‘Bediüzzaman’la dünyayı dolaşacağız

Ömer Terzi, üniversitedeyken bir kaç arkadaşıyla sanat ve tiyatro anlamında farklı düşüncelere sahiptir. Hedeflerinde hep Bediüzzaman’la ilgili bir oyun ortaya koymak vardır.

“Yüzyıllar boyunca san’atın ne olduğu veya nasıl tanımlanacağı-adlandırılacağına dair söylem ve fikirler sürekli değişiklik göstermiş” olduğunu kaydeden Terzi, arkadaşlarıyla hep bir “Alternatif” arayış içinde olmuş.

 Maddeyi geçip, mânâyı göstermenin yolu olduğunu düşündüğü san’atın, bu çarkların arasında paramparça olup yeniden hayata dönmeye çalıştığını ifade eden Terzi, kurdukları “alternatif san’at” anlaşıyla, amaçlarını ticarî kaygılardan öteye geçip, perdeleri aralayabilmek, bakmaktan öte görmeyi başarabilmek şeklinde özetliyor. “Yaşanan tüm zorluk ve sıkıntılara rağmen var olabilmek ve maddenin ötesine geçebilmek için bu yolda yürümeye devam ediyoruz” diyen Ömer Terzi ve arkadaşları, Magdalena Abakanowichz’in “Sanat sorunları çözmez, ama bizim sorunları görmemizi sağlar” düşüncesiyle “alternatif san’at” anlayışı içinde hareket ediyor. Ömer Terzi ve arkadaşları, projelerinin en önemlisi ve en büyüğü olarak gördükleri, Bediüzzaman Hazretlerinin hayatından bir dönemi anlatan “Barla’da Diriliş” oyununu bütün Dünya’da oynamak istiyorlar. Buradan sonra sözü, oyunun ortaya çıkmasında büyük emeği olan Ömer Terzi’ye bırakıyoruz…

Alternatif Sanat” fikri nasıl doğdu ve gelişti?

Demokrasi, hak ve özgürleşme, kavramlarının tabiri caizse ekmek peynir gibi satıldığı, havalarda uçuştuğu, herkesin her şeyi sınırsızca ve edepsizce ifade etmekte hiçbir sakınca görmediği bir garip zamandayız. San’at için soyunana saygı gösterilen, alkış tutulan ancak “inandığı gibi yaşamaya çalışanın” neredeyse uzaya fırlatılmasının arzu edildiği, yiğidin hakkının verilmediği bir dönemin içerisindeyiz. Bu anlayışa, bu mevcut düzene, sözde san’at anlayışına alternatif bir anlayış getirme noktasında birçok insanla hemfikir olduk. Biz ülkedeki anlayışa -adı üstünde- alternatif bir anlayış olarak ortaya çıktık. San’at anlayışımız, Ebers’in dediği gibi, “San’at insanları Allah’a götüren bir yoldur.” Veya Necip Fazıl’ın “San’at Allah’ı aramakmış / Hakikat bu, gerisi çelik çomakmış” dizelerinde ifade edildiği gibi, bir alternatif san’at anlayışına yöneldik. Kısacası, şimdiki san’at anlayışına karşı çıkmak alternatif san’atla ortaya çıkmaya yöneltti bizi.

Bu güne kadar değişik projeleri hayata geçirdiniz. Barla’da Diriliş oyununa kadar ne gibi aşamalardan geçtiniz?

Oldukça uzun bir yolculuk bu. İlk olarak alternatif san’at kavramını, alternatif san’at markasının altını doldurabilmek adına çeşitli projelere imza attık. Projelerden en önemlisi ve en büyüğü Barla’da Diriliş oldu. Çanakkale Zaferini anlatan oyunlar gibi, millî manevî değerleri ortaya koyan tiyatro çalışmalarına imza attık. Necip Fazıl’dan Ömer Seyfettin’den birçok oyunu hayata geçirdik. Bunun yanında kendi kadromuzun yazıp oynadığı oyunlar da oldu. Mehmet Âkif’le ilgili olan oyunlar v.b. millî manevî değerleri ve şahsiyetleri nazara veren çalışmalarda ortaya koyduk. Barlada Diriliş eserini; Medine Müdafaası, Çöl Kaplanı, Hürrem Sultan, Sarıkamış Destanı gibi projeler arasından seçtik. Özetle Barla’da Diriliş bizim için en önemli olanıdır.

Neden?

Çünkü Said Nursî Türkiye’yi en çok etkileyen ve günümüzde yaşanan sorunları görebilmiş, çözüm üretebilmiş ender kişilerdendir. Yüzyılımıza damgasını vurmuş ve yeterince anlaşılamamış olan, bir aksiyon ve fikir adamı olan böyle bir zatın hayatından bir kesiti seyirciye aktarmak önemlidir. Bu oyunu, Bediüzzaman’ın vefatının ellinci yılında sahneliyor olmamız da bizim için ayrı bir anlam ifade etmektedir. Türkiye’de milyonlara dünyada milyarlara ışık olmuş, nur olmuş bir şahsiyetin, bir düşünürün, bir ilim adamının sahnelerde olması ve gerçekleri haykırması gerekliydi. Bir dönemin gerçeklerini anlatmak ve sahip olduğumuz değerleri bir kez daha görebilmek adına bir fırsattır bu oyun. Nasıl ki “Mevlânâ ve Yunus” evrensel bir değerimizdir; Üstad’da öyledir. Ve bilinmesi gereklidir.

Oyunun ‘tek’ olması için ne gibi bir altyapı oluşturdunuz? Bu anlamda neler yaptınız?

Said Nursî oyunu fikri aslında üniversite yıllarına uzanan bir geçmişe sahip. Son 5 yıl içindeki altyapı çalışmalarımızla oyunu hazırladık. Uzun soluklu bir çalışma oldu. Öncelikle oyun için bir eser aradık. Barla’da Diriliş adlı kitabı bulduk. Teknik bir düzenlemeyle senaryo haline getirdik. Sonra dramaturgisini yaptık. Birçok ekip ve oyuncuyla görüştük. Seçeceğimiz kişilerin bizim oyunumuzun kriterlerine uyup uymadığına baktık. Oyuncuları bulduk. Daha sonra dekor, kostüm ve teknik altyapı çalışmalarına başladık. Bizi anlayan, oyunun mantığına ve ruhuna hakim olan kişi ve ekiplerle çalıştık. En sonunda senaryo ve teknik olarak oyunu hazır hale getirdik. Bu çalışmalar sırasında projeye birçok insan girip çıktı, çünkü anlaşamadık. Veya oyunun ruhunu yansıtamadığını düşündük. Şu anda birbirimize entegre olmuş bir şekilde oyunumuz devam ediyor ve edecek inşallah.

Bediüzzaman’ı anlatan eserler anlamında başka çalışmalar incelediniz mi?

Bediüzzaman’ın hayatını anlatan birçok eseri inceledik tabiî ki. Ancak tiyatro sahnesine aktarım açısından en uygun ve anlamlı olanı, Barla’da Diriliş olduğu için onu seçtik.

Oyunla ilgili geliştirilecek noktalar var mı?

Oyunumuz içerik ve oyuncular anlamında tamamen oturdu. Ancak belki daha geniş kitlelere ulaştırma çalışmalarımız olacak. Arkadaşlarımız Türkiye turnesindeler. Daha sonra Avrupa’dan başlayarak dünya turnesi olarak düşünüyoruz. Kısacası Risâlelerin ulaştığı her yere oyunumuzu götürmeyi planlıyoruz. Bunu İnşallah gerçekleştireceğiz. Önce İstanbul’daydık. Talepler Anadolu’ya çıkardı bizi. 1-2 sene içinde de Dünya turnesi şekline dönüşecek İnşallah. Tiyatrodan sonra Üstadla ilgili teatral anlamda fikirlerimiz de var. Sinema filmi yapmak gibi…

Bediüzzaman sadece bize has değil. Bediüzzaman bir Mevlânâ, bir Yunus gibi herkese mal olmuş evrensel bir değerdir. Onunla ilgili kaliteli işler yapacak olanların her zaman için yanında oluruz. Oyunu da hazırlarken birileriyle beraber gözükmekten kaçındık. Çünkü Bediüzzaman’ı evrensel bir şahsiyet olarak algılıyoruz. Onunla ilgi iyi işler yapacaklara her zaman destek veririz.

