Bir millet cehaletle hukukunu bilmezse…

Demokrasi esas ve kurallarının geçerli olmadığı… Adalet, kanun ve hukukların rafa kaldırıldığı… Hak ve hürriyetlerin bolca çiğnendiği… Fikir ve düşüncelerin serbestçe ifade edilmesinin yasaklandığı… Kanun adına kanunsuz keyfiliklerin uygulandığı… Muhalif seslerin ve sözlerin suç sayılarak ihanetlerle damgalanarak, ağır cezalara çarptırıldığı… Ülkenin zararına olan, yanlış tavsiye ve telkinlerin itibar ve kabul gördüğü… Doğru, isabetli ve hakperest fikir ve düşüncelerin geçerli olmadığı… Vs.

Evet bu ve benzeri olumsuzlukların reva görüldüğü ve artık böyle bir yaşantının normal karşılanmasının sebeplerinin başında cehalet olsa gerek. Yüce Allah’ın doğuştan kendilerine bahşettiği paha biçilmez bazı hakların farkında olmayan ve bunların korunması için bir çabayı göze almayan insanları, deyim yerinde ise peşinen bir nevi köleliğe razı olmuş demektir.

Kendisine emanet olarak verilen canını, malını, şerefine koruyup muhafaza etmekle mükellef olduğunun farkında olmayan insanların bu zelil halleri her zaman, bazı zalimler için fırsat olur.

Üstad Bediüzzaman’ın; “Evet, bir millet cehâletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti dahi müstebit eder” şeklindeki tesbitleri tam da tarif etmeye çalıştığımız lâkayt, duyarsız insan tiplerine işaret ediyor. Demek oluyor ki müstebit zalimlerin türemesinin önemli bir sebebi hak ve hukuklarını koruyabilme gayretini, cesaretini gösteremeyen insanların varlığıdır.

Zalim müstebitlerin meydanı boş bulup mahiyetlerindeki insanlara her türlü keyfi haksızlıklarda hakaretlerde bulunmalarına sebep olan bazı tipler var ki bunlar da müstebit idarecilerin yaptıkları kanun dışı keyfilikleri, zorbalıkları alkışlamayı meslek edinirler.

Gelin görün ki raiyetlerine her türlü haksızlığı reva gören bu çeşit idarecilere taraftar çıkarak destekte bulunan bu insanlar, Peygamberimizin (asm); “Bir topluluk zalim idareciye taraftar olursa; Cenab-ı Hak bir gün o zalimi o topluluğa musallat eder” tesbitinden de maalesef ders almıyorlar.

Geçmişten günümüze baktığımızda zalim idarecierin kendi başlarına, tesadüfen meydana çıkmadıklarını; hak ve hukuklarına sahip çıkabilme gayret ve cesaretini gösteremeyen insanların mevcudiyetinden istifade ile zuhur ettiklerini görüyoruz. Hz. Peygamberin; “Milletler idarecilerinin yolundadır” tesbitlerinden de bu anlaşılır.

O halde bize düşen raiyetlerine her türlü keyfiliği, her çeşit zorbalığı reva gören idarecilerin işledikleri günahlara ortak olmamak için Allah’ın; “Zalimlere meyletmeyin yoksa Cehennem ateşi size de dokunur” tehdidini hatırlamak olmalı. Ayrıca Bediüzzaman’ın “Zulme rıza zulümdür” tesbitlerini dikkate alacak şekilde bir tavır ve duruşu sergilemektir.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*