Aklımıza ne oldu?

Hızlı bir değişime uğramaktadır, bugünün dünyasında her şey.

Değişim, sadece nesnelerden ibaret kalmıyor; beraberinde insanı da değiştiriyor yahut değişmeye mecbur bırakıyor.

Düne göre bugün birçok alışkanlıklarımız, bakış açımız, uygulama tarzımız değişmiş durumda.

Hatta zevkimiz, keyfimiz bile…

Hani eskilerin telaffuz ettiği, “Delikli demir çıktı, mertlik bozuldu” sözünde olduğu gibi; işte internet ve bununla gelişen, değişen teknoloji de aynen öyle bozdu bazı şeylerin fıtrî yapısını.

İnsanın, aklıyla keşfettiği pek çok cihaz, âlet edevat aklı tatil edip, kendisi, akıl makamına oturdu!

Bize bu iyiliği yapanların ilk sırada olanı ise, hemen herkesin evde işte, çarşıda pazarda, sokakta; belki rüyasında bile elinden düşürmediği telefonlar geliyor. Bunun içindir ki, dünya; dünyaya ait iyi kötü her şey,  her insanın elinde.

Bu telefonların varlığıyla haberleşme, tebrikleşme, sohbet adabı bile değişti. Evlerde, hane halkı arasında bile…

Hele hele şu ciddi adamların bile kullanır olduğu ciddiyetsiz emojiler, telefonun saçma sapan dili oldu.

“Akıllı” olduğu söylenen bu teknoloji, telefonla sınırlı değil; tabletler, tablet ve telefon özelliğini bir arada bulunduran tabletfonlar (phablet), saatler, gözlükler ve benzeri zatî eşyalardan başka; sayaç, ısınma, aydınlatma, sulama, havalandırma gibi birçok alanda kullanıla geldi.

Bunlar, insana kolaylık sağlıyor olmanın yanında, insanı, devre dışı bırakan cihazlar.

Bir dost sohbeti esnasında, akıllı otomobilden söz edildi. Araba, programlandığı şekilde, şoförsüz olarak kendisi yol alıyor; şoför isterse arkaya geçerek, bağdaş kurup oturabiliyormuş.

Oh, ne âlâ!

Ben de, “İnsan, işin neresinde?” diye sorduktan sonra, akıllı şeyleri kastederek, ilâve ettim ve “Başka görevlerimizi de onlar görsün bari” dedim.

Kimse bizim teknolojiye, yeniliklere; keşiflere, buluşlara karşı olduğumuzu düşünmesin. Bunların faydalılarına ve sağlayacağı faydalara, “evet”; zararlılarına ve zarar veren taraflarına ise “hayır” demek, hakkımız.

Çocuklar dünyayı tanımaya başladıkları andan itibaren -akılı akılsız- cep telefonuyla, tabletlerle tanışır, onlarla avunur oldular. Bunun neresine iyi diyebiliriz?

Hani ninni, hani masal, hani sarıp sarmalama?

Hani ilk olarak öğretilmesi Peygamber tavsiyesi ve yavrucakların kulaklarına fısıldanacak olan “Lâ ilâhe illallah” sesi?

Bir kısım insanlar, boyları kadar hata yapıyorlar, kolay yola sapıyorlar. Çocukları susturmanın akıllıca (!) yolları da bunlar olsa gerektir.

İnsan aklının ürünü olduğu hâlde, “akıllı” olduğu ifade edilen cihazlar büyüklerde tiryakilik, küçüklerde ise, zararlı bağımlılığı netice veriyor.

Bilhassa, “Cep telefonlarının çocuklardan yetişkinlere kadar her bireyin üzerinde DNA hasarları, tümörler, üreme sistemi bozuklukları, beyin, göz ve cilt dokularındaki termal değişimler gibi birçok olumsuz biyolojik etkilerinin ve potansiyel zararlarının olduğu görülmüştür.”*

Allah (cc), insana aklı, iman etsinler ve hayrı şerri, zararlıyı faydalıyı; iyiyi kötüyü birbirinden ayırt etsinler diye vermiş.

Buna rağmen, kendi rızasıyla zarara giren insana ya da insanlara; dolayısıyla, kendimize, “Aklımıza ne oldu” diye sormanın tam yeri değil mi, dostlar?

* DÜSDAT 2021, Cilt 4; Sayı, 2.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*