Hangi illerde oynandı?

İstanbul, İzmit, Erzincan, Erzurum, İzmir, Ankara, G. Antep, Rize’de, K. Maraş’ta oynadık. Ağustos ayı içinde Bitlis’te oynamayı planlıyoruz.

İyi ya da kötü tepkiler var mı? “Şurası iyi olmamış, şöyle olsaydı daha iyi olurdu” denildi mi?

Toplum olarak sanatın nasıl anlaşılması gerektiğini ve san’atın kriterlerini iyi bilmiyoruz. Bu nedenle gelen eleştirileri uygun açılardan ele almaya çalışarak inceledik. Teknik ve sahne anlamında eleştiren pek olmadı. İşi bilen kişilerden ufak tefek olumsuz tepkiler aldık. Bunlar da her zaman olacaktır, tabiîdir. San’at anlayışımızla eserimizi ortaya koyduk ve birçok kişi beğendi. Gelen eleştirilerin çoğunun iyi yönde olması bunun ispatı zaten. Çünkü bir döneme ve bir tarihe ışık tutuyoruz. Teknik anlamda zaten eksiğimiz yok. Zira Türkiye’de pek olmayan bir teknik altyapıyla çalıştık. Ancak senaryo ile ilgili eleştiriler aldık tabiîki.

Bazı eleştiriler de şu var ki, Üstadı sahnede yansıtmamız bazılarının hoşuna gitmedi. Bazı kişiler “Üstad bu olmamalıydı, bu değildi” deyip, Onun biraz daha içine ve kabuğuna çekilmiş şekilde anlatılması gerektiğini ifade ettiler. Bizim asıl anlatmak istediğimiz Bediüzzaman’ın mücadeleci kimliğini ortaya koymaktı. Çünkü Bediüzzaman yerinde duran, statik biri değildi. Sürekli hareket ve telif içindeydi. Hayatı sürgünlerle geçmiş, oradan oraya gönderilmiş biriydi ve bu aksiyon yönünü ortaya koymamız gerekiyordu. Biz bir dönemi yansıtmaya çalıştık.

Teknik anlamda en fazla hangi detayla uğraştınız?

Kostüm konusunda oldukça sıkı çalıştık. Neticede bir dönemi anlatıyorduk. Çeşitli araştırmalar, bizzat yerine gidip o dönemin şahitlerinin dilinden giyim kuşamı sormak da dahil ciddî bir şekilde uğraştık. “Hayat alanı” olarak da bizzat kendim Barla ve Isparta’ya gidip yerinde gördüm ve inceledim. Üstadın Barla’da kaldığı mekânları tek tek inceledik. Oradaki insanlarla konuştuk. Kısaca gittik, gördük, duyduk ve araştırdık.

Oyunumuz ışık oyunları üzerine kuruldu. Neden? Çünkü dönem karanlık; zulümlerin olduğu bir devir. O yüzden insanları aydınlık bir şekilde vermekten kaçındık. Işıklandırmamız ise bize ve bu oyuna özel bir sistemdi.

Oyun ile ilgili detaylı bilgi almak isteyen kişiler ne yapmalı?

İnternet sitemizden bizlere ulaşabilirler. Orada sürekli güncellenmekte olan bilgilerimiz ve oyun tarihlerimiz var. Diğer oyunlarımız ile alâkalı bilgilere de yine sitemiz aracılığı ile ulaşılabilir. www.alternatifsanat.net

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*