EURONUR ÖZEL

Yeni Dünya Arayışı

Özel Makale / Dünya

Allah (cc)’nün rahmeti ve emri ile, güneşin etrafında ve kendi etrafında mükemmel bir intizamla dönen, salise sektirmeden mevsimlere uğrayan, gece ve gündüzü hiç aksatmadan insanların istifadesine sunan bu güzel dünyamızın, altını üstünü yakıp yıktıktan sonra, yaşanabilir başka gezegenler aramak sevdası ile güya uzaya uzay istasyonları gönderiliyor, insanları buna inandırmak için de birçok filmler yapılıyor.

 Film Sektörünün Gerçek Yüzü

Film sektörünü şöyle bir tarayın %30 filmlerin konusu bu. Seyircilerde, bu uzay istasyonları bir şey bulup gelecek diye ciddi ciddi ve merakla bunları seyrediyor. Daha Mars‘a gidememiş teknolojiyi, ışık yılı mesafeleri kat edip geri gelecek diye umutla takip ediyor. Film setinde cereyan eden sahneleri, uzay istasyonunun içinde geçiyor diye el hâk seyirciye güzel yutturuyorlar.

Seyirci ilgisi olmasa film sektörü buralara yatırım yapıp bu sahneleri çekmez. Arz talep dengesi. Demek talep var ki arz kendisini gösteriyor. O halde insanlarda yaşanabilir güzel bir dünya ihtiyacının çok kuvvetli hükmettiğini kabul etmek gerekiyor. Ormanları yakılmış, su kaynakları azalmış, altı üstü fıtri güzelliğini yitirip, sonunda yeşilliğini kaybedip betonlaşmış dünyayı kimse istemiyor. Haklı da çünkü;

İnsan, bütün hayvanlardan mümtaz ve müstesna olarak, acip ve latif bir mizaçla yaratılmıştır. O mizaç yüzünden, insanda çeşit çeşit meyiller, arzular meydana gelmiştir. Mesela, insan, en müntehap şeyleri ister, en güzel şeylere meyleder, ziynetli şeyleri arzu eder, insaniyete layık bir maişet ve bir şerefle yaşamak ister. (İşârâtü’l-İ’câz 140)

Gerçek Yolculuk

Takva üzerine bir mescit hükmünde yaratılan dünyamız; içimizdeki beyinsizler, sapıklar yüzünden yaşanamaz bir hale geldi. Hangi ülkeye gidip haberleri dinlemeye kalksak iyilik ve güzellik namına çok az haber görüyoruz. Çoğu dünya haberleri insanın umut ve neşesini kaçıracak cinsten.

Hakikat telakki edilen hayalin ömrü kısadır. Bu filmlerdeki hayaller the end yazınca zir ü zeber oluyor. Seyirciler günlük hayatlarının gerçekleri ile baş başa kalıyorlar. Evdeki, sokaktaki ve iş yerindeki problemler meğer uzaya gitmemişler olduğu yerde duruyorlar.!

Oysa yakinen inanıp biraz sabretsek uzaya istasyon filan göndermeye gerek kalmadan, nasıl olsa bir gün dünyadan alacağımız terhis tezkeresi ile güzel bir yolculuk yapıp harika gezegenlere gidebiliriz. Üstelik bu gezegenlerde ölüm yok. Uyku ihtiyacı yok. Yorgunluk, karanlık, gece veya sıkıntı bulunmadığı için insanı üzecek hiçbir şey yok. Nasıl dua ediyordu Temel emmi “Ya Rabbi biliyorsun ki ben cennetten başka yerde rahat edemem artık sen bilirsin”

Bu gezegenlerde nasıl dünyalara kavuşacağımızı Rabbimiz bize şöyle haber veriyor.

Rabbine itaatsizlikten sakınanlara vaad edilen cennetin temsili şudur: İçinde doğal nitelikleri bozulmamış su ırmakları, tadı bozulmamış süt ırmakları, içenlere lezzet veren şarap ırmakları, süzülmüş bal ırmakları bulunan bir bahçedir. Onlar için ayrıca orada her meyveden mevcuttur, üstelik rablerinden bir de bağışlama lütfu. Şimdi bunlar, ateşte devamlı kalan, bağırsaklarını parçalayan kaynar su içirilen kimseler gibi olur mu hiç? (Muhammed Suresi 14-15)

İşte gerçeğin ta kendisi bu. Filmlerdeki yalan ve hayal nerede, herkesin ister istemez yapacağı yolculuk sonrası karşı karşıya kalacağı hakikat nerede? Kıyas bile edilemeyeceği belli ama gel gör ki 124 bin Nebinin (AS) haberleri yerine, akşam 20.00 haberlerine kulak verip sonra mışıl mışıl uyuyan binlerce insan var dünyamızda. Haberlerden sonra bir de uzay filmi seyretmişse uykunun en kalın tabakasına sarılmış olarak bu dünyadan geçip gidiyorlar.

Güzel Bir Dünya

Bir konu daha var ki üzerinde iyice düşünülmeyi hak ediyor. Aklımız ve havsalamız belki idrak edemeyecek ama insan yine de düşünmeden edemiyor. Sadece şu anda dünyada 8 Milyar insan ile beraber yaşıyoruz. Bu zamandan önce ve sonra dünyaya gelmiş ve gelecek insanların toplamı ne kadar olacak? Yani biz mahşer gününde kaç milyar insanın içinde olacağız acaba?

Stadyuma gitmiş olanlar bilirler kalabalıklar hareketlenince kimsenin kimseye faydası olmaz, kimse kimseyi tanımaz. Sığınacak yer de bulunmaz böyle bir ortamda kaldığınızı farz edin. Bu halde mahşer gününü anlatamaz ama belki küçükte olsa bir fikir verebilir. Sahildeki kum misali bu kadar insanın içinden çıkmak, üstelik de hak-hukuk hesabını verdikten sonra çıkmak kolay bir şey değildir.

Onun için yeni ve güzel bir dünya arıyorsak filmlerdeki hayal ve yalanları bırakıp doğru kanallardan gerçek haberlere kulak vermemiz gerekiyor.

“Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile (hakka ve hikmete uygun olarak) yarattık. Kıyamet günü de mutlaka gelecektir; onun için sen hoşgörülü ol ve onları bağışla.” (Hicr Suresi 85)

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu