Her zamanın mühim bir dersi: İktisat Risalesi

19. yüzyılda İngiltere’de başlayan sanayileşme dünyada büyük değişimlere sebep oldu. Seri ve çok miktarda üretim beraberinde maliyetleri azaltsa da, bazı yeni mefhumlarla da tanıştırdı. Artık üretici ve tüketici gibi kavramlar bilinçaltımıza işlenmeye başladı. İhtiyacımız olmayan maddeler ihtiyaç haline getirildi. Elzem ihtiyaçların ise fazlasıyla alınması gerektiği empoze edildi.

Tabi bu duruma tüketicileri ikna etmek gerekliydi. Bu noktada medya ve reklamlar çoğu insanı adeta hipnoz etti. Bu vetirede yalan, nisa taifesinin obje olarak nazara verilmesi gibi her türlü gayri meşru yönteme başvuruldu.

Netice itibariyle milyonlarca insanın ihtiyacı dörtten yirmiye çıkarıldı ve görsel reklamlar aracılığıyla yalan ve haram nazar normalleşti. Bu durum çok geçmeden insanlık âlemini ikaz eden vukuatlara sebep oldu. 1914-1918 yılları arasındaki Birinci Dünya Savaşı ve 1929 yılındaki Büyük Buhran en önemli uyarıcılar olarak kayda geçti. 1935 yılına gelindiğinde Üstat Bediüzzaman Said Nursi mevcut durumdan ders alamayan insanlığın çok daha büyük bir krizle karşılaşacağını ferasetle hissederek İktisat Risalesini kaleme aldı. Zira dört yıl sonra dünya tarihinin en kanlı savaşı (2. Dünya Savaşı) vukuu bulacaktı.

Bugün iktisat fakültelerindeki nazara verilen iktisat tanımı dahi sakıncalıdır. “Sınırsız ihtiyaçların sınırlı kaynaklardan temin edilmesi!” mantığı bilim adı altında yapılan menfi propagandayı göz önüne serer. İhtiyaçları sınırsız olarak tanımlamak tüketimi de ziyadesiyle artırır. Hakkı olmayan tüketim ise maddi ve manevi sıkıntıların yaşanmasına yol açar.

Fıtrat ayarları fazlasıyla bozulan ve iman-Kur’an hizmetiyle mükellef Nur talebeleri yedi nükte halinde nazara verilen hakikatleri yaşayarak tebliğe mecbur, muhtaç ve mükelleftirler. Maatteessüf yeterli dersleri alamadığımızı yaşantımız ele veriyor. Madem arzu ettiğimiz seviyede olmadığımızı nefsimizden biliyoruz. O halde bu yazı dizimiz boyunca Üstadımızın iktisat risalesinde nazara verdiği hakikatleri öğrenmeye ve yaşamaya gayret etmeliyiz.

İktisat Risalesi dört mefhumla başlar. Bunlar risale boyunca verilmek istenen mesajların özeti ve sonucu hükmündedir. Kavramlardan neyin kastedildiği önemlidir. Zira ülkemizde cumhuriyet, şeriat, demokrasi, laiklik gibi onlarca kavramlarda herkesin kendine göre bir tanımı vardır. Ortak tanımlarımız olmadığı ve diğer anlayışları merak etmediğimiz için saatlerce tartışma yapsak da birbirimizle anlaşamayıp ötekileşiyoruz. Bu tehlikeyi Üstadımız kendi anlayış ve mefhumlarını ortaya koyarak bertaraf ettiğini Risale-i Nur külliyatı boyunca müşahede ediyoruz.

İktisat, kanaat, israf ve tebzir bu risalenin anahtar kelimeleridir. Kısa kısa da olsa tanım ve örnekle anlamaya çalışalım: İktisat; hakkını vermektir. Sözgelimi beş birimlik herhangi bir ihtiyacı dörde indirmek iktisat değildir. Kanaat ise elden gelen çabayı gösterdikten sonra elde edilen sonuca rıza göstermektir. On birim kazanç hedefleyen biri elinden geleni yapmak koşuluyla beş birim kazandığında rıza göstermesi kanaattir. İsraf ve tebzirde ise ihtiyaç dışı tüketim söz konusudur. Yalnız aralarında ince bir nüans vardır. Helaldeki tüketim israf, haramdaki tüketim ise tebzirdir. Örneğin; fazla ekmek yemek israf, alkol kullanmak tebzirdir.

Üstadımız “Yiyin için fakat israf etmeyin.” mealli ayetin iktisat risalesine bakan yönünü nazara verir. Üstadın tek cümlelik ifadesi gayet dikkat çekicidir: “Şu âyet-i kerîme, iktisada kat’î emir ve israftan nehy-i sarîh suretinde gayet mühim bir ders-i hikmet veriyor.”

Ayette iktisat kelimesi geçmemesine rağmen, Üstadımızın iktisat emrinin kesinliğini ifade etmesini düşünmek gerekir. “Her şey zıddıyla bilinir.” düsturunu hatırlayalım. Bir şeyin emredilmesi tersinin yapılmamasına da emirdir aynı zamanda. Yani “İsraf etmeyin!” demek “İktisat edin!” demektir. İsrafın açıkça yasak edilmesi, haram kılınması; iktisadın helal olduğu ve emir olduğuna kinayedir.

Sanayileşme hamlesi, yeni mefhumlarla tanışılması, medya ve reklamla kitlelerin hipnoz edilmesi, yalanın ve haram nazarların revaç bulması, dünya savaşları ve ekonomik krizlerin yaşanması, bilimin iktisat tanımı Nur talebelerinin vazifesinin ne kadar mühim olduğunu işaret ediyor. Dört önemli mefhumun doğru olarak anlaşılması ve nazara verilen ayetin iktisatla olan rabıtasının deşifre edilmesi de başlangıç olarak sağlam bir temel atmaya benzetilebilir. Bu temel üzerinde yedi kat hükmündeki yedi nükte yepyeni pencerelerin açılmasına vesile olacaktır vesselâm…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*