İzmir’den-Van’a …

Hayata “yolculuk” adını vermiştik…

İzmir’deki can dostlar ile muhabbetleştikten sonra Van ilimize müteveccihen yollara düşmüştük…

Yönetim kurulu başkan yardımcımız İsmail Özdemir İstanbul’dan ve Kütahya’dan gelen gazetemizin murakıplarından Servet Bilgin ile buluşarak..

Bir gece yarısı Uşak ilimizdeki kardeşlerimizle mülâki olup hasretlik giderdik.

Yıllardır göremediğim İrfan Bey ve Şecaattin kardeşimin yakın akrabaları ile gece muhabbetinden sonra sabah ise ayrı bir fasıl ile, merhum Kâzım Ağabey’in emektar Saadet Kırtasiyesi’nde eskimez hatıraları yadettik.

Önümüzde hangi ilimiz var ise oralara uğradık…

Yine bir gece yarısı Nevşehir ilimizde Erdal kardeşimin misafiri olduk.

Hizmetlerimizde Ankara 27 Numara bir müstesnadır.

Burada, merkezi dershanede emekli ve vakti müsait olanlar, ders ve muhabbet halkasını meydana getirmişler.

Damat İbrahim Paşa Külliyesi zamanlara ve asırlara meydan okuyarak, günümüzde de kudsî hizmetine devam ediyor.

Ve Kayseri…

Yılların hizmet erbabı İsmail kardeşim ile kısa muhabbetten sonra bu şehrin Anadolu’nun sinesinden dünyaya kendisini nasıl kabul ettirdiğini anladık…

Yollar bir bir kilometre kilometre aşılıyordu…

Malatya’ya ulaştığımızda ders halkası çoktan kurulmuştu…

Eskimez Nur Talebesi Celal Ağabey heyecan içinde Mesnevîden okuyor…

Yazarımız Hüseyin Gültekin ve kardeşi Mahmut Bey ve diğer can yoldaşlarımız…

Malatya kaysısı ile anılır…

Yiğit ise namı ile….

Ve Elazığ…

Eski adı ile “El aziz”…

Zekeriya ve Hasan Beyler ve niceleri…

38 yıldır göremediğim asker arkadaşım Ahmet kardeşim…

Askerlik arkadaşlığı bir başkadır…

Gündüz ise nurun birinci talebesi Hulusi Ağabey’in kabrini ziyaret ettik.

Dillere destan olan Diyarbakır…

Bu güzel şehrin hangi fedakârlarını anlatalım?

İrfan Bey’imi, Hasan kardeşimi mi, Celal kardeşimi mi, Fatih’imi, İbrahimleri mi?

Kafilemize Ayhan Bey’i alarak ilerledik…

İşte Anadolu’nun sinesi…

Taze yeşillikleri ile, kıvrım kıvrım yolları ile,…

Ve Van dayız…

Üstadımızın on beş yıl kaldığı bahtiyar il Van….

Her tarafı onun hatıraları ile dolu…

Hüzünleri ve sevinçleri ile….

Ülkemizin dört bir yanından bu mevlid mekânını dolduran fedakâr Nur Talebeleri…

Tebrik ediyoruz Vanlıları…

Şehrin dört bir tarafını dolduran mevlid afişleri…

Müftü Bey’in yaptığı vaaz ve güzel sesleri ile mevlidi okuyan mevlidhanlar…

Tarifi imkânsız manzara…

Dönüş yolunda bir Vanlı bir kardeşimiz ile bir akşam namazı sonrasında:

“Bediüzzaman’ı tanıyor musunuz?” dediğimizde:

“Ayıp oluyor ağabey, o bizim canımızdır” demesi bizi hayli mesrur etti..

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*