Yeni Asya ve 50. Yıl

Üstad Bediüzzaman diyor ki:
“Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler; emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz.”
Osmanlı için söylenmiş bu söz.
“Osmanlıyı öldürüp, parçalayacaklar” diye ümitsizliğe kapılanlara ümit vermiş Üstad.
Ancak;
Bu söz sanki bir ölçüde Yeni Asya için de söylenmiş gibi.
Öyle değil mi gerçekten?
Şöyle bir bakın yakın geçmişe!..
İşte 12 Eylül darbesi.
Aylarca kapatılmış Yeni Asya. Müntesipleri parçalanmış, en ağır darbeler indirilmiş.
Sonra Yeni Nesil olarak dirilmiş.
Ardından yine darbeler, yazarlarını kapı dışına koymalar, tekrarlanan iç karışıklıklar, 28 Şubatlar…
İşte en yakın fitne de 15 Temmuz…
Her seferinde yıktık, bitirdik, öldürdük demişler.
Artık bunlar belini doğrultamaz diye hükmetmişler.
Ama nafile…
Yeni Asya yine ayakta, dimdik.
Her defasında küllerinden doğan bir Zümrüd-ü Anka kuşu sanki.
Belki Yeni Asya’yı böldük, parçaladık, öldürdük zannetmişler.
Lakin;
On öldürmüşler yüz dirilmiş…
Yüz öldürmüşler, üç yüz dirilmiş…
Harikalar asrının parlak dönemlerindeyiz.
Emin olunuz üç yüz öldürseler üç bin diriliriz.
Üç bin öldürseler üç milyon diriliriz.
Öyleyse Yeni Asya ile uğraşmak beyhude yorulmaktır.
Yeni Asya yılmaz ve yıkılmaz.
Bunlar hamaset değil, bizzat gerçeğin ta kendisidir.
Yakın tarihin şehadeti reddedilmez bir gerçektir.
Çünkü onun davası Risale-i Nur davasıdır.
Risale-i Nur ise binlerce kez testten geçmiş sönmez ve söndürülmez bir Nur-u Azamdır.
Onun için diyoruz ki:
Yeni Asya Risale-i Nurun manevi bir ordusudur.
Üstad Bediüzzaman’ın bahadır bir evladıdır.
İşte bu bahadır evlat 50. yılına giriyor.
Nasıl ki 2020 yılında EuroNur 20. yılını geride bırakmış.
Yeni Asya da 2020 yılında elli koca yılı devirmiş.
Olgunluk çağına gelmiş.
İnşallah yılların tecrübesi ile daha nice ellinci yıllara gidecek, kıyamete kadar Risale-i Nur gibi ulvi bir davanın sözcülüğünü yapmaya devam edecektir.
Bunun için de her zaman güzide okuyucunun desteğine ihtiyaç vardır.
Gazetemizde görüyorsunuz.
Bir 50. yıl kampanyası düzenlenmiş.
Abone sayısını arttırmaya yönelik bir kampanya bu.
Elbette ki Yeni Asya’nın kadirşinas okuyucusu buna destek verecektir, veriyor da zaten.
Bu önemli.
Çünkü ekonomik kriz her tarafı sarmış durumda.
Koca koca şirketlerin konkordato ilan ettiği bir ortamda, tabi ki basın sektörü de etkilenecektir.
Bu global kriz döneminden en az hasarla çıkmak lazım.
Bunun için de okuyucu desteği önemli.
Gücü yeten gücü yettiği nispette abone olabilir.
Zaten şimdiye dek çok güzel gelimeler yaşanmış.
Kampanyaya ilgi oldukça fazla, yetkili ağızlardan duyuyoruz.
Evet, değerli dostlar!..
Zaman dayanışma ve tesanüt günüdür.
Birlik, beraberlik ve uhuvvet ve kardeşlik duygularına her zamandan daha çok ihtiyacımız var.
Küçük meselelere kızıp küserek büyük ve azim sevapları kaçırmayalım.
Davamız ulvi bir dava.
Nurun inkişafının çok yaklaştığı bu günlerde bu kutsi davadan uzak durmayalım.
Şundan emin olunuz!..
Şayet Yeni Asya olarak biz ayakta dimdik durmaya devam edersek…
Birlik ve beraberliğimizi en üst seviyelere taşırsak…
Ülkenin de siyasetin de gündemini değiştiririz.
Demokrat bir zemine tebdil ederiz.
1950 de olmadı mı? Yetmiş yıl sonra 2020 de niçin olmasın?

Benzer konuda makaleler:

4 Yorum

  1. Bu yazıyı okuduktan sonra çıkartmış olduğum birkaç not ve suallerim var:

    1. İhtilal ve muhtıralardan bahsedilirken, Fetöcülerin 15 Temmuz darbe girişiminden “15 Temmuz fitnesi“ diye bahsedilmiş. Bu bir darbe girişimi değilmidir? Yapanlar Fetöcülerden başkasımıdır.

    2. “Risale-i Nur davası” diye bir ifade kullanılmış. Risale-i Nur dava değil, dava içinde bürhandır. Dava Kurandır. Risale-i Nurlar da Kuran davasına bürhan ve delil diye biliyoruz.

    3. Risale-i Nur talebelerinin yada Yeni Asya gazetesinin “ülkenin ve siyasetin gündemini değiştirmek“ diye bir vazifesi varmıdır.

    4. Türkiyeyi 1950’de demokrat zemine oturtan nur talebelerimiydi ki, şimdi böyle yapabilsin? 1950’lerdeki demokratlara olan umumi teveccüh ve halk desteği şimdi de varmı? Yüzde sıfır oy oranına sahip, halk desteğini yitirmiş, isim ve resimden ibaret bir görünüm arzeden bir parti, demokratları temsil ediyor olabilir mi? Demokratlık belirli bir partinin inhisarındamıdır?

    • 1. Darbe kalkışmasının failleri meçhul ki hükûmet bulunmasını istemiyor. Mahkeme tutanaklarına baktığımızda yüzlerce tenakuz var. Kaldı ki o günkü Başbakan daha ilk dakikada “ordu içindeki cemaat yapmış olabilir, yanlışta olabilir doğru da” diyerek bunca zulmü bilerek yaptıklarının kapısını açmış oldu.

      2. Demokratlık bir duruştur, oy oranıyla izah edilemez ki; 1908’den 1946’ya kadar devre dışı bırakıldılar. Bu gün de aynı şeyleri yaşıyoruz.

      Ha şunu da unutmayalım; dört parti izahı yapılırken, diğer üç partinin zararları nazara verilip ehven-i şer mukabilinden demokratlara destek verilmesi isteniyor.

      3. Nurcular nokta-i istinaddır. Hükumetleri ikaz eder. Eskiden meclis Yeni Asya’yı takip eder gündemi belirlerdi

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*