Nefsimiz!

Risale-i Nur’un en önemli açılımlarından biri dışarıda düşman aramaması ve mazeret üretmeye teşvik etmemesidir.

Çevremizdeki yanlışlıklara odaklanmak sonu gelmez bir girdabın içine düşmek demektir. Zira faydası olmadığı gibi kul hakkına sebebiyet vererek günahlara sebep olur. O zaman “Kendi nefsini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez.” ve “Ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum” gibi tespitleri şiar edinmek gerekir. Nefsimizden başlayarak değişmeye çalışmak terakki için elzemdir. İhlas risalesinde başında atıf yapılan iki ayet bir iç sorgulama açısından son derece ibretlidir: “Nefsini günahlardan arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini günaha daldıran ise hüsrana düşmüştür.” (Şems Sûresi,9-10)

Nefisle ile ilgili günah noktasında iki tabloyu mezkûr ayetler göz önüne sürüyor. İlk ayet olması gereken tabloyu düşünmeye davettir. Geçmişte imkanımız olduğu halde işlemediğimiz günahlar bugün itibariyle saadet sebebidir. Hesap günü boyutu ile düşünüldüğünde “İyi ki o günahı işlemedim” dedirtecek bir yapıya sahiptir. Yani günaha girmemek o an lezzeti görünmese de sonrasında huzur verir. Zira o anın elemi gitmiş, lezzetli sevabı kalmıştır.

Günahı dalmak ise pişmanlık kapılarını sonuna kadar açar. Anlık bir zevk sonraki her zaman diliminde elem olarak geri döner. Zira zevk gitmiş, elemle başbaşa kalınmıştır.

Bu ayetleri bir örnekle akla yakınlaştırmaya çalışalım. Sabah namazıyla güne başladık. Her birimiz sabah namazına kalkmaya çalışırken nefsimiz uyuma yönünde telkin vermiştir. Zira uyku nefsin hoşuna gider. Sıcak yatağın bırakıp suyun altına girmek nefsin hoşuna gitmese gerekir. Nefsin tercihi elemli ve zahmetli görünen sabah namazını kılmak yerine uyumaktır.

Her sabah yaşadığımız ve son dünya günümüze kadar yaşayacağımız bu hadise sabah namazını kıldığımız takdirde zahmetin rahmete kalb olduğu tecrübelerimiz gösteriyor. Şu satırları okuduğumuza anı düşünelim. Bahse konu olan sabah namazının elemini yaşamaya devam eden var mı? Artık onun zahmeti tamamen bitmedi mi? O anı düşündüğümüzde “İyi ki nefsime uymayıp, namazı kılmışım” demiyor muyuz? O anı düşünmek namaz kıldığımızdan dolayı lezzet vermiyor mu? Hatta hesap gününü düşündükçe keyfimiz artmıyor mu?

Demek ki doğru hareket nefis ne diyorsa tersini yapmaktır! Nefsin aksi istikametinde yol almaya çalışmak bahtiyar bir ihlas yolcusunun hasiyetidir. Zira hizmet ettiği kardeşleriyle rıza-i ilahi yolunda hareket etmek ihlasa bağlıdır. Nefis sürekli olarak kardeşleriyle olan muhabbeti, hürmeti, tesanüdü bozacak telkinde bulunacaktır. Bu durumda olan hizmet eri azim günahlara, kul haklarına karşı güvenli bir liman hükmünde olan mezkûr ayetleri hatırlayarak mukabele etmelidir.

İç dünyasında böyle bir ihlas anlayışına sahip olan kalp kırıcı vb. kul hakkı başta olmak üzere namaz, oruç gibi ibadetlerin günahlarından da korunma noktasında önemli bir adım atacaktır vesselam…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*