Kutlu Doğum ve Biz

Image

Kutlu doğum mesajları cep telefonumun ekranına düşer düşmez, mukabil cevap yazma telaşına girdim.

Teknoloji bir yanda iletişimsizlik sağlıyor diye yakınırken, bir yandan da böylesi hoş kutlama mesajları için telefonumuzun tuşlarına sarılıyoruz.

Akla şu soru gelebilir.

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4

Kutlu doğum bize neyi hatırlatıyor ve ne kadar “peygamberi” yaşayabiliyoruz?

*

Peygamberimiz (a.s.v.) yetimleri severdi. Onların başını okşar ve birlikte oyun oynardı. Hatta birisinin mahzun halini gördüğünde; “Ben senin baban, Aişe de annen, Fatıma da kardeşin olsun ister miydin?” demiş…

Efendimizin (a.s.v.) ağzından dökülen billur gibi sözler tarihe altın harflerle yazılsa yeridir. Bir yetime söylenecek o kadar tatlı bir söz ki bu… Tarifi mümkün değil.

Biz ne kadar yetimlere sahip çıkıyor, karşısına geçip “Ben senin baban, eşim annen, evlatlarım senin kardeşin olsun” diyebilme sıcaklığını gösteriyoruz?

*

Adamın biri Resul-i Ekrem (a.s.v.)’i görmeye gelmiş… Fakat Peygamberliğin haşmetinden o kadar etkilenmiş ki… Tir tir titriyor… Bunun üzerine Kainatın Efendisi, “Korkma! Ben hükümdar değilim. Kuru et pişirerek karnını doyuran, Kureyşli bir kadının oğluyum” buyurmuş.

Bize bakalım. Etiket dünyasında yaşıyoruz. Ufak bir makam için haysiyetini satanları görüyoruz. Makam için ahiretini satanlar, o makama eriştiğinde, “küçük dünyaları biz yarattık” tafralarına giriyor.

Yıllarca yaptığımız işlerle kendimizi “pazarlıyoruz.”

*

Peygamberimiz namaz kıldırırken, arka saflarda bir çocuk sesi duysa, annesi rahatsız olmasın diye namazını kısaca kıldırırmış. Efendimizin (a.s.v.) ümmetinin minicik ferdini bile düşünür, kıymet verirdi.

Biz olsak;

Çoğunlukla şahit olduğum için söylüyorum. Özellikle Ramazan ayında teravih camiinde çocukların sesinden rahatsızlık duyanlar, cami kapısını gösteriyor hemen.

*

Hz. Aişe (r.a.) validemiz şöyle anlatmıştır:

“Resulullah (a.s.v.) geceleri ayakları yarılıncaya kadar ayakta durur, ibadet ederdi. Ona, ‘Senin geçmiş ve gelecek günahların bağışlandığı halde bunu niçin yapıyorsun?’ dedi. Bana, “Ben de şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurdu. (Buhari, Müslim)

Peygamberimiz (a.s.v.) yirmi dört saatini ibadetle geçirir… Teheccüd  namazını kıldıktan sonra sabah namazı için hazırlık yapar, sabah namazının sünnetini odasında kılar ve cemaatle farzı edâ etmek için mescide gidermiş.

*

Peygamber Efendimiz’i (a.s.v.) anlatmak için bu sütunlar yetmez. Misaller o kadar çok ki… Sadece insanlara değil, kainata ve hayvanlara karşı şefkat yüklüydü.

Hasılı;

Resulullah Efendimiz’i (a.s.v.) iyi anlamak, onu daha güzel tanımak ve gönlümüzdeki müstesna yere taşımak biz mü’minler için imani bir vazife, mükellefiyettir. Bu mesuliyetin sebebi O’nun hayatı incelendiğinde açık seçik görülür…

Bu ulvi davada bizler başarılı olmak istiyorsak, sevgi, şefkat ve merhamet timsali olan Resulullah’ın (a.s.v.) sünnetine sımsıkı yapışmalıyız. O, Ashabına ve gelecek nesillere de kendi yolunu çizmiş, insanlığa önder olmuştur.

Bu yüzdendir ki, halâ “Asr-ı saadet” gibi bir dönem arıyor insanlık.

“Sevgi medeniyeti”nin temeli bu olsa gerektir.

 

GÜZEL SÖZ:

“Hiç kimse Muhammed’in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri medeni imkanlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, bu yarışmada kimse onu geçemeyecektir.”

Geoethe
Image

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*