Arıların çiçekle yaptığı ticareti düşündünüz mü?

“Şimdi bak, küçücük bir cisme, meselâ bal arısına! Hayat girdiği anda, bütün kâinatla öyle münasebet tesis eder, bütün taifeleri ile öyle bir ticaret akdediyor ki, diyebilir: “Âlem bahçemdir; güneşim parlıyor.”
Sâika ve şâikayı ihtiva eden havâss-ı aşeresiyle dünyanın ekser envâıyla ihtisas, ünsiyet, mübadele ve tasarrufa başlar.”1

Arının güneş, rüzgâr, çiçek gibi kâinat unsurlarıyla ticaret yapması önemli bir tefekkür penceresini açar. Arı kovana dönmeden önce çiçeklere özel bir koku (feromon) bulaştırır. Her arının vücudunda istediği zaman kullanabileceği bir koku kesesi vardır. Arı istediği zaman bunu dışarı çıkarır ve kesenin kokusu üzerinde bulunduğu çiçeğe ve çevreye yayılır. Arı bir kere uğradığı ve nektar ya da polen topladığı çiçekleri koku bırakarak işaretler. Bu işaretleme diğer arıların aynı çiçeğe konmasını önler. Böylece vakit ve enerji tasarrufu sağlanır.

Peki bu ticaretteki çiçeğin kârı nedir? Çiçeğin kâr etmesi aynı zamanda arının da kâr etmesi manasına gelir mi? Koku-çiçek-arı üçgenindeki ticaret nasıl anlaşılmalıdır? İlmi izahatı nedir?

Çeşitli çiçeklerin olduğu bir çayırda arı her seferinde tek bir çiçek cinsi arasında gidip gelir. Bir cins bitmeden kesinlikle diğer cins çiçeğe geçmez. Bu davranış iki tarafın da yararınadır. Arıya yararı; beceri ve zaman kazandırmasıdır. Zira, bir çiçeğe ilk defa konan arı o çiçeğin yapısını tanımadığı zaman ufak bir nektar damlası bulmak için çok zaman harcar.

Çiçeklere faydası ise döllenmenin sağlanmasıdır. Arının tek çiçek türünü tercih etmeleri sayesinde süratli ve güvenilir bir döllenme sağlanır. Çünkü bir çiçeğin poleni başka çiçekleri dölleyemez ve ancak arının aynı çiçekler arasında yaptıkları turlar sırasında çiçekler döllenmiş olur. Bu hakikatler Rabbimizin başta Hâkim ismini okuturken, aynı zamanda Üstadımızın şu tespitini de hatırlamamıza vesile olur:

“Evet, bir arının küçük kafasında, kâinat bahçesindeki çiçekleri tanıyacak ve ekser envaıyla münasebettar olacak ve bal gibi bir hediye-i rahmeti getirecek ve dünyaya geldiği günde şerâit-i hayatı bilecek derecede bir istidadı, bir kabiliyeti, bir cihazı derc eden zat, elbette bütün kâinatın hâlıkı olabilir.”2

Bütün kainatla münasebeti olan arı, tüm faaliyetlerini Rabbimizden ilham alarak gerçekleştirdiğini tefekkür etmek isteyenlere haykırıyor! Kendilerine has kokularının bulunması, çiçekleri bu kokuyla işaretleyerek zaman ve enerji tasarrufu yapmaları, bir cins çiçeği bitirmeden diğerine geçmeyerek hem kendine hem de çiçeğe fayda sağlamaları gibi onlarca hususiyet Rabbimizin tevhid delilleri olarak nazara veriliyor. Bize de bu mesajları alıp gerekli tefekkürü yapmak kalıyor vesselâm…

Dipnotlar:

1-ESDE, s.302; 2-Lem’alar, s.638

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*