Cinsiyetine münafi olan ünuset

Kur’ân’ı Kerim’in mu’cizeliğini izah eden Yirmi Beşinci Söz’ün lâfzının hayranlık uyandıracak derecede sözün; doğru, düzgün, açık ve güzel söylenmesi olan fesahatindeki harikaları anlatılırken misal olarak Tur Suresi’nin 29-43 arası ayetleri üzerinden değerlendirme yapılır ve “Yoksa kız çocukları Onun, erkek çocukları da sizin mi?”, diye geçen 39. Ayeti ’nin tefsirindeki ifade bu makalemizin konusudur.

Ayet, önceki ayetlerle beraber ele alındığında şu değerlendirme ortaya çıkar:

Yakın çevresinden haksız ve ağır ithamlara maruz kalan Resul-i Ekrem’e (asm), inkârda direnenlerin düşündükleri ve düşünebilecekleri, söyledikleri ve söyleyebilecekleri, yaptıkları ve yapabilecekleri ile ilgili hemen bütün ihtimaller hatırlatılıp bunların hiçbirinin sonuç vermeyeceği, kendisine düşenin azim ve sebatla doğruyu anlatmak olduğu, bu olumsuzlukların Allah’a olan bağlılığını asla etkilememesi gerektiği, yeterli bildirim ve öğüt yapıldığı halde akıl ve iz’anlarını harekete geçirmemekte ısrar edenleri ise kendilerini bekleyen ceza ile baş başa bırakmaktan başka bir yol bulunmadığı bildirilmektedir.1

Kur’ân’da ilzam ve ifhâm makamında delilleriyle ispat ve izah ile öğretme ve ikna ile susturma makamı babında bazı ayetler vardır ki, bu tarzda müşrikler ilzam edilir.2

Allah, Resulüne (asm); İlâhi hükümleri beyanını emreder. Elçi olarak kendisinin kâhin olmadığını, zira gaybdan haber veren kâhinin sözlerinin karışık ve tahminidir ama seninki, hak ve şüphesizdir, der.

Zikredilen ayetlerle Allah’ın varlık ve birliğinin ispatı sadedinde deliller sıralanır. Müşrikler de kendi iddialarını ispat etmenin telâşıyla, Tur Suresi’nin 29-43 arasındaki ayetlerinden özetle; Resul-i Ekrem’e (asm), kehânet, mecnunluk, şairlik gibi iftiralarda bulunurlar. Meleklere cinsiyet vererek onları dişi kabul edip 39. Ayet’te geçen “Yoksa kız çocukları Onun” diye de Allah’a iftirada bulunurlar.

Bu çirkin iftiralar, Yirmi Beşinci Söz’de şöyle ifade edilir:

“Cenab-ı Hakka veled nisbet eden mülhid ve dâllînler gibi, Zât-ı Ehad ve Samed’in vücub-u vücuduna, vahdetine, samediyetine, istiğna-yı mutlakına zıd olan veledi nisbet ve melâikenin ubudiyetine ve ismetine ve cinsiyetine münafi olan ünûseti isnad mı ederler? Kendilerine şefaatçi mi zannederler ki, sana tâbi olmuyorlar?”3

Yaratıcıya evlâd isnad eden mülhidler gibi, Ehad ve Samed olan Zat’ın vacip olan vücuduna, birliğine, her şeyin kendine ama kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’a, evlâd nisbet edilebilir mi? Kaldı ki, bu mantıksız iftira cinsiyeti söz konusu olmayan o meleklere dişilik (ünûset) isnadı onların ubudiyetine, günahsızlığına tamamen terstir.

Necm Suresi’nde de4 ifade edileceği gibi bu ne haksız bir taksim? Çünkü müşrikler, meleklerin Allah’ın kızları olduğunu ileri sürüyorlar ve onların adına birtakım putlar yapıp, Lât, Uzza, Menât gibi müennes (dişi) isimler vererek tapıyorlar, sonra da “Biz bunları Allah’a ortak koşmuyoruz, Allah’ın kızları oldukları için bize şefaat etsinler diye ibadet ediyoruz.” diyorlardı. Ancak kendilerine gelince kız evladını hor görüyor ve oğlan istiyorlardı.5

İşte bu ifadeleri, müşriklerin ilâhiyata ait duygularının neden ibaret olduğuna apaçık bir delildir.

Dipnotlar:

1- https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/T%C3%BBr-suresi/4764/29-49-ayet-tefsiri

2- Bakara 2/23, Hûd 11/13, Tur 52/29-43 gibi.

3- Said Nursi, Sözler (2016), s. 435

4- Necm, 53/19-22

5- http://www.kuranikerim.com/telmalili/tur.htm

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*