Belagât Asrı

Son dönemlerde iletişim becerileri, başarının sırları, etkili olma, kişisel gelişim gibi konularda pek çok eğitim programı düzenleniyor ve yayınlar yapılıyor. Bu tip konulara ilgi duyan ve eğitimini alan insanların sayısı günden güne artıyor. Bu da önümüzdeki dönemde insanların modern bir nefis terbiyesi aracı geliştirme çabası içine gireceklerine işaret ediyor. Bu anlamda tasavvufu günlük yaşantının bir parçası haline getiren ve modern dünyada Asr-ı saadet ölçülerini yaşama modeli olan Risâle-i Nur çok önemli bir kaynak olarak önümüze çıkıyor.

İnsanlığın gelişim seyri içinde ortaya çıkan farklı kültür ve medeniyetler varlık âlemini kendi iç dünyalarını şekillendiren değer yargıları çerçevesinde, yani ayinelerinin rengine ve özelliğine göre anlamlandırmaktadırlar. Bu noktadan bakıldığında ferdin varlık âleminin içinde şekillenen doğrular hiç bir zaman mutlak doğruyu ifade etmeyecektir. Yani zaman ve mekânın sınırlılığı ve her yönü ile izafi olan varlık âleminde hiç kimse mutlak doğruyu, her şeyin gerçek hakikatini bulduğu iddiasında olamayacak ve doğrular varlık gereği hep izafi olacaktır. Yani her hüküm elde bulunan veriler ve doğruya götürdüğüne inanılan yollar çerçevesinde doğru olduğuna inanılan konumda kalacaktır. Mutlak doğruya ulaşabilecek güç insanlarda olmadığına göre, “her meslek sahibinin başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise; ‘mesleğim haktır’, yahut ‘daha güzeldir’ diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını ve çirkinliğini ima eden ‘hak yalnız benim mesleğimdir’ veyahut ‘güzel benim meşrebimdir’ diyemez olan insaf düsturu” herkesçe rehber edinilmelidir. İşin hakikatinde bu dünya ve insanın özellikleri mutlak doğruyu bulmanın rahatlığını yaşatacak özellikler barındırmamaktadır. Elde olan tek şey ihlâs ve samimiyet, doğru olduğuna inandığını bulana kadar aramak, bulduktan sonra da bu doğruları anlayıp anlatmaya çalışmak olmalıdır.

Günümüzün en temel problemlerinden biri belki de maddî âlemin yapı ve kuralları dışına çıkamayan düşünce sığlığıdır. Olurlar ve olmazlar şeklinde hükümler çok aceleci ve çok sınırlı verilerle çok net olarak ortaya konabilmektedir. Bu doğruluk konusundaki hassasiyetin zayıflamasının da bir yansıması olabilir. Oysa doğruluk, her insanın, özellikle de vahye dayanan din mensuplarının ve bilhassa Müslümanların hayatını şekillendiren kavramlar içinde doğruluk en merkezi konumdaki değerler ve kavramlardan olmalıdır. Bu kâinatın ve insan hayatının en değerli meyvelerinden olmalıdır. Dolayısı ile olur ya da olmaz şeklinde bir hüküm ortaya koyarken çok ihtiyatlı davranmalı hiç bir ifade ve insanî hüküm mutlak olamayacağı için ifadelerimizde bir esneklik hep bulunmalıdır.

Risâle-i Nur’un, Kur’ân, Hazret-i Peygamber (a.s.m.), Hazret-i Ali (r.a.) ve Gavs-ı Azam (k.s.) gibi sönmez ve söndürülemez güneşlerden aldığı enerji ile bu asırda Kur’ân medeniyetini ihya edecek bir kaynak ve bu sağlam dayanaklarından dolayı sönmez ve söndürülemez olduğuna inanıyoruz. Külliyattan aldığımız enerji ile bu inancımızda en ufak bir şüphe taşımıyoruz. Buna inanmayanları itham hakkımız olduğunu da düşünmüyoruz. Ancak günümüz insanının ihtiyaçları doğrultusunda Mantık, Belâgat, Usul ve Kelâm gibi ilimlerin yanında pek çok fen ilimlerinin hazmedilmiş ve süt şeklinde asrın insanlarına sunulmuş olduğunu ve buna tüm insanlığın ihtiyaç duyduğunu düşünüyoruz.

Yeni dünya düzeninin ve şekillendirilecek küresel medeniyetin Kur’ân eksenli olmaması ihtimali yok gibidir. Bu anlamda Kur’ân’ın asra bakan bir yorumu olan ve kudsî kaynakları başarılı bir şekilde günlük hayata taşıyan ve varlığa her yönü işle kuşatıcı bir anlam yükleyen Risâle-i Nur tüm insanlığa mal edilmelidir. Dünya ve ahireti içine alan iletişim becerilerinin ve mükemmel insan tipinin en güvenilir kaynağı olma istidadında olduğunu geçen zaman açık bir şekilde ortaya koymuştur.

Asır belâgat asrıdır ve tezlerini en başarılı şekilde ortaya koyanların duâlarının daha kabule şayan olduğu kâinat kitabının işleyişinden anlaşılmaktadır. Bu dönem belâgatının içinde sinema, müzik gibi sanatların da önemli bir yerinin olduğu açıkça görülmektedir. Maksadını etkili şekilde ortaya koymak isteyenlerin bu sanatları da anlatımlarına vesile yapmaları ve bir belâgat aracı olarak kullanmaları gerekmektedir. Kur’ân kaynaklı ve Risâle-i Nur eksenli bir medeniyet projesinin artık elzemleştiği günümüzde Risâle-i Nur hakikatlerinin bu lisanlarla ve ustaca anlatılması da dikkate alınmalıdır.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*