Bediüzzaman’ın ilmî yönü – 3

Bediüzzaman Hazretlerinin, Risâle-i Nur’un telifinde vehbî ilme mazhar olduğunun bazı misâllerine dünkü yazımızda değinmiştik.

Risâle-i Nur’da sıkça geçen şu tâbirler de, bu eserlerin aynı zamanda ilhamın eseri olduğunu gösterir:

* “İmanî hakikatlerini yazmaya şiddetli bir ihtar-ı gaybî hissettim.” 1

* “Şimdi beyanına iznim olmayan üç sebep için mecbur oldum.” 2

* “İkinci sebep: Yazmaya izin olmadığından yazılmadı…” 3

* “En sıkıntılı bir hâlette bu Onuncu Mesele yazdırıldı tahmin ediyorum.” 4

* “Usandıracak diye çekiniyordum. Fakat bana yazdırıldı diyebilirim. Her neyse, sadede dönüyorum.” 5

* “Müdafaa olup onları susturacak diye bize yazdırıldı zannediyorum.” 6

* “Demek ihtiyaç var ki öyle yazdırıldı.” 7

* “Daha var; fakat şimdi bu kadar yazdırıldı.” 8

* “Başlarken, ihtiyarım haricinde olarak uzun yazdırıldı. Hikmetini de anlamadık, belki bir hikmeti vardır.” 9

* “İhtiyaca ve hâl-i âleme göre yazdırıldığına bence asla şüphe kalmamıştır.” 10

* “Bu müdafaa onları susturacak diye bize yazdırıldı zannediyorum.” 11

* “Bunu da ilâveten beyan ediyorum; bu zamanda gayet kuvvetli ve hakikatli milyonlarla fedakârları bulunan meşrepler, meslekler, tarikatler, bu dehşetli dalâlet hücumuna karşı zahiren mağlûbiyete düştükleri halde benim gibi yarım ümmî ve kimsesiz ve mütemadiyen tarassud altında, karakol karşısında ve müthiş müteaddit cihetlerle aleyhinde propagandalar ve herkesi benden tenfir etmek vaziyetinde bulunan bir adam, o mesleklerden daha ileri, daha kuvvetli dayanan Risâle-i Nur’a sahip değildir ve o eser onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur’ân-ı Hakim’in bu zamanda bir nevî mu’cize-i maneviyesi olarak rahmet-i İlâhiye tarafından ihsan edilmiştir. O adam, binler arkadaşıyla beraber o hediye-i Kur’âniyeye el atmışlar. Her nasılsa birinci tercümanlık vazifesi ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil, Risâle-i Nur’da öyle parçalar var ki, bazı altı saatte, bazı iki saatte, bazı bir saatte, bazı on dakikada yazılan risâleler var. Ben yeminle temin ediyorum ki, Eski Said’in (ra) kuvve-i hafızası da beraber olmak şartıyla, o on dakika işi on saatte fikrimle yapamıyorum. O bir saatlik risaleyi, iki gün istidadımla, zihnimle yapamıyorum ve o bir günde altı saatlik risâle olan Otuzuncu Söz’ü ne ben ve ne de en müdakkik dindar feylesoflar altı günde o tahkikatı yapamazlar. Ve hakeza… Demek biz müflis olduğumuz halde, gayet zengin bir mücevherat dükkânının dellâlı ve bir hizmetçisi olmuşuz.” 12

Dipnotlar:

1- Şuâlar, s. 536.;
2- Mektubat, s. 371.;
3- Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 167.;
4- Sözler, s. 425;
5- Lem’alar, s. 242.;
6- Şuâlar s. 275.;
7- Şuâlar s. 92.;
8- Kastamonu Lâhikası, s. 180.;
9- Kastamonu Lâhikası, s. 54.;
10- Barla Lâhikası, s. 26.;
11- Tarihçe-i Hayat, s. 376.;
12- Şuâlar s. 588.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*