Yeni Asya’nın yeri

Yeni Asya, elli üç yıldan beri bu memleketin dini ve içtimai sahasında hizmet vermektedir. “Risale-i Nur’un medyadaki dili” olarak bir misyon yüklendiği için, yükü ağır, yolu çetin, hizmetleri meşakkatli fakat çok büyük bir vazifeyi ifa etmenin şerefini taşımaktadır.

Bu hizmette, başta Zübeyir Ağabey ve Mehmet Kutlular olmak üzere, bir çok nur fedaisinin emeği ve gayreti vardır. Çıktığı günden beri tıpkı Üstad’ı gibi, “çekmediği cefa, görmediği eza” kalmamıştır. Ama o, bunların hiç birisine ehemmiyet vermemiş, hak ve hakikattan, adalet ve meşveretten ayrılmadan yoluna devam etmiştir.

Yeni Asya’nın içtimai ve siyasi sahadaki yeri, duruşu ve gösterdiği performans, bir çok insanı şaşırtmaktadır. Dini muhtevalı bir gazete oluşu, genellikle nurcular tarafından sahiplenilmesi, yazılarının Risale-i Nur’u referanslı olması, ve yazarlarının ve okuyucularının dini bir hassasiyet sahip olması, siyasi sahada da dindar partileri desteklemesi gerektiği şeklinde bir beklenti meydana getiriyor. Bugüne kadar dini değerleri öne çıkartarak kurulan bir çok parti olmuş, fakat Yeni Asya ve onun sâdık okuyucuları hiç bir zaman siyasi tercihlerini o partilerden yana kullanmamışlardır. Bu da “dinde hassas” olanları şaşırtmakta, hatta bazen de kızdırmaktadır.

Yeni Asya, siyasi ve içtimai ölçülerini Risale-i Nur’dan aldığı için, siyasi tercih yaparken, partilerin dini hassasiyetlerine göre değil, “meşveret ve şûra” esasına göre reyini kullanır. Yani öncelikle hak, hukuk, adalet ve temel insan haklarını gözeten bir siyasi hareketi tercih etmektedir. Yeni Asya’nın ölçüsü, partilerin dindar olması değil, dine saygılı demokrat olmasıdır.

Bediüzzaman Hazretleri, Münâzarat adlı eserinde istibdat ve meşrutiyeti tarif etmiş, ona göre ölçüyü koymuştur. “ İstibdat tahakkümdür, muâmele-i keyfiyedir, kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vâhiddir, sû-i istimâlâta gâyet müsâit bir zemindir, zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir” derken, bugünkü demokrasi mânasındaki meşrutiyeti de şöyle tarif etmiştir: “Onların işleri, aralarında yaptıkları istişare iledir.’ ( Şûrâ Sûresi, 42:38) âyet-i kerîmelerinin tecellîsidir ve meşveret-i şer’iyedir. O vücud-u nûrânînin kuvvete bedel, hayatı haktır, kalbi mârifettir, lisânı muhabbettir, aklı kanundur, şahıs değildir.”

İşte bunun için Yeni Asya “rey-i vahit” olan tek adam rejimlerine, kuvvete istinad eden darbelere, keyfi muamelelere karşı çıkmış, bunları hiç bir zaman desteklememiş ve onun için de ağır bedeller ödemeye razı olmuştur.

Onun için yeri gelmiş, komünistlerin de karşı olduğu 1981 anayasasına onlarla birlikte hayır demiş, İslâm adına kurulan partilere de rey vermemiştir. Bu durum da, “dinde hassas muhakeme-i akliyede noksan” olanları şaşırtmıştır.

Onun için Üstad’ın da işaret ettiği Demokrat partiye “nokta-i istinat” olmuş, her zaman demokratların yanında yer almıştır. Zira bizim gayemiz, imana ve Kur’an’a hizmettir. Hizmet yollarını açacak olan da, hürriyet ortamıdır. Biz hiç bir siyasi partiden destek beklemiyoruz, yeter ki, bize mâni olmasınlar, gölge etmesinler.

Bugün de Yeni Asya’nın durduğu yer, aynı yerdir.

Benzer konuda makaleler:

1 Comment

  1. Bizim yerimiz doğru yerdir. Bizden gidenler ve bize ihanet edenler her zaman ve zeminde mahcup olmuşlardır. Bu daireden bir ayrılan bir daha bu zor dönüyor. Yüreğine sağlık Ağabi.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*