Âlet etmemek

Bu zamanda iman hizmetinin en önemli unsuru ihlâstır. Allah rızasından başka hiçbir şey beklememek ve Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmamaktır.

İman ve Kur’ân hizmetini şahsî ya da cemaatî menfaatlere alet etmemek gerekiyor. Belki de bu perişanlık, ihlâsı muhafaza edemediğimizden ileri geliyor. Netice Allah’ın elinde olduğuna göre, onun istediği gibi hareket etmeliyiz. Bu da Hz. Peygamber (asm) nasıl yaptıysa, bizimde ona uygun davranmak zorunluluğumuz vardır.

Üstadımız Risale-i Nur’da, iman hizmetinin bütün kurallarını en açık şekilde ifade ve izah etmiştir. Bize düşen sadece bu ifadelere dikkatlice kulak vermektir. Nakillere ve tevillere göre değil, satırlara ve gereklerine göre hareket etmemiz şarttır. Umumî derslerde şahıslar değil şahs-ı mânevî öne çıkarılmalıdır. Umumî dersler Risale-i Nur’un ilân ve neşri addedilmeli ve şahsî menfaat gözetilmemelidir. “Ben derse gideyim de millet beni tanısın” gibi mülâhazalar nefsin bir tuzağıdır. “Ben bir ders yapayım da görsünler” dersen, nefsin tuzağına düşersin. Risale-i Nur’u, şahsına âlet etmiş olursun.

Durduk yerde birine; “sensiz olmaz, sen lâzımsın” demeyin. Bu ona büyük bir kötülüktür, enaniyet mikrobunu canlandırır. Hem de şirke yol açar. Birini öne çıkarmaya çalışmak gıpta ve kıskançlıklara sebep olur, zamanla komiteciliği netice verir. Bu da İttihad-ı İslâm’a büyük zarar verir. Öte yandan sürekli birilerine sen bilirsin de demeyin, çünkü gün gelir başkalarının bilmesine tahammül edemez hale gelir. Her şeyi ben bilirim firavunluğuna kapı açılmış olur. Tahammüllü ve sabırlı olmak fazilettir. Allah’ın mühlet verdiklerini siz sabırsızlıkla sıkıştırmayın. En son söylenecek şeyleri biraz içinizde tutun. Olur olmaz patlamayın, “Bu da geçer ya Hu” deyiverin.

En önemli bir husus da şu ki; Üstadımızın da belirttiği ‘tarikatvâri’ davranışlar. Yüzyıllardır sorgulamadan, irdelemeden biat kültürü diye uyulan ve zaman zaman da kötüye kullanılan davranışlar. Görünüşte masumâne, ama içinde ihanetlerin saklanabildiği gelenekler ve çoğu kez de münafıklığı doğuran davranışlar. Şimdi bir kısım Nurcular maalesef, Nurculuğu geleneklere âlet etme yanlışının farkında değiller. Üstadımız; “Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz… İlâ âhir” demiyor mu?

Kısacası, Nurculuğu Risale-i Nur Külliyatı’na göre yapalım. Bilmiyorsak bir bilene sormayalım. Bunun yerine Külliyatı defalarca okuyalım ve fikir birliği sağlayalım. Şunun bunun peşinde savrulmayalım. Nurculuğu Rızayı İlâhiden başka hiçbir şeye âlet etmeyelim. İnşallah…

Sabahattin Boyacı

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*