‘Kandil’ kelimesi ve Risâle-i Nur’da mübarek geceler

Image

Kandil; Latince “aydınlatıcı; mum, lamba” anlamındaki “candela” kelimesinden Arapça kındîl’in Türkçe’ye geçmiş şeklidir. Selçuklularla Osmanlıların daha çok Farsça çerâğ, Arapların ise sirâc ve misbâh kelimelerini kullandıkları görülür. En basit kandil örnekleri milâttan evvel V. bin yıla aittir. Kandil: Bir sıvı yağ haznesi ile fitilden oluşan basit bir aydınlatma âletidir.1

Osmanlı Padişahı II. Selim döneminde camilerde ve minarelerde kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle mübarek gecelerde minarelerde kandillerin yakılmasıyla, zamanla halkın diline kandil gecesi tâbiri yerleşmiştir.2 Bu dönemden evvel mübarek geceler “leyl” kelimesi eklenerek ifade edilirdi; Leyle-i Kadir (Kadir Gecesi), Leyle-i Regaib (Regaib Gecesi), Leyle-i Mi’rac (Mi’rac Gecesi), Leyle-i Mevlid (Mevlid Gecesi), Leyle-i Berat (Berat Gecesi) misâllerinde olduğu gibi. Sonradan, halkın diline yerleşmesine rağmen, cumhuriyet döneminde telif edilen 14 ciltlik ve 6000 sayfalık Risâle-i Nur Külliyatının hiçbir yerinde mübarek gecelerden kandil şeklinde bahsedilmemektedir. “Leyletü’l-Kadr”3 (Kadir Gecesi) misâlinde olduğu gibi, Risâle-i Nur Külliyatı’nda bu konuyla ilgili ifadeler “Kur’ân lisânıyla” zikredilmiştir. Misâl olarak;

Leyle-i Regaib (Regaib Gecesi):

“Aziz, sıddîk kardeşlerim,

“Seksen sene bir mânevî ömr-ü bâki kazandıran şuhûr-u selâsenizi ve mübârek kudsî gecelerinizi ve leyle-i Regâibinizi… rûh-u canımızla tebrik ve her bir Nurcunun mânevî kazançları ve duâları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlâhiyeden rica ve hizmet-i Nuriyeden muvaffakiyetinizi tebrik ederiz.”4

Leyle-i Mi’rac (Mi’rac Gecesi):

*”Aziz, sıddîk kardeşlerim,

“Leyle-i Mi’racınızı tebrik ve içinde ettiğiniz duâların makbuliyetini rahmet-i İlâhiyeden niyaz ederiz…”5

* “Aziz, sıddîk kardeşlerim,

“Leyle-i Mi’rac ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla, kazanç birden bine çıkar. Şirket-i mâneviye sırrıyla, İnşââllah, hepiniz kırk bin dil ile tesbih eden bazı melekler gibi, kırk bin lisan ile bu kıymettar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibâdet ve duâlar edeceksiniz ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibâdet ile şükredersiniz…”6

Leyle-i Berat (Berat Gecesi):

“Azîz, sıddîk kardeşlerim, bu medrese-i Yûsufiyede ders arkadaşlarım,

“Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderât-ı beşeriyenin programı nevinden olması cihetiyle, Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Beratta, herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur’ân’ın sevâbı yirmi bine çıkar. Sâir vakitte on ise, Şuhûr-u Selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhûrede, on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibâdet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfar ve salâvâtla meşgul olmak büyük bir kârdır.”7

Leyle-i Kadr (Kadir Gecesi):

“Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve gelecek leyle-i Kadr’i her bir Nurcu hakkında seksen üç sene ibâdetle geçmiş bir ömür hükmünde geçmesini, hakikat-i Leyle-i Kadri şefaatçi ederek, rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz.”8

“Gizli olan bu gecede muhtemel bulunan Leyle-i Kadirlerinizi tebrik ederim.”9

“Risâle-i Nur şakirtlerinin iştirak-i a’mal-i uhreviye düstur-i esasiyeleri sırrınca… Risâle-i Nur’un sâdık şakirtlerinden birisi, Leyle-i Kadrin hakikatini ve Ramazan’ın yüksek mertebesini kazansa, umum hakikî sâdık şakirtler sahip ve hissedar olmak vüs’at-i rahmet-i İlâhiyeden çok kuvvetli ümitvarız.”10

Mevlîd-i Nebevî / Leyle-i Mevlîd

(Mevlid Gecesi):

“Mevlid-i Nebevî ile Miraciyenin okunması, gayet nâfî ve güzel âdettir ve müstahsen bir âdet-i İslâmiyedir. Belki hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyenin gayet lâtîf ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir. Belki, hakaik-i imaniyenin ihtarı için en hoş ve şirin bir derstir. Belki, imanın envârını ve muhabbetullah ve aşk-ı Nebevî’yi göstermeye ve tahrike en müheyyiç ve müessir bir vasıtadır. Cenâb-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin. Ve Süleyman Efendi gibi Mevlid yazanlara Cenâb-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü’l-Firdevs yapsın. Âmin.”11

Diğer tâbirlere misâller:

Leyâli-i meşhûre12, Leyle-i Mübarek13, Mübarek geceler14, Gece-i Ramazan15 vs…

“KARDEŞİM, BEN AYNIYATÇIYIM”

Yerinde söz söyleme san’atı olan belâgatiyle, edebî bir üslûb ile cümlelerini mantık mizanlarıyla tanzim eden Risâle-i Nur Külliyatı’ndaki ifadelere âyine olduğumuz müddetçe isabet etmiş oluruz. Bu da talebeliğin şartı olan sadâkatin iktiza ettiği bir hakikattir.

Dr. Mehmed Akay Ağabey’in, Zübeyir Ağabey’in sadakatiyle ilgili bir hatırası:

“1971 Ocak-Şubat ayları…16

“Koca Mustafa Paşa’daki dershanede Tahir Ağabey imam, ben müezzin, cemaatin içinde Zübeyir Ağabey de var. Namaz tesbihatını yaptık, bitti. Zübeyir Ağabey “Tesbihatı getir kardeşim” dedi.

“Getirdim. Ben Şarkta öğrendiğim şekliyle namaz tesbihatını okurken, “‘İlâhi’ salli ve sellim ya Rabbi” diye söylemişim, öyle okumuşum. “Bu tesbihatta ‘İlâhi’ var mı kardeşim?” dedi.

“Yok.”

“Kardeşim ben aynıyatçıyım” dedi. “Risâle-i Nur’da ne varsa o!”

Zübeyir Ağabey, Üstaddan ne duyduysa, Risâle-i Nur’dan ne okumuşsa onu bilirdi. Ona bir kelime ilâve etmek veya ondan bir kelime çıkartmaya izin vermezdi. “Ben aynıyatçıyım” derdi. “Sadırdan olmasın, satırdan olsun” derdi.17

***

“Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı,

Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâmı” 18

Bu vesileyle şuhur-u selâsenizi ve içerisinde yer alan leyâli-i mübarekenizi (mübarek gecelerinizi) tebrik eder, hakkınızda hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.

Kaynakça:

1- TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2001, cilt 24, 299. sf.

2- TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 2001, cilt 24, 300. sf. 3- Kadir Sûresi: 1-2-3. Âyetler.

4- Emirdağ Lâhikası (yeni tanzim) 682. sf.

5- Emirdağ Lâhikası (yeni tanzim) 512. sf.

6- Tarihçe-i Hayat (yeni tanzim) 911. sf.

7- Tarihçe-i Hayat (yeni tanzim) 915. sf.

8- Tarihçe-i Hayat (yeni tanzim) 788. sf.

9- Emirdağ Lâhikası (yeni tanzim) 121. sf.

10- Tarihçe-i Hayat (yeni tanzim) 452-453. sf.

11- 24. Mektub, 2. Zeylin, 5. Nüktesi.

12- Mektubat, 23. Mektub, s. 270; Şuâlar, On Dördüncü Şuâ, s. 433.

13- Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Risâle-i Nurdan Parlak Fıkralar, s. 150.

14- Kastamonu Lâhikası, s. 14, Emirdağ Lâhikası, s. 333, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Risâle-i Nurdan Parlak Fıkralar.

15- Emirdağ Lâhikası, s. 267.

16- Yolumuzu Aydınlatan Işık, Zübeyir Gündüzalp, Yeni Asya Yayınları, İstanbul 1990, 147. sf.

17- Zübeyir Gündüzalp, İbrahim Kaygusuz, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2007, 315. sf.

18- Mehmed Âkif Ersoy’un beyti, Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatı (yeni tanzim), Barla hayatı, 256. sf.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*