İhlâs kahramanları

0054

Çağımızda imana ve Kur’ân’a hizmet eden en güzel ve mühim daire Risale-i Nur dairesidir. Öyle ki: “Risale-i Nur ve şakirtlerinin meşgul oldukları vazife, ruy-i zemindeki bütün muazzam mesailden daha büyüktür.”1 Hem de “Cenab-ı Hak’ka vasıl olacak en kısa, en selâmetli ve en umumiyetli yol Kur’ân’dan gelen Risale-i Nur yoludur.”2

Risale-i Nur dairesinin merkezindeki en mühim esas ihlâstır. Bu yüzden “İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla halis olmayana müreccahtır. Ihlâsı kazandıran, harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rıza-i İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye karışmamalıdır.”3 Evet, “Ihlâs İslamiyet’te en mühim bir esastır.”4 ve “Medar-ı necat ve halâstır.”5 Risale-i Nur’da hem On Yedinci, hem de Yirminci Lem’a’da geçen şu hadis-i şerif son derece manidardır: “İnsanlar helâk olur, ancak bilenler kurtulur. Bilenler de helâk olur, ancak bildiklerini yaşayanlar kurtulur. Bildiklerini yaşayanlar da helâk olur, ancak ihlâslı olanlar kurtulur. Ihlâslı olanlar da her an onu kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.”6 Demek ki, bütün mesele ihlâsa dayanmakta ve ihlâsla hayat bulmakta ve ihlâsla değer kazanmaktadır.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri başta olmak üzere, kendi dönemindeki Nur talebeleri bu ihlâs imtihanını başarıyla kazanmışlar ve gelecek bütün nesillere numune-i imtisal olmuşlardır. “İmam-ı Gazalinin bundan dokuz yüz sene evvel ahlak ve fazilet sahasında yapmış olduğu fütuhatı; bu asırda Bediüzzaman iman ve ihlâs vadisinde başarmıştır.”7 O dönemdeki Nur talebeleri adeta birer ihlâs kahramanı olmuşlardır. “Cenab-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır, kesret-i etba ile veya fazla muvaffakiyetle değildir.”8 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, tek başına başlattığı Risale-i Nur Hizmetini, ihlâslı talebeleriyle beraber bütün dünyaya yaymıştır. 1927 yılı itibarıyla Barla’da Risale-i Nur telifiyle dünyaya açılan bu iman hizmetinin temeli, ihlâs üzerine bina edilmiştir. Başta Hazret-i Ali (ra) olmak üzere, Gavs-ı Azam Abdulkadir-i Geylânî Hazretleri onları müjdelemiş ve övmüşlerdir. Birinci Şua’da Kur’ân-ı Kerîm, otuz üç ayetiyle onlara işaret etmiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri onlar için şunları söylüyor: “Bilirsiniz ki, Hazret-i Ali (ra), o mu’cizevari kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı Azam (ks), o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlâsa binaen iltifat ediyorlar. Ve himayetkarane teselli verip hizmetinizi manen alkışlıyorlar. Evet, hiç şüphe etmeyiniz ki bu teveccühleri ihlâsa binaen gelir. Eğer bilerek bu ihlâsı kırsanız, onların tokadını yersiniz.”9 “Elbette arkalarında Şeyh-i Geylânî gibi kahramanlar kahramanı zatlar himmet ve dualarıyla ve izn-i İlâhî ile himaye ettiklerini bilseler, şevk ve gayretleri daha artar.”10 “Bu fakirle beraber hizmette sebkat edip Hulûsî ihlâsıyla, Sabri takdiriyle, Süleyman sadakatiyle, Bekir hizmet ve gayretiyle, hizmet-i Kur’âniye’de bulundular. …Hazret-i Şeyh onları izn-i İlâhî ile Said’in etrafında görmüş, haber vermiş. Daha sair arkadaşlara işaretler var.”11

