Zübeyir Ağabey; Mutlak vekillik hamallık ve hizmetkârlıktır

Hizmetlerin bugüne kadar gelmesi, Nurlar’ın neşri ve elden ele gezmesi, matbaasız, el yazmasıyla çoğaltılıp, değil sadece Anadolu’ya dünyaya yayılması, bu çilekeş kahramanların canlarından, belki hayatlarından vazgeçmeleri neticesinde olmuştur.

Ancak imtihan çetin, nefes aldığımız zaman içinde ince eleklerden geçiyoruz. İnkâr-ı Uluhiyyetin ağır baskısı altında hizmet metodlarıyla, dinin Anadolu’ya yerleşmesi ve Sovyet Rusya’nın yıkılmasıyla komünizmin çökmesi gibi konjonktürel değişmeleri, gelişen siyasî fitneleri okuyamamak, yaşlılık gibi faktörler bazı ağabeyleri içtimaî meselelerde uzak tuttu.

Dinsiz idarecilerin vatandaşa kan kusturmaları neticesinde dindar idarecilere hasret büyüktü. Bu sebeple ihtilâlcilerin dağıttığı Demokratların esen rüzgârlara göre adres değiştirmesi, çoğu sağ seçmenin olduğu gibi bu zâtların da kafalarının karışmasına sebep oldu.

Tabiî düşmanın sağdan yanaşması, etrafta olanların yönlendirmeleri, o mübarek insanların gelen tehlikeleri fark etmemesi gibi faktörler, dindar kimlikli siyasetçilere yönelmeleri istilzam ettirdi.

Zübeyir Ağabey hayattayken, siyasî ve içtimaî meseleleri Üstaddan en çok o ders aldığından bir ikisi müstesna gelen tehlikeden hemen bütün ağabeyler muhafaza olunup dini siyasete alet eden cereyana taraf olmadılar.

Ancak Zübeyir Ağabeyin vefatıyla, beraber çıkardıkları halde, bazıları gazete aleyhtarlığı yapıp, Yeni Asya’yı dershanelere sokmadılar.

12 Eylül finesiyle beraber bu defa bir ikisi hariç Yeni Asya’dan ayrılarak, hafiyelerin desiseleriyle büyük bir bölünmeye sebep oldular. Demokratları orta yerde bırakıp, ihtilâl ürünü ANAP, bazen de RP’ye destek verdiler.

VEKİLLİK SİYASETE ALET EDİLDİ

AKP’nin iktidara gelmesiyle ilk başlarda müsbet görünen icraatlar ve yüze yakın Nur kökenli milletvekili yüzünden (Yeni Asya hariç) hemen bütün muhafazakâr sağ seçmen AKP’ye yönelmişti. Ancak; 17/25’ten sonra gitmesi muhtemel oylar için farklı kesimleri bir araya toplamak, iktidarın derin siyasete yönelmesi, (15 Temmuz’a giden yolda taşların döşenmesi) gibi çeşitli ve derin varyasyonlara gidildi.

Özellikle devlet eliyle 250 adet İşarat’ül İ’caz bastırılıp 2014 mahalli seçimlerinde Nurcu oyları konsolide etmek için “bakın Said Nursî’nin eserleri yasaktı biz bastık!” diye tarihi çarpıtarak meydanlarda kitap sallanması ve resepsiyonlarda o ağabeyleri ayağına getirmeleri (bakınız biz Üstadın talebelerine değer veriyoruz) algıları Nurcu seçmene ciddî mesajlardı.

Ancak üzülerek ifade edelim ki CB karşısında iki büklüm durmaları “mutlak vekil” ya da bir nevi tarikat lideri algısıyla tahkik mesleğine uymayan görüntüler cemaatleri şeyh/mürid noktasına getirdi. 15 Temmuz ve seçim süreçlerinde hayatta kalan son ağabeyler bir nevi konsey teşkil etmişcesine deklarasyon yayınlayarak “Nur cemaatleri AKP’ye destek veriyor” görüntüleri, maalesef iktidar tarafından tepe tepe kullanıldı.

Bu süreçte Yeni Asya olarak;

“Nurlar da yeri yok, Üstadımız dini siyasete alet edenlere cevaz vermemiş” dememize karşılık “siz ağabeylerden daha mı iyi bileceksiniz, sizi değil, Üstadın mutlak vekillerini dinleriz, siz neci oluyorsunuz?” hattâ “Yeni Asya Nurcu değil, gazete tarzında hizmet yok” gibi kıymeti kendinden menkul tezyiflerle bir kısım Nurcular iktidara mahkûm edildi.

Esasen yakın döneme kadar kullanılmayan “mutlak vekil” meselesi; Merhum Sungur Ağabeyin vefatıyla pompalanıp, özellikle Üstadın vefatında yanında olduğu imajıyla şişirildi. Hâlbuki senelerce ağabeylerin sohbetini dinleyen bir çok kişi böyle bir tamlamayı hiçbir ağabeyden işitmedikleri gibi, aşırı hürmetten rahatsız olunurdu. Hattâ fenafinnur Sungur Ağabeyin elini öpmek isteyenleri nasıl fırçaladığına biz de şahit olduk.

Bu mevzuda Zübeyir Ağabey; “Mutlak vekillik hamallık ve hizmetkârlıktır. Taarruz olur mahkemeye celp ederler, çıkar Nurlar’ın müdafaasını yaparız. Eğer ben Üstadın vekiliyim, şuyum buyum, bundan sonra beni dinleyiniz diye benden bir söz duyarsanız, Dr. Macit ile Dr. Mehmed Akay’a vasiyet ettim. Bir iğne vurun öldürün, katil olmazsınız, hakkımı helâl ediyorum” ifadesi ihlâsın zirvesini gösterdiği gibi, bu beklentide olan müntesiblere de tokat gibi bir ders.

Şimdi o algı da bitti, mutlak vekil?

Kaldık Nurlar’la başbaşa!

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*