EURONUR ÖZEL

Yüksek Ahlâkın Esası ve Temeli Nedir?

Özel Makale / ahlak

Yüksek ahlâkın esası ve temeli ciddiyet ve doğruluk olduğunu Bediüzzaman hazretleri beyan etmiştir. Peki ahlâk nedir? Ahlâk, huy, hal, hareket, davranış gibi topluma yansıyan değerlerdir. Ahlâkın temel amacı, bireylerin ve toplumun huzur içinde yaşamasını sağlamaktır. Bundan dolayı ahlâk, bireysel ve toplumsal değerlerle ilgili olup genellikle kişiler arasında karşılıklı anlayış ve saygı oluşturmayı hedefler. Birey güzel ahlâk üzerinde hareket ettiği zaman dürüstlük, adalet, sabır, hoşgörü ve sadakat gibi ahlâkî değerleri sergilemiş olur. Kısaca ahlâkın temel amacı, bireylerin ve toplumların huzur içinde yaşamasını sağlamaktır.

Ahlâk, toplumun memnuniyeti ile bireyin vicdanına dayalı bir husustur. Vicdan, kişinin ahlâkî değerlerle ne kadar uyumlu hareket ettiğini anlamasına imkân sağlar. Ahlâk, genel olarak insanların iyi bir yaşam sürmesini, diğerlerine zarar vermemeyi ve toplumda barışı sağlamayı amaçlar. Örneğin, dürüstlük, hoşgörü, sadakat, hatta adaletli davranmak ahlâkî değerlerdir.

Ahlâk, Karakter ve Toplumsal Yansımaları

İnsanın fıtratı ile alakalı olarak halk arasında “insanın ahlâkı beşikten mezara kadar değişmez” diye darb-ı mesel olmuş. “Falanın ahlâkı şöyledir” dediğimizde bu hâlin ondan bir karakter aldığı anlaşılıyor. Karaktersizliği ve ahlâksızlığı kendine şiar edinenlere şerir insan diye nitelendiriliyor. Bireylerde şerirler olduğu gibi, devletlerde de şerir yönetimler vardır. Mesela, ABD, İngiliz ve İsrail devletleri gibi…

Örf, adet ve geleneklerin gün be gün kaybolmaya başladığı günümüzde ahlâksızlık da çoğalmıştır. Hele düğün salonları, cadde ve sokaklar, Pazar ve çarşılarda müstehcen kıyafetlerle dolaşan kadınlar, erkekleri de kendileri gibi ahlâksızlığa davet ediyorlar.

İfrat ve Tefrit Arasında Ahlâklı Yaşam

Ahlâksızlık sadece giyim ve kuşamda değildir, yeme, içmede de ahlâklı davranmak lazım. Bir arkadaşım anlatıyordu: Babası köy imamı idi, camiye gelen bir misafiri akşam eve davet eder. Akşam yemeği için annem iki tavuk pişirmişti. Bir tabak pilav üstüne bir pişmiş tavuk bırakıp babamla misafire ikram ettik. Misafir pilav üstündeki eti yemeğe başlar, babam ona, “Bu yemek bize gelmiş geri gitmez, bunun için yavaş yavaş eti de pilavı da yiyelim” der. Misafir bildiği gibi devam eder, en son kalan bir et parçasını ağzına götürür, hoca efendi bir Osmanlı tokadı misafirin suratına yapıştırır. Et elinden yere düşer, misafir eti yerden alıp yemeye başlar. İşte bu davranış yemekte ifrat olarak nitelendirilir. Kimi lokantaya gider, çeşit çeşit yemekleri ister, bol olan yemekten biraz yer, gerisini garson çöpe atar; bu da ahlâksızlığın bir başka versiyonu olarak öngörülmektedir. İhtiyaç fazlası yemeği istemek ifrat; yenilmeyen çöpe atılan kısmı ise tefrittir. İkisi de ahlâksızlık olarak nitelendiriliyor. Bunun için daima vasatı gözetmek lazımdır.

İslâm’ın Ahlâk Eğitimi ve Örneği

İnsanlığa vasat dersi veren, ahlâksızlıktan beri eden İslâm’dır. İslâm’a göre ahlâk, bireylerin ve toplumların doğru bir şekilde yaşamalarını amaçlayan prensipler bütünüdür. Ahlâkı en güzel ifade eden Hazreti Muhammed (s.a.v.), İslâm ahlâkının en mükemmel örneğidir. O, her zaman ifrat ve tefritten korunmuş, doğruluk, adalet, sabır, merhamet, hoşgörü ve güvenilirlik gibi hasletlerle tanınmış ve bu özellikleri insanlara örnek olarak gösterilmiştir. Hazreti Aişe’nin “O’nun ahlâkı Kur’ân ahlâkı idi” sözü bu gerçeği ispat eder.

Peygamberimiz (s.a.v.)’ın sözüne, ahdine ve sadakatine düşmanları dahi inandığı ve takdir ettiği “El-Emin” sıfatına sahip, en güzel ahlâkında herkesin birleştiği emsalsiz bir zattı. Ahlâkın menşe ve membaı ise imandır. İman ne kadar kuvvetli olursa, güzel ahlâk da o nispette sağlam olur.

Amel ve ahlâk ise iman temeli üzerine bina olur. Hazreti Muhammed (a.s.m.)’ın varisi, Kur’ân’ın dellâlı Bediüzzaman hazretlerinin bütün gayret ve mesaisini iman üzerine teksif etmesi de bu sebepledir. Günümüzde Risale-i Nur eserleri hem imanı sağlamlaştırır hem de güzel ahlâkı inkişaf ettirir. Bediüzzaman hazretleri, yüksek ahlâkın ölçüsünü ciddiyet ile sıdk olarak beyan etmiştir. Bir insanda ciddiyet ve doğruluk kaybolursa onun yüksek ahlâkı da kaybolur.

Hülâsa, ciddiyet ve doğruluk yüksek ahlâkın esası ve temeli gibidir. Ahlâkî değerlere sahip çıkmak sadece bireylerin değil, aynı zamanda toplumun da görevidir. İslâm, insanları iyiye ve doğruya yönlendiren, onları kötüden ve yanlıştan koruyan bir dindir. Hadislerde ahlâkî değerlerin önemi vurgulanmış ve insanların nasıl bir yaşam sürecekleri gösterilmiştir. Vesselâm…

Dipnotlar:

1- Müslim, Müsafirin, 139

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu