![]()
Bu hikâye, bir önceki yazım olan “Böyle Gidersen…?” yazıma bir twitdaş tarafından yazılan samimi yoruma cevap olarak yazıldı.
Yolunu Kaybeden Ruh
İçten Dışa Doğru – Sessizce Başlayan Yolculuk
Bak arkadaş! Bazen insan, denizin ortasında durduğunu fark eder;
Ne sahil görünür ne de pusula çalışır.
O an anlarsın ki yönünü kaybetmişsin.
İşte tam o noktada başlar yolculuk…
Çünkü insan bazen en çok kaybolduğunda bulur kendini.
Biliyor musun, bazen hayat hiç fark ettirmeden insanı aynı döngünün içine hapsediyor.
Sabah kalkıyorsun, gün başlıyor… Her şey aynı.
Dışarıda mevsimler değişiyor ama içeride tek bir hava var: Durgun.
O durgunluğun sesini iyi bilirim. Çünkü ben de aynı sudan geçtim. Ama boğulmadım.
Yüzeyden bakınca sular dingin görünür ama derinde akıntılar vardır; seni fark etmeden sürükler ve dibe çeker
Bir gün kendime sormuştum:
“Gerçekten neyin peşindeyim, yoksa sadece rüzgârın ittiği yere mi gidiyorum?”
Cevap gelmedi. Önce sessizlik geldi. Ve ben o sessizlikte fark ettim: Yolun ilk adımı, fark etmektir.
Risale-i Nur’da geçen bir cümle var:
“Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz. (Sözler, On Üçüncü Söz).
İman dediğim sadece dini bir kavram değil; kendine, yaşamına, değerlerine güvenmek.
O güven yoksa yön de olmuyor. Pusulan var ama ibresi dönmüyor.
O yüzden bazen sabah uyandığında, üç dakika kadar sessiz kal. Sadece nefesini dinle.
Belki aklına türlü düşünceler gelecek. Onları yargılama, üzerinde düşünme “ben kötüyüm” deme kenara koy. Çünkü bu kötü düşünceler senin kalbinin sesi değil kalbin hemen yanındaki “Lümme-i Şeytaniyenin”sesi bu. ( Şeytanın insana vesvese ile üflediği, şeytanın fısıltı merkezinin adıdır).De ki “Allah’ım biliyorsun bu düşünceler bana ait değil.”
Bu, pusulanın yeniden çalışmaya başlaması gibi bir şey.
Sonra başkalarını dinlemeyi öğrendim. Gerçekten dinlemeyi…
Sadece kelimeleri değil, aradaki sessizliği de.
Bazen bir bakış, bir cümleden çok daha fazlasını anlatır.
“İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir.” (Lem’alar, Yirmi Birinci Lem’a)
İşte o zaman anladım ki; içindeki o nuru o ışığı paylaştığında, hem sen güçleniyorsun hem karşındaki.
Sonra fark ettim ki, özgüven dediğimiz şey aslında içimizde hâlâ yaşayan o çocukta saklı.
Hani yürümeyi öğrenirken düştüğünde hemen kalkıp yeniden denemeye cesaret eden çocukta.
Biz büyüyünce düşmekten korkuyoruz.
Oysa başarısızlık son değil; yeni bir başlangıcın işaretidir.
Ve duygular… Onlar da fırtınalar gibi.
Bazen gök gürler ama aslında yağmur yağmayacak; bu sadece geçmişten gelen bir yankıdır.
Eleştiri duyduğunda hemen savunmaya geçmek yerine, bir nefes al.
“Bu öfke şu anki olaya mı ait, yoksa geçmişten mi geliyor?” diye sor kendine.
Disiplin… Hayatıma sessizce giren en güçlü kelime bu oldu.
Motivasyon dalga gibidir; gelir ve gider.
Ama disiplin, güneş gibidir; her gün doğar.
Büyük değişimler, küçük ama düzenli adımlardan doğar. Günde 1 dakika spor yapmak gibi. Aramızda kalsın ben öyle kandırdım nefsimi
“Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır”
Ve ben gördüm ki, sabırla yürüyen her adım, sonunda toprağa kök salıyor.
Ve beden dili…
Omuzların düşüyorsa, sadece başkaları fark etmez; sen de farkında olmadan kendi gözünde küçülürsün.
Başını kaldır, omuzlarını dik tut postürünü düzelt.
Gözlerinin içine bak kendi kendinin. “Allah beni çokkkk seviyor” de.
Çünkü bedenin, zihninin aynasıdır.
Yolda Olmak
Ve son olarak amaç…
O, bütün bu yolculuğun nedenini fısıldar sana.
Büyük ideallerin olması gerekmez.
Bazen sadece kendi iç karanlığına bir mum yakmak bile yeter.
Ama unutma, çevren seni ya yukarı çeker ya da aşağı çeker. Ha senin arkadaşların kim? Beş tane saysana.
“Her şey Allah’ın ilminde bellidir”
Sen görmesen de, yolun O’nun ilminde çoktan çizilmiş.
Her gün küçük bir iyilik yap kendine ya da başkasına.
Belki bir tebessüm, faydalı bir twit, belki bir yardım eli.
Karşılık bekleme. Bu küçük iyilikler, içinin ışığını çoğaltır.
Sana Son Sözüm
Bu yolculuk dışarıdan içeriye değil; içten dışarıya doğrudur. Dışarıda hiçbir şey yok inan bana.
İçte başlar, dışarıya taşar.
Her sabah kendine sor:
“Hangi küçük adımı atacağım?” 1 dakika kitap okuma, 1 dakika eksersiz gibi.
Çünkü değişim, bir sabah Bismillah “Artık başlıyorum” demekle başlar.
Ve başlarsan, hayat da sana doğru yürümeye başlar.
Ve biliyor musun?
O zaman bu yolculuk sadece senin için olmaz.
Çünkü sen başladığında, başkalarının da yolunu aydınlatırsın.
Allah içini ve yolunu aydınlatsın. Amin …
Okuma tavsiyesi:
“Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir? “
Münazarat