Tevafukta nurani sır

Kelime manası itibariyle tevafuk; birbirine uygunluk hali demektir. Risale-i Nur’un satır aralarında bu husus sıkça görülür.

Bu da Risale-i Nur’da yazılanların, Kur’ân’dan süzülen hakikatlar olmasından kaynaklanır. Bunlar Risale-i Nur’ların hakkaniyetine dair; birer imza, birer sikke ve birer mühür hüviyetindedir…

Kastamonu yıllarında Bediüzzaman Hazretlerine hizmet eden saff-ı evvel Nur talebelerinden “Çaycı Emin Bey” olarak bilinen Vanlı Emin Çayır ağabeyin torunu Ahmet Çayırlı, dedesinden kalma bir tevafuk örneğini bize göndermiştir.

Nur’ların ilk te’lifatı sıralarında meydana gelen sırlarından biri olan tevafukla alâkalı manidar belgeleri incelediğimizde; hakikaten Risale-i Nurlardaki sırlarından birine daha şahit olmuştuk.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu tevafuk sırlarıyla alâkalı yaptığı –haşiyedeki– bir değerlendirmede şunları ifade eder: “On Dokuzuncu Mektub’un On Sekizinci İşareti’nde, bir nüshada, bir sayfada dokuz Kur’ân tevafuk suretinde bulunduğu halde, birbirine hat çektik; mecmuunda Muhammed lâfzı çıktı. O sayfanın mukabilindeki sayfada sekiz Kur’ân tevafukla beraber, mecmuunda lâfzullah çıktı. Tevafukatta böyle bedî şeyler çok var. Bu haşiyenin mealini gözümüzle gördük.’

Bekir, Tevfik, Süleyman, Galip, Said.” (Mektubat, s.643, YAN.)

Risale-i Nur hakikatlerinin hakkaniyetine birer tasdik mahiyeti arz eden tevafuk sırları, aynı zamanda Kur’ânî sırlar olarak da değerlendirilir…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*