Dağatır (? – 628)

Bizans İmparatorluğunun meşhur rahiplerindendir. Peygamber Efendimizin vasıflarını İncil’de görmüş ve iman etmiştir. Bizans İmparatoru kendisine, Peygamber Efendimizin (asm) mektubunu getiren Dıhye’ye (ra) Dağatır ile görüşmesini tavsiye etmiştir. Dıhye’nın (ra) daveti üzerine İslamiyet’i seçmekte hiç tereddüt göstermemiştir. Müslüman olduğunu ilan edip Rumları da İslâm’a dâvet edince saldırıya uğramış ve şehit edilmiştir.

Risâle-i Nur’da, Peygamber Efendimizin vasıflarını İncil’de gördükten sonra iman etmiş olmasından ve şehit edilmesinden söz edilmektedir (Mektubat, s. 165). Künyesi Dağatır el-Uskuf el-Rumî şeklindedir.

Peygamber Efendimizin vasıfları, son peygamberin geliş zamanı ve imana davet edeceği bölgeye dair muhtelif bilgiler özellikle İncil ve Tevrat’ta yer almaktaydı. Tahrif edilmiş olmalarına rağmen hala bazı işaretler varlığını koruyordu. Hıristiyan ve Yahudi din alimleri semavi kitaplara bakarak bilgi sahibi oluyorlardı. Ancak, toplumun geniş kesimlerinin böyle bir imkanı yoktu. Dolayısıyla din alimlerinin toplumu yönlendirme konusunda çok büyük etkileri olduğundan hal ve hareketleri dikkatlice izlenmekteydi. Dağatır da Hıristiyan alimlerinin büyüklerindendi ve bu bilgilere sahipti. Rumlar arasında şöhret bulmuştu ve çevresine çok büyük etkisi olanların başında gelmekteydi.

Peygamber Efendimiz, komşu devlet ve kavimlerin liderlerini İslam’a davet etmeye başlarken Dıhye’yi (ra) de Bizans İmparatoruna gönderdi. İmparator daveti saygıyla karşılayıp, İslam’a müsbet yaklaşmasına rağmen, halkına güvenmiyor, Müslüman olması halinde büyük tepki çekmekten korkuyordu. Bu tehlikeyi bertaraf etmek için de din alimlerinin nüfuzundan yararlanmanın daha etkili olduğunu düşünüyordu. Bunun için ilk aklına gelen isim Dağatır oldu. Çünkü, hem Rumlar tarafından seviliyor hem de toplumu önemli ölçüde etkiliyordu. İmparator, Dıhye’ye bu din alimine gitme tavsiyesinde bulundu. Ve şöyle dedi:

“Biliyorum ki, seni gönderen zat, kitaplarda geleceği müjdelenen ve gelmesi beklenen ahirzaman peygamberidir. Fakat, O’na tabi olursam, Rumların beni öldürmesinden korkuyorum. Seni, onların içinde büyük alimleri ve benden ziyade itibar gösterdikleri bir kimse olan Dağatır’a göndereyim. Bütün Hıristiyanlar ona tabidir. Şayet o iman ederse, Rumların tamamı iman edecek. Ben de o zaman kalbimde olanı ve inancımı açığa vururum.” Ayrıca, Dağatır’a hitaben yazdığı mektubu da Dıhye’ye verdi. Peygamber Efendimiz de daha önceden Dağatır’a hitaben bir mektup yazmış ve kendisine iletilmek üzere Dıhye’ye vermişti. Dıhye de hem Dağatır ile görüşmek hem de mektupları vermek üzere yola çıktı.

Bizans İmparatoru Herakleios, davetçileri Dağatır’a göndermeden önce, kendi bölgesine gelip ticaretle meşgul olan ve Peygamber Efendimizi yakından tanıyan Ebu Süfyan başkanlığındaki otuz kişilik ticaret heyetini kabul ederek görüştü. Muhtelif sorular sordu. Henüz Müslüman olmayan Ebu Süfyan soruların tümüne doğru cevap verdi. Ayrıca imparator bu arada Dıhye’nin getirdiği mektubