Sultanahmet’te iftar vakti

Türkiye’nin gündemi uzun süre “Gezi Parkı” ile meşgul oldu, olmaya da devam ediyor. Bilindiği gibi, İstanbul’da çok sayıda “meşhur olmuş park” var. Bunlardan biri de “Sultanahmet Parkı,” daha doğrusu “Sultanahmet Meydanı”dır. Bu park/meydan, bilhassa Ramazan aylarında dolup taşıyor. Sadece İstanbul’da yaşayanlar değil, yurt içi ve yurt dışından da binlerce ‘turist’ geliyor.

Pazar akşamı, Türkiye Diyanet Vakfı’nın bu yıl 32. defa gerçekleşen ‘Kitap ve Kültür Fuarı’ adına düzenlediği iftar yemeğine davetliydik ve icabet ettik. İftara gitmeden önce Beyazıt Meydanı’nda kurulu olan fuarı gezme imkânı da bulduk. Fuara katılan yayınevlerinin de ifadesiyle, fuarın yaz aylarına denk gelmesi geçen yıllardaki ‘kış fuarları’na nisbetle ilginin az olmasına sebep olmuş. Buna rağmen fuara katılan yayınevleri memnun. İftar yemeği sonrasında yapılan konuşmalarda da ifade edildiği üzere fuarın ilgi görmesi biraz da medyanın bu meseleye sahip çıkmasına bağlı. Bazı ziyaretçiler, 32 yıldır düzenlenen bu fuardan ilk defa haberdar olduğunu ifade ediyormuş. “Bunca tanıtım, bunca habere rağmen nasıl olur?” dememek lazım. Çünkü insanların ilgi alanları çok değişmiş durumda. Mesela, geçenlerde 4 yıl boyunca Marmara İlahiyat’ta okumuş ve mezun olmuş bir öğrencinin, Fatih Camii’ne hiç gitmediğini öğrendim. Önce şaşırdım, sonra ‘normal’ karşıladım. Çünkü daha önce de 4 yıl boyunca İstanbul’daki bir ‘iletişim fakültesi’nde okuyan ve “Merter” semtinin nerede olduğunu bilmeyen ‘gazeteci adayları’na rastlamıştık…

Beyazıt’taki kitap fuarından Sultanahmet’teki iftara geçerken karşılaştığımız manzara hakikaten şaşırtıcıydı. Yolda yürüme imkânı kalmamıştı. Yerli ziyaretçiler kadar yabancı ziyaretçiler de yoğunluktaydı. Sultanahmet parkının her yanı, iftar vaktini bekleyen ailelerle doluydu. Evinden yemeğini kapıp gelenler serdikleri örtülerin üzerinde iftarı bekliyorlardı. Tahmin edilemeyecek kadar bir kalabalık. Aynı anda, meydandaki ‘anfi tiyatro’da bir TV kanalı canlı iftar programı yayınlayacaktı ve bu sebeple kalabalık ‘izdiham’ seviyesine ulaşmıştı. Kalabalık sebebiyle Sultanahmet Camii’ni ziyareti, iftar sonrasına bırakmak mecburiyetinde kaldık. Dolaşma imkânı da kalmadığı için iftarın verileceği Rast Otel’e geçtik. Otelin çatı katındaki manzara da harikuladeydi. ‘Kule’siz İstanbul ne kadar da güzel. Ama bu hızla ‘kule’ler dikilmeye devam ederse, korkulur ki bu güzellikten eser kalmayacak.

İftar sonrasında, teravih namazını Sultanahmet Camii’nde kılmak niyetiyle sokağa çıktık. Kalabalıkta hiç bir azalma yoktu, aksine yoğunluk artmıştı. Öyle ki, mecburiyetten tramvay yolunda yürümeye başladık. Biraz ilerleyince, tramvay durağı ile eski adliye binası arasındaki ‘tiyatro’da türkülü/şarkılı ‘eğlence’nin başladığını gördük. Bunca ikâza, bunca hatırlatmaya rağmen ‘eglence’ için Ramazan akşamlarını ve bilhassa teravih vaktini seçmenin bir anlamı var mı? Tabii ki ‘iftar’ için Sultanahmet’e gelenlerin türküye ve şarkıya kulak vermesi bir çelişkidir. Ama ‘şeytan’ işin içine girdiğinde, akıl devre dışı kalıyor.

“Ya Sabır” diyerek ve bu tuzaklara düşmeme duasıyla Sultanahmet Camii’ne doğru ilerlemeye devam ettik. Caminin avlusu da iftar için gelenlerle doluydu. Camiye girerken vaaz sesi duyulmaya başlandı. Hocaefendi, teferruât sayılabilecek meseleleri anlatıyordu. Elbette onlar da lâzım, ama “Keşke, hayatın içinden meseleler konuşulsaydı” diye içimizden geçirerek camiye girdik. Dışardaki yoğunluğa rağmen cami sakin sayılırdı. Caminin dışına kadar gelen, parkta iftarını açan bu insanlar acaba niçin camiye, cemaate, teravihe gelmedi? Hepimizin düşünmesi ve cevap bulması gereken soru bu değil mi?

İnsaları eğlenceye davet eden ve namazdan alıkoyan ‘Ramazan eğlenceleri’ düzenleyenlerin kulakları çınlasın! Bu programlar “Manevi iklimi sabote etmek” değil mi? Nitekim, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, başka konularla ilgili olsa da “Ramazan ayında, manevi iklimi sabote etmek doğru değildir” demiyor mu? O halde bu ve benzeri programların tekrarlanmaması için şimdiden tedbirler alınmasında fayda var.

On binlerce kişinin gelip iftar açtığı ‘park’ın yanındaki Sultanahmet Camii niçin mahzun kalsın, niçin lebalep dolmasın?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*