kütahya, Eskişehir vilâyetlerine gitmiştik. Arkadaşın işi icabı gittiğimiz bir sitede, o işine gidince, ben de arabadan inmeden sağı solu inceliyordum. Vakit de akşam, ortalık karanlıktı. Baktım yan tarafta sitenin bahçe duvarlarına boydan boya elbise askısı gibi, sırayla bir çok askı yapmışlar ve bir çoğunda da poşetle bir şey asılı. Dikkat kesildim “Acaba nedir?” diye. Baktım ki her poşette ekmek, şaşırdım. “Allah Allah! Demek artık bu ekmek israfı resmîleşmiş ve düzenli bir hale getirmişler!” dedim.

Yani, gerçekten şaşılacak bir şey. Hani özellikle büyük şehirlerde bir çok apartman ve evin önünde böyle şeyleri tek tük görürüz de, ama böyle toplu olarak bu iş için tahsis edilmiş kısmı görmemiştik. Nimetin kıymetini bilmeyen, hâssaten büyük şehir insanları, bu ekmek israfçılarının başında geliyor. Şehirlerdeki mahalleler, fakirden zengine doğru gittikçe, daha da fazlalaşır bu israf. Yani, maalesef bunu bazı fakir mahallelerde de müşahede ediyoruz. “Boşa gitmiyor, sütçüye veriyoruz” deseler de, yine de yapılan ekmek israfıdır.

Halbuki nimet şükür ister, israf ise nimete karşı bir nevî hakaret olduğundan hoş karşılanan bir durum değildir.
Ecdadımız iki şeye hürmet eder, öper başının üstüne koyardı. Bunlardan biri, kelâm-ı İlâhî olan Kur’ân-ı Kerîm; diğeri de nimet-i İlâhî olan ekmekti. Yerde Kur’ân’a ait bir parça da görse, bir parça ekmek de görse hemen yerden alarak, onlara hürmet ederdi. Ama şimdi öyle mi?

İşte bu hürmet kalktığı veya zayıfladığı için çeşitli sıkıntılar çekmekteyiz millet olarak. Allah muhafaza, bu ekmeği veren Rabbimiz, elimizden almasını da bilir. Öyle bir durum olsa ne yaparız, bir düşünün? Gerek memleketimizin bazı yerlerinde olsun, gerek dünyanın bir çok memleketinde (Afrika kıt’ası başta olmak üzere) olsun, bir dilim ekmeğe muhtaç insanlar varken, ekmeği böyle hürmetsizce israf etmek ne kadar ayıp, ne kadar günah, ne kadar hürmetsizliktir değil mi? Halbuki o insanlar mânen bu israf ehline şunu söylüyorlar: “Lütfen, yemediğin ekmeği bana verir misin?”

Evet, israf etmeyelim. Yiyelim, içelim, ama israf etmeyelim. Düşünün, günde beş milyon ekmek, bugünkü parasıyla beş milyon TL demektir. Eski parayla beş trilyon. Bu ne demektir Allah aşkına?

Annemin, rahmetli annemin, ekmeği israf ettiğini hiç hatırlamam. Bizim evimiz “ekmeğin çöpe dökülmediği” bir evdi. Bayat ekmekleri bir şekilde; tatlı, tuzlu, yumurtalı olarak değerlendirir, yine çöpe atmazdı anacığım, Allah rahmet eylesin.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*