‘Nurlu’ mevlid…

Geçtiğimiz Pazar günü, “Denizli Yeni Asya Temsilciliği” tarafından Denizli Ulucamii’nde düzenlenen, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile Denizli’de medfun bulunan talebelerinden Hafız Ali Ergül ve Hasan Feyzi Yüreğil Ağabeylerin ruhlarına ithafen okunan mevlid-i şerife, bizler de “Bursa Yeni Asya Okuyucuları” olarak bir otobüs hâlinde iştirak ettik.

 

Hafız Ali ve Hasan Feyzi Ağabeyler, Üstad Hazretlerinin yerine vefat ederek şehit olmuş çok müstesnâ insanlardır. Hafız Ali Ağabey için, Üstad Hazretleri Risâlelerde “Risâle-i Nur’un mühim bir rüknüdür” ifadesini kullanmaktadır. Hafız Ali Ağabey, Üstad’a ne kadar bağlı olduğunu bir mektupta kendisi şöyle ifade ediyor; “Hayatımın her safhasından kıymetli ve o hayatı, pervane-i misâl, bir emrinin infazına ateşte yakmaya her an hazır olduğum kıymetli Üstadım…”

Evet, Hafız Ali Ağabey hayatını Üstadı uğruna feda etmeyi göze almış, istisna insanlardan biri olarak; mevkuf olduğu Denizli hapsinde Üstadın yerine şehit olmuştur. Vefat etmeden önce hastalanması üzerine, Üstad Hazretlerinin ona “Belki sen, bana yardım etmek için eski zamanda birinin bedeline hasta olması ve ölmesi gibi, harika fedakârlık gösteren zatlar gibi benim bir parça rahatsızlığımı aldın” demesi, hastalanmasının ve ölümünün Üstadın yerine olduğunu göstermektedir.

Hasan Feyzi Ağabey de, Hafız Ali Ağabey gibi Üstada canını feda edecek derecede bağlı ve yine Üstadı yerine vefat ederek şehit olmuştur. O da, Üstadı yerine hayatını vermeyi şu sözleriyle ifade etmektedir: “Bab-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem / Dahi nezrim bu ki, canım sana kurban olacak…”

Üstad Hazretleri ise Hazan Feyzi Ağabeyin bu sâfî ve halisâne sözleriyle kendisi yerine vefat edip şehit olmasını şöyle ifade etmektedir; “…ikinci bir ruhum hükmünde Hasan Feyzi, benim bedelime ölmüş ve ölüyor. Hatta onun vefat mektubu, bütün bütün âdetime muhalif, bir buçuk saat elimde iken açamıyordum.”

Bu mübarek şehit ağabeylerimizin ruhları için okunan mevlid-i şerife katılmadan önce, kabirlerini de ziyaret ettik. Son şahitlerden Selehaddin Çelebi Ağabeyin aktardığı “…Denizli hapsinden beraat edip tahliyemizde, Üstadımızın ilk işi, Denizli’nin yeşilliklerle kaplı kabristanına gitmek oldu. Hafız Ali’nin kabri başında Kur’ân okundu. Üstad hazin bir duâ yaptı. Elini semaya kaldırdı, ‘Bu şehit bir yıldızdır’ dedi. O sırada gayr-ı ihtiyârî başımızı kaldırdığımızda, semada ışıl ışıl bir yıldız parlıyordu.” (Son Şahitler, c. 2, s. 106) bu müstesna anları, bir nebze de olsa bizler de yaşamaya çalıştık.

Kabristandan ayrıldıktan sonra, öğle namazının ardından katıldığımız mevlid-i şerifin bitmesiyle, Ulu Cami avlusunda uzun zamandır göremediğimiz ağabeylerimizle ve arkadaşlarımızla görüşüp hasret giderme imkânı da bulduk. Yeni Asya Gazetesi İmtiyaz Sahibi muhterem ağabeyim Mehmet Kutlular’ın da katıldığı bu muhteşem mevlid programının ardından, ikindi namazını kılıp Denizli’den ayrıldık.

Bu mübarek mevlid-i şerif programını organize eden “Denizli Yeni Asya Temsilciliği” başta olmak üzere emeği geçen, bizleri hizmet binasında ağarlayan, bir çok yerden mevlide iştirak eden ağabeyleri ve arkadaşları tebrik ve teşekkür ediyorum. İnşaallah bu “Nurlu” yolda, daha nice hizmetlere birlikte erişmek dileğiyle…

Not: Bizi bu yolculuğumuzda yalnız bırakmayan, Üstad Hazretlerini de görmüş olan muhterem ağabeyim Erdoğan Utangaç’a, koordinasyonumuzu sağlayıp, “Bursa Yeni Asya Okuyucuları” olarak programa katılmamıza vesile olan İhsan Paşalıoğlu Ağabeyime, program boyunca video ve resim çekimi yapan RTM AJANS’a ayrıca teşekkürlerimi sunarım… (Çekimleri sentezhaber.com’dan izleyebilirsiniz.)

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*