Bediüzzaman’ın sade hayatı

Bediüzzaman sade, saf, duru, nezih, berrak, nurlu bir hayat yaşamıştır. İslâm’ın ulvî hakikatlerine bağlılık, Sünnet-i Seniyyeyi düstur edinmesi, inancındaki samimiyet, iman, ihlâs ve takvası onu düzenli, istikrarlı ve sade bir hayat yaşamasına vesile olmuştur.

Çocukluktan, gençlikten itibaren ömrünün sonuna kadar savaş yıllarının fırtınası, içtimaî hayatın münazaraları, meşhur olmanın heyecanları, gönüllerde taht kurmanın cazibeleri gibi birçok zaman, mekân, şartlar ve saik onun kusursuz sadeliğine mani olmamıştır.

Üstad Bediüzzamanın hapiste zehirlendirilmesinden sonra çekilen fotoğrafı

Asra yakın ömründeki düz çizgi, iktisat, istiğna, inziva, tevazu, minnet almama, az yemek, sade ve temiz giyinme gibi şahsî prensipleri hiç değişmemiş. Korku, hayatının hiçbir safhasında olmamıştır. İzzet-i ilmiyeyi muhafaza için kimseye tezellülle boyun eğmemiş. Övülmekten, methedilmekten rahatsız olmuş. Talebelerinin ve sevenlerinin sözlerinde ve mektuplarındaki sitayiş ifade eden kelimeleri tashih, tadil ve tebdil etmiş. Başkalarının zekât, sadâka, yardımlarını hiç kabul etmemiş. İkinci Mektup’ta beyan edildiği üzere hediye almazdı. Yakınları da olsa (ücretini ve karşılığını vermediği) hediye ve yiyecekler onu hasta etmiştir.

Gençliğinden itibaren sadeliği, sükûneti, ibadeti, inzivayı, tefekkürü tercih etmiştir. Siirt Tillo’da, Ağrı Şeyh Ahmed Hânî Hz. Türbesinde, Rusya’ya Kosturma Üsera kampında iken Tatarlara ait bir camide inzivaya çekilmiştir. İstanbul’da Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye âzâlığı gibi câzip ve şâşaalı bir hayat içinde iken, Yûşâ Tepesi’nde kimsesizliği tercih etmesi, Van’a döndüğünde pek çok eski ve yeni talebeleri arasında sürurlu bir ömrü istemeyerek, Erek Dağı’ndaki bir mağaraya çekilmesi. Barla’da “Ben bu menzilleri, Yıldız Sarayı’na değişmem.” dediği Çamdağı’nda tefekküre kalması ve hapishanelerde tecrit-i mutlakta bulunması misalleri… Hayatının her safhasında inziva, ibadet, zikir ve tefekkür fıtratının değişmez düsturuydu.

Büyük Şair Muhammed İkbal, şiirinde:

Heyecan verdi gönülleri

Heyecanlı sesleri gönlümün

Ben o nağmeden müteheyyicim ki

Yok ihtimali terennümün.

Bediüzzaman’ın ilminin, irfanının, fikrinin, imanın, ihlâsının feyiz ve faziletinin, şefkat ve merhametinin ruhanî derinliklerine ulaşmak mümkün olmadığı gibi sade, saf, şeffaf, pak ve berrak yaşamasının manalarını, sırlarını, zenginliklerini ifade ve terennüm etmeye idrakimiz yetişmez…

Ali Ulvi Kurucu, Tarihçe-i Hayat’ın Önsözünde: “Risale-i Nur Külliyatı, Kur’ân-ı Kerîm’in cihan-şümul bahçesinden derilen bir gül demetidir. Binaenaleyh onda, o mübarek ve İlâhî bahçenin nuru, havası, ziyası ve kokusu vardır.” demiştir.

O bahçenin bağbanı olan Bediüzzaman nazarları Kur’ân hakikatleri olan Risale-i Nurlar’a çevirmiştir. “Evet, lezzetli üzüm salkımlarının hasiyetleri, kuru çubuğunda aranılmaz. İşte ben de öyle bir kuru çubuk hükmündeyim.” ifadesiyle nefsine hisse çıkarmadan Kur’ân ve iman hizmetlerini Allah’ın lütuf ve inayeti olduğunu ifade etmiştir.

Ömrünün sonlarına doğru her yerde binlerle ifade edilen talebeleri ve neşredilen Risale-i Nurlar’la “küfrün beli kırılmış” Kur’ân ve iman hizmetlerinin sevinci, süruru hengâmında Üstad, hiçbir şeye âlet olmayan Risale-i Nur’daki âzamî ihlâsın muhafazası için sohbetten, konuşmaktan, ziyaretten, elini öptürmekten istiğna ederek Nurlar’ı okumayı tavsiye etmiştir. Kendisini ziyaret etmiş gibi duâ edeceğini bildirmiştir.

“Kardeşlerim, kat’iyen biliniz: Şan ve şeref ve hodfüruşluk ve kendine güvenmek ve şahsımı beğendirmekten ürküyorum ve kaçıyorum ve şahsıma karşı medihlerden hoşlanmıyorum.” sözleri onun sade, berrak şahsiyetini, hissiyatını, maneviyatını nurlu hayatının vazgeçilmezlerini tarif ediyor.

“Ben dokuz yaşından beri şefkatli validemi görmediğimden sohbetinde bulunamadım.” Son nefesine kadar dâvâ uğrunda gurbette ve hapiste bayramlar geçiren Mübarek Üstadı, vefatının 61. yılında bize bıraktığı manevî mirasların zenginlikleriyle minnetle analım, rahmetle hatırlayalım, duâlarla yâd edelim.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*