EURONUR ÖZEL

Zekât, Fidye ve Fitre kimlere verilebir?

Özel Makale / zekat

Kur’ân’da zekâtın kimlere verileceği açıkça belirtilmiştir. Buna göre zekât şu kişilere verilir: Fakirler, Yoksullar, Borçlular, Yolda kalmışlar, (özgürlüğüne kavuşturulacak) Köleler, Allah yolunda olanlar, Zekât toplayan görevliler ve kalpleri İslam’a ısındırılacak kimseler.¹, şeklinde belirtilmiştir. Fitre, fidye de tıpkı zekât gibi fakirlere verilmesi gereken bir ibadettir. Zekât, Fitre ve Fidye bu ibadetler özellikle fakirin hakkıdır. Hikmeti ise, zekât sosyal adalet içindir. Fakirin doğrudan hakkıdır, kul hakkı gibi görülür.

Zekât, Fitre ve Fidye cami ve Medreselerin inşaatına verilebilir mi verilemez mi? Bir dostumun sorusuna karşılık yazı kaleme alınmıştır.

Bediüzzaman’ın Medresetü’z-Zehra Modeli ve Zekât

Bediüzzaman hazretleri, Medresetü’z-Zehra için zekât verilmesi “bil’istihkak kendine münhasır” olarak öngörmüştür.

Şöyle ki:

C- Şu medrese, çekirdek gibi bilkuvve bir şecere-i tûbâyı tazammun eyliyor. Eğer hamiyet ve gayretle yeşillense, tabiatıyla madde-i hayatını cezb ile sizin kuru kesenizden istiğna edecektir.
S- Ne cihetle?
C- Çok cihetle.
Birincisi: Evkaf, hakkıyla intizama girse, şu havuza tevhid-i medaris tarîkıyla bir mühim çeşmeyi akıtacaktır.
İkincisi: Zekâttır. Zira biz hem Hanefî, hem Şafiîyiz. Bir zamandan sonra o Medresetü’z-Zehra İslâmiyet’e ve insaniyete göstereceği hizmetle, şüphesiz bir kısım zekâtı bil’istihkak kendine münhasır edecektir. Bâhusus zekâtın zekâtı da olsa kâfidir.
Üçüncüsü: Şu medrese neşredeceği semeratla, tamim edeceği ziya ile İslâmiyete edeceği hizmetle ukûl yanında en a’lâ bir mekteb olduğu gibi; kulûb yanında en ekmel bir medrese, vicdanlar nazarında en mukaddes bir zaviyeyi temsil edecektir. Nasıl medrese, öyle de mekteb, öyle de tekke olduğundan; İslâmiyetin ianat-ı milliyesi olan nüzur ve sadakàt kısmen ona teveccüh edecektir.”²,

Bediüzzaman, zekâtı Medresetü’z-Zehra’ya mahsus meşru bir hak olarak görmüş, zekâtın tümünü değil, bir bölümünü kast ederek önemli bir sınırlamaya dikkat çekmiştir. Gaye-i hayal ettiği “Medresetü’z-Zehra” öyle büyük bir üniversitedir ki, zekâtın bir kısmını hak ederek kendisine tahsis ettirecek derecede meşru ve gerekli bir hizmet olarak kabul etmiştir.

Bediüzzaman hazretleri, eğitim hizmetinin zekât kadar öncelikli olduğunu mealen şöyle buyurmuş:
İlmin ümmet için zaruret derecesinde farz olduğunu, Cehaletin ümmeti çökerten en büyük tehlike olduğunu, Eğitim için seferberlik gerektiğini bilhassa talebelere Zekât fonlarının bile ilim alanına yönelmesi gerektiğini İlim ve iman hizmeti en büyük sadaka olarak görmüş, ilmi ve eğitimi farz-ı kifâye değil, zaruret derecesinde görmüş, Medrese, mektep ve tekkeyi birleştiren Medresetü’z-Zehra projesini savunmuş, İlme yapılan harcamaları cihadın en önemli şekillerinden biri olarak savunmuştur.

Bazı âlimler “fî sebîlillâh” kavramını geniş yorumlayarak: Eğitim kurumları, İslâm’i tebliğ faaliyetleri, Medrese ve üniversiteler için zekât kullanılabileceğini savunmuşlar. Bediüzzaman hazretleri de ilim anlayışına en uygun zekâtınızı fakir talebelere, ilim yolunda olanlara verin. Medresetü’z-Zehra için “Bâhusus zekâtın zekâtı da olsa kâfidir.” demesi zekâtın yolunu göstermiştir.

Hülâsa: Bediüzzaman Said Nursî, Medresetü’z-Zehra için zekât verilebileceğini savunmuş, ictihadî ve şartlı bir görüş olarak “Medresetü’z-Zehra için zekâtın sarfı, ‘fî sebîlillâh’ sınıfına girer.”³ ifadesiyle Medresetü’z-Zehra görevini gören günümüzdeki medreselerin inşaatlarına ve medreselerde öğrenim gören talebelere zekât verilmesi zaruret ve maslahat şartıyla uygun görülmüştür.

Dipnotlar:

¹ Tevbe Suresi 60.
² Münazarat, sayfa 87
³ Emirdağ Lahikası.

Zekat Hesaplama Programı Link 

Bir Yorum

  1. Rüstem abi Allah razı olsun zekat konusundaki bu yazınızla kafalardaki bazı yanlış düşüncelere cevap olacaktır inşallah

    0
    0

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu