Sözünü tuttun yiğit adam

Mehmet Kutlular; “Ben Nisan’da doğdum, Nisan’da evlendim, Allah u âlem Nisan’da ölücem” dedi ve Allah’ın emriyle Nisan’da vefat etti, Rabbim onu mahçup etmedi, giderken de sözünün eri olarak veda eyledi.

Hani adam gibi adam denir ya; işte o sözün tam muhatabı, yiğit, mert, inandığı dâvâ için gözünü budaktan sakımayan, herkesin korktuğu, değerlerini yitirdiği, mukaddesatını az bir dünya menfaatine sattığı ihtilâl ve sıkıyönetim dönemlerinde o, kılını dahi kıpırdatmayıp aynen Üstadın: (M. Sungur Ağabeyden nakille) ‘Şimdi Fransızların ve İngilizlerin uçakları gelse, burayı bombardımana tutsalar, (o sırada ayak ayak üstüne attı ve) “Zübeyir bana bir kahve yap.” derim.’ ” dediği gibi bütün tazyik ve baskılar karşısında korkmadı, yılmadı. Üstad ve Zübeyir Ağabeyden aldığı dâvâya olan sadâkatini bir an bile bozmadı.

1957 senesinde askerde iken Nurlar’la tanışır. Üstadla hayatta iken görüşme nasib olmaz, fakat Üstad rüyasında ona; kardeşim Risale-i Nur oku ve korkma sözlerini söyle” der. İşte o rüya karakterinde de olan kahramanlığı gün yüzüne çıkarttığı gibi, hayatı boyunca da korkmadan sözler(in)i söyledi.

Evet o mertliğinden, yiğitliğinden taviz vermedi, Üstadına hüve hüvesine bağlılığı, Zübeyir Ağabeyden kararlılığı, metaneti ve dâvâdan başka hiç bir şey düşünmemek üzere aldığı dersi harfiyyen yerine getirdi.

Bir adam yedisinde neyse yetmişinde de odur denir. Demek o karakter ve o kararlı duruş kuvve olarak mevcutmuş ki, ferasetli Zübeyir Ağabey ondaki potansiyeli görmüş, yanından ayırmamış.

Sadece Zübeyir Ağabey mi? Hayır, hemen bütün saff-ı evvel ağabeyler çok işte onu öne sürüyorlardı.

Tarih bize gösterdi ki o ferasete lâyık bir duruş, Üstadına sadık, Risale-i Nur’a bağlı, sarsılmaz bir imanla, bütün fitnelere karşı metanet ve şecaat gösterdi.

KARTAL BAKIŞLI

Şöyle bir geriye, hizmetin ve gazetenin serencamına bakacak olursak; bütün badirelerde onun kararlı, tavizsiz duruşu, keskin zekâsı ve kartalların kilometrelerce uzağı görmesi gibi ferasetiyle gelecek hadiseleri görüyordu ki, kartal bakışlı ünvanını almıştı.

Elbetteki gazete bir ekip işidir. Etrafta o kabiliyette insan olmazsa icraatlar da hayata geçmez. Ancak Kutlular Ağabey personel eğitiminde de çok emeği olduğunu hatıralardan biliyoruz. Çok kişi onun rahle-i tedrisinden geçmiştir ki, gidenler de başka gazetelerde şöhretli! yazar ve gazeteci oldular.

12 Mart Muhtırası ve Türkiye’nin karıştırıldığı o 70’li senelerde Demokrat çizgisini kaybetmemiş, rahmetli Demirel ve Demokratlara nokta-i istinad olmuş, görüşmelerde bulunmuştu.

Anarşi ve terörün kol gezdiği, her gün onlarca gencimizin öldürüldüğü, ‘biri gelsin de akan kanı durdursun (Müslüman yufka yüreklidir, şeytanlığı göremez, yaşasın paşalar)’ denildiği bir dönemde, gazete ile beraber parlamenter sisteme sahip çıkmış, ihtilâle karşı dururken, ihtilâl olgunlaşsın diye bilerek bir sene akan kana seyirci kalanları deşifre etmişti.

Sıkıyönetim döneminde defaatle gözetim altına alınmış, komutanlara eyvallah etmemişti.

Ağabeylerin 12 Eylül’cülere taraf olduğu ve “Niğbolu, Mohaç’tan üstündür” denildiği bir zamanda saff-ı evvel ağabeylere rağmen (ki onlardan vazgeçmek kolay değildir) yolundan sapmamış, gelen fitneyi görerek ve de bizi komünistlerle beraber göstermelerine aldırış etmeden “Evet” kervanına katılmamış, 12 Eylül anayasasına cemaatle beraber karşı çıkmıştır.

Son kalan mübarek ağabeyler de yukarıdan gelen baskılara dayanamamış, ”Süfyan’a çok vurmayalım” teklifini, onların gidişini göze alarak kabul etmemiştir.

Mevlid için 15 gün gözaltı mı dersiniz, “Deprem İlâhî ikazdır” dediği için 276 gün hapis yatmak mı dersiniz, sizi ihyâ edelim bize çalışın tekliflerini elinin tersiyle ittiği için kızını feda etmek mi dersiniz, neler sığmadıki 83 yıllık hayatına… (Bir yazı değil kitaplar yetmez)

Evet, sözünü tuttun yiğit adam, muhterem ağabeyimiz. Analar senin gibi yiğidi az doğurmuştur. Varlığınla fitnelerden, savrulmalardan muhafaza olunduk. Kimbilir belki bugün zalimlerin yanındaydık. Bediüzzaman’ın himmeti, Zübeyir Ağabeyin feraseti ve senin kararlı, istikrarlı, gözünü budaktan esirgemeyen mert duruşunla hayat bulduk elhamdülillah. Biz senden razıydık, Rabbim de senden razı olsun. Rabbim rahmetiyle kuşatsın, mekânını Cennet eylesin, Üstadla haşreylesin inşaallah.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*