İhtilafa düşmeyin

İhlâs Risalesi, İhlâs suresine doğrudan atıf yapmadan (mana olarak her bölümüne atıf yapılıyor) beş ayeti nazara vermesi cay-i dikkattir. Bu ayetlerin ihlâsla rabıtasının kurulması kritik öneme haizdir. İlk atıf yapılan ayetle başlayalım: “İhtilafa düşmeyin sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz elden gider.” (Enfal Sûresi, 46.)

Ayet ilk olarak ihtilafa dikkat çekiyor. Gayri ihtiyarı aklımıza şu soru geliyor: İhtilafa düşersek ne olur? Cevap gecikmeden geliyor: “Cesaretiniz kırılır.” İhtilaf ve cesaret arasında bir rabıtanın olduğu anlaşılıyor. Cesaret tamamıyla yok olmuyor ama kırılıyor. Acaba cesaretin kırılması bizi hangi neticeye götürüyor? “Kuvvetiniz elden gider.”

İhtilaf, cesareti kırıyor ve bu kırılma kuvvetin de gitmesine sebep oluyor. Anlaşılan ihtilafa düşünler yani “ben ve sen” diyenler, “biz” olmayı başaramıyor. İhlâsta risale ve külliyat boyunca verilen örnekler incelendiğinde “cemaat, biz, birlik ve beraberlik” gibi manâlar veriliyor. Bir anlamda beni biz yapma mücadelesidir ihlâs. Bunun da önünde en önemli mâninin başında ihtilaf geldiği için İhlas Risalesinde ilk olarak mezkûr ayet nazara veriliyor.

İhtilafın İslam âlemi için ne büyük bir problem olduğu Risale-i Nur’da şu şekilde de ifade edilir: “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet ve ittifak silahıyla cihad edeceğiz.”

Üç büyük düşmandan biri olan ihtilaf adlı zehrin panzeri ittifaktır. İttifak halinde hareket edenlerin cesaret ve kuvvetleri fevkâladedir.Tek başına güçsüz olan, cemaat halinde hareket ettiğinde büyük kuvvetlere erişir.

Hizmet noktasında ise ittifakın önemi hayatidir. Üstadın bir talebesine “Hizmeti düşünmeyin!” tavsiyesi son derece ibretlidir. Peki neyi düşünmemiz gerekiyor? “Hizmeti, en muhalife de Cenâb-ı Hak yaptırır. Sizin düşüneceğiniz; uhuvvet, muhabbet, ittihad ve tesanüddür. En fazla düşüneceğiniz bunlardır. Bugün size en fazla lâzım olan budur.”

İhlâsı yaşamak istiyorsak; hizmetteki kardeşlerimize sevgimizi göstermeli ve her konuda yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalıyız. Kardeşlik hukuku bunu gerektirir. Şahs-ı mânevi içinde birlik ve beraberlik tesis edilirse ihlâslı bir hayat yaşanır. Aksi takdirde Üstad’ın da ifade buyurduğu gibi “Cemaatin tadı kaçar.” Dikkat edildiğinde ihtilafa düşenlerde bu kavramların yeterli seviyede yaşanmadığı açıkça görülür.

O halde samimi bir ihlâs yolcusu olmak ve hizmeti Kur’aniyede vazifemizi hakkıyla eda etmek istiyorsak aramızdaki ihtilaflara son vererek işe başlamalıyız. Bunu yapamadığımız takdirde iki cihanda da yüzümüzün gülemeyeceğinin farkına varmalıyız. “Ben haklıyım.” gibi cümlelerin arkasına sığınmadan, “amasız, şartsız bir helalleşmeye” ihtiyaç şedittir. Bu ilâhi ikaza kulak tıkadığımızda başımıza nelerin geldiğine şu anki ahvalimiz şahittir. Kardeşlerimize haklarımızı helâl ederek yeni bir başlangıç yapmak ister misiniz?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*