Yeni Asya: Demokratlara nokta-i istinad

Emirdağ Lahikası’nda “Nur Talebeleri ve Nurcu üniversite gençliği adına Sadık, Sungur, Ziya” imzasıyla yer alan bir mektupta şöyle bir cümle okuyoruz:

“İttihad-ı İslamdan olan Nurcular büyük bir yekûn teşkil eder, Demokratlara bir nokta-i istinaddır.”

Aynı eserde bu manayı farklı boyutlarıyla tamamlayan daha birçok mektup var.

Siyasetteki Demokrat çizgi ve geleneği 2. Meşrutiyet dönemindeki Ahrar hareketinden itibaren yakından takip eden ve hem fikir, hem de 1950’den sonra oy desteği veren Üstad Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu bu duruş, vefatından sonra talebeleri tarafından da devam ettirildi.

27 Mayıs sonrasındaki çalkantılı yıllarda bilhassa Zübeyir Gündüzalp’in bu noktada büyük emekleri oldu.

Risale-i Nur’un medyadaki dili olarak onun mihmandarlığında hizmete giren Yeni Asya da aynı çizgide yayın yaptı.

Hep Demokrat hükümetleri hedef alan darbelere karşı kararlı bir mücadele verdi.

12 Mart’ta da, 12 Eylül’de de, 28 Şubat’ta da Demokratlara nokta-i istinad oldu.

12 Martçıların 1973 seçiminde cumhurbaşkanlığını da alma planlarının bozulmasında, o günkü Demokrat kadroların verdiği mücadelenin başarıyla sonuçlanması sürecinde Yeni Asya’nın önemli bir rolü oldu.

12 Eylülcülerin getirdiği siyasî yasaklar yine Yeni Asya’nın tek başına ve çok ağır bedeller ödeyerek verdiği mücadele ile kalktı.

Keza 28 Şubat’ta verilen hukuk ve demokrasi mücadelesinde de Yeni Asya aynı öncülük misyonunu üstlendi.

Demokratlık kavramının ihtiva ettiği mana ve değerlerin muhafazası ve canlı tutulması için Yeni Asya’nın verdiği mücadele bugün de tek adam rejimine karşı aynı kararlılıkla ve yine ağır bedeller ödeme pahasına devam ediyor.

Bütün bunlar, DP Genel Sekreteri Doç. Dr. Serhan Yücel’in geçtiğimiz günlerde gazetemizde yayınlanan röportajındaki şu sözlerde ifadesini buldu:

“Yeni Asya, gerçekten ‘demokratlara nokta-i istinad’dır. Ben öğrenciliğimden beri hep Demokrat misyonun içinde oldum. Rahmetli Aydın Menderes’le, rahmetli Süleyman Demirel’le çalıştım. Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde tarih danışmanlığı yaptım. Gerek Menderes’le, gerekse Demirel’le çalıştığım dönemlerde, daha sonra DP’ye Genel Sekreter olduğum zamanda Yeni Asya camiasıyla hukukum var. Bu kadar uzun yıllar çizgisinde kırılma olmaması gerçekten takdire şâyan. Resmî ilân baskısına, basın kartlarının yenilenmemesine, gri pasaport verilmemesine; dayatılan onca kanunsuzluğa, haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe rağmen Yeni Asya’nın çizgisinde kırılma olmadı, bu çağda böyle bir tutarlılığı izlemek önemli. DP Genel Sekreteri olarak Yeni Asya camiasına şükranlarımı arz ediyorum.”

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*