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Barla’da kaldığı zaman etrafındaki ilk saff-ı evvel ihlâs kahramanları şunlardı: Şamlı Hafız Tevfik (Göksu), Muhacir Hafız Ahmed (Karaca), Sıddık Süleyman (Kervancı), Marangoz Mustafa Çavuş, Hafız Halid (Tekin), Muallim Ahmed Galip (Keskin), Mübarek Süleyman (Köse), İlamalı Sabri (Gönenç), Tüccar Bekir Bey (Dikmen), Abdullah Çavuş (Kula), Şem’i Güneş, Bahri Çağlar, Mehmed Kara, İbrahim Hulûsî Yahyagil, Santral Sabri (Arseven), Mehmed Tahiri Mutlu, Abdullah Çavuş (Yavaşer), Hafız Ali (Ergün) ve daha nice kahramanlar bu kudsi davanın etrafında pervane olmuşlardı. “Yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve İstanbul’da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada (Barla’da), sizinle yedi sekiz senede yüz derece fazla edildi. Hâlbuki kendi memleketimde ve İstanbul’da, burada benimle çalışan kardeşlerimden yüz, belki bin derece fazla yardımcılarım varken, burada ben yalnız, kimsesiz, garip yarım ümmi; insafsız memurların tarassudat ve tazyikatları altında, yedi sekiz sene sizinle ettiğim hizmet yüz derece eski hizmetten fazla muvaffakiyeti gösteren manevi kuvvet, sizlerdeki ihlâstan geldiğine kat’iyyen şüphem kalmadı.”12 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Barla ve Isparta civarındaki bu kahraman ve fedakâr talebelerinin en belirgin ortak hasiyetlerinin ihlâs olduğuna dikkat çekmekte ve şunları söylemektedir: “Bu kadar tehacüme karşı kuvve-i mâneviyesi kırılmayan zatları, ehl-i hakikat ve nesl-i âti alkışlayacakları gibi, melâike ve ruhanîler dahi alkışlıyorlar diye kanaatim var.”13 “Hem ben bu memlekette Hulûsî, Sabri, Hafız Ali, Hüsrev, Re’fet, Asım, Mustafa Çavuş, Süleyman, Lütfü, Rüştü, Mustafa, Zekai, Abdullah gibi yirmi–otuz Müslüman Türk gençlerini adeta yirmi-otuz bin milletdaşlarıma tercih ettiğimi ve onları, o otuz bin adam yerine kabul ettiğimi, bu dokuz senedeki Türkçe a’sar [eserler] ile ve hizmet ile göstermişim.”14 “Sizler benim için çok ehemmiyetlisiniz. ‘Sıddık-ı vefiy (vefalı dost) bu zamanda yoktur’ diyenlere karşı sizleri gösteriyorum.”15 “Risale-i Nur talebelerinin en küçüğünü, hariç bir velîden daha ehemmiyetli gördüğümü…”16 Hem “Sizler—haddimin fevkinde—bir cihette talebemsiniz ve bir cihette ders arkadaşlarımsınız ve bir cihette muin ve müşavirlerimsiniz.”17 “Ben şu vazife-i kudsiyede bilmeyerek istihdam olunurdum. Siz bilerek hizmet ediyorsunuz, bahtiyarsınız.”18

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, birer ihlâs abidesi olan kahraman talebeleri için söylediği hasiyet ve vasıflar, bütün Nur Talebeleri için ihlâsı kazanmanın ve hakiki Nur talebesi olmanın esaslarını taşımaktadır. Bunlardan birkaç misal, Mesela: Sıddık Süleyman (Kervancı) ağabey hakkında: “Böyle bir adamla bu köy (Barla) değil, belki bu vilayet (Isparta) iftihar etmeli. Bu tarz ahlak, bu zamanda bulunması, medar-ı ibrettir. Süleyman’da sadakatle beraber esaslı bir ihlâs gördüm. Hatta Süleyman bazı yemediğim bir ekmek verdiğim vakit, hatırımı kırmayarak alır, fakat kat’iyyen mukabelesiz almıyor. Ona mukabil evinden getiriyor. Ara sıra birer bardak çay ısrar ediyordum; ilhahıma karşı istinkâf ediyordu. Ne için böyle yapıyorsun? Derdim. Hizmetimize maddî fayda girmeyip, fisebilillah, ihlâslı olmak istiyoruz derdi.”19 Mesela Hafız Ali ağabey için: “Kardeşlerimizden İslam köylü Hafız Ali efendi, kendine rakip olacak diğer bir kardeşimiz hakkında gösterdiği hiss-i uhuvveti çok kıymettar gördüğüm için size beyan ediyorum: o zat yanıma geldi; ötekinin hattı, kendisinin hattından iyi olduğunu söyledim. ‘O daha çok hizmet eder’ dedim. Baktım ki Hafız Ali kemal-i samimiyet ve ihlâs ile onun teveffuku ile iftihar etti, telezzüz eyledi. Hem üstadının nazar-ı muhabbetini celp ettiği için, memnun oldu. Onun kalbine dikkat ettim, gösteriş değil, samimi olduğunu hissettim. Cenab-ı Allah’a şükrettim ki, kardeşlerim içinde bu âlî hissi taşıyanlar var. İnşaallah bu his büyük hizmet görecek”20 Evet bu âlî his olan ihlâsı, Nur talebesi olan herkes kendisinde yerleştirmeğe mecbur ve mükelleftir.

Bir başka misal de, ümmi olmasına rağmen, samimiyeti sayesinde pek çok insanın Risale-i Nur’u tanımasına vesile olan Adilcevazlı Bekir ağa için söyledikleri: “Allamelerin işini görerek esrar-ı Kur’âniyeye karşı Isparta’nın intibahına sebep oldu.”21 Hulûsî Yahyagil ağabey için de: “Sizin gibi hakikate yetişmiş ve hakikatteki hakikî teselli ve esaslı sevinci bulmuş zatlara, envâr-ı imaniyenin ve esrar-ı Kur’âniyenin neşirlerine karşı ehl-i dalâletin ve şeytanların desâisle tehacümünden neş’et eden müşkülât ve gam ve kedere karşı sabır ve metanet et ve hüzün ve merak etme demeye ihtiyaç hissetmem.”22 demiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, daha sonraki dönemlerinde kendisine talebe olan ve hizmetine giren ağabeyler için de aynı medih ve muhabbetlerini belirtmektedir. Mesela Zübeyir Gündüzalp ağabey için, “Kâinata değişmem ”ifadesi meşhurdur. Bunun yanı sıra. Hüsrev Altunbaşak, Mustafa Sungur, Ceylan Çalışkan ve Bayram Yüksel gibi ağabeyleri de her fırsatta takdir etmiş, hizmetlerini alkışlamıştır. Bu sebeple, son derece mükemmel ve muhteşem ihlâslı ve nurani zatlardan teşekkül eden bu daireye girmek ve onların ders arkadaşı olmak büyük bir lütuf ve fazilet ve imtiyazdır. Paha biçilmez bir değerdir. Günümüz nur mensuplarının da bu daireye girme liyakatini kazanması için ihlâs kahramanı olması lazım ve elzemdir.

“Ihlâsın ve sadakatin dahi velâyet gibi kerameti var. Belki bazen daha fevkindedir.”23 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Halis bir hadim olarak, hakikat-ı ihlâs ile her şeyin fevkinde hakaik-ı imaniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum.”24 ifadeleriyle, ihlâsla bu kudsi ve nurani davaya hizmetin ehemmiyetini belirtmiştir. Velhasıl, imanda ihlâs, ibadette ihlâs, salih amelde ihlâs, niyette ihlâs ve hizmette ihlâs. Evet, bu işin olmazsa olmazı ihlâs. Çünkü “Medar-ı necat ve halas, yalnız ihlâstır.”25

Dipnotlar:
1-Emirdağ Lahikası 41,
2-Hizmet Rehberi 167,
3-Lem’alar 323,
4-age.370,
5-age.323,
6-age.323-370,
7-Tarihçe-i Hayat 27,
8-Lem’alar 376,
9-age.394,
10-age.82,
11-age.83,
12-age.394,
13- Tarihçe-i Hayat 655,
14-Barla Lahikası 371,
15-age.204,
16-Lem’alar 634,
17-Barla Lahikası 230,
18-age.404,
19-age.325,
20-age.210,
21-age.99,
22-age.420,
23-age.411,
24-Hizmet Rehberi 166,
25-Lem’alar 323

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*