Zamanın sahibine kulak vermeli

Önce şu gerçeği teslim edelim:

Nemruda karşı mücadele stratejisini Hz. İbrahim (as), Firavuna karşı Hz. Musa (as) geliştirebilir. Günümüzde zuhur eden “deccalizm”e karşı mücadele stratejisini de, Hz. Peygamber’in (asm) ahirzamandaki vârisi olan, çağımızın müceddidi belirleyebilir.

Önceki yazılarımızda izah ettik ki, Bediüzzaman çağımızın müceddididir. Dolayısıyla, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin bu zamandaki içtimâî ve siyasî ölçülerini belirleme vazifesi de onundur. Bu ölçülerin ortaya konduğu Risâle-i Nur’un siyasî meslek ve meşrebini vurgularken nazara vermemiz gereken ilk husus ise şudur:
Bu zamanda imana, İslâma, Kur’ân’a hizmet, “siyaset, iktidar, güç” yoluyla değil, “iman” yoluyla yapılabilir.
Zira, Kur’ân ve hadîslerde haber verilen, insanlığın en dehşetli olayı ve âhirzamanda ortaya çıkan, her tarafı kasıp kavuran “deccalizm, süfyanizm, zındıka ve ifsat komiteleri”nin fitne ve tahribatları siyasetle değil, ancak imân ve Kur’ân nurlarıyla tamir edilebilir, onlara karşı ancak bu yolla mukabele edilebilir.1
Deccalizm; pek çok yıkıcı felsefî akımların birleşmesinden hâsıl olan dehşetli bir dinsizlik, imansızlık, ahlâksızlık cereyanıdır. Ve bu cereyan, icraatını, fen ve sosyal ilimlerle, eğitim yoluyla, devletin gücüyle ve silâh zoruyla yürütmektedir.
Güç, kitle iletişim vasıtaları ve müesseseler onun elindedir. Dolayısıyla siyaseti de o kurgulamakta, toplumu da o yönlendirmektedir. Şu halde, deccalizme karşı, siyasetin hangi malzeme ve doneleriyle mukabele edilebilir? Siyasetin hangi prensipleri, onu etkisizleştirilebilir?
Öyle ise, müceddidî siyaset stratejisini benimseyip vaktimizi, enerjimizi, gücümüzü, paramızı, imkânlarımızı iman hakikatlerini anlamaya, müzakereye, mütalâaya, yaşamaya, uygulamaya, anlatmaya, tebliğe ayırmalıyız.
Zira, 40 yıllık “siyasal İslâm” tecrübesi gösterdi ki, siyasete yapılan bütün yatırımlar, sonuçsuz kaldı ve başarısızlığın duvarına tosladı!
Ne yazık ki, bu anlaşıldığı halde, ifsat, dinsizlik ve ahlâksızlık komiteleri, dessas ehl-i dünyanın ajanları ve propagandacıları, “siyasal İslâmın” çıkış yolu olmadığını/olmayacağını anlayan milyonlarca pırıl pırıl insanı aldatarak yine ‘iktidar nimeti’ sayesinde siyaset labirentlerine soktu… Enerjilerini, imkânlarını heba ediyor…

Dipnot:

1- Tarihçe-i Hayat, s. 131.

Benzer konuda makaleler:

1 Yorum

  1. Zamanın da, mekanın da sahibi ALLAH celle celaluhu’dur.13 üncü asrın müceddidi bir asr sonra gelecek olan en büyük müceddid olan
    Mehdi ve şakirdlerinden bahs edilmektedir.Hadisde de her hicri yüzyılda gelecek olan bir müceddid olduğu beyan edilmektedir.

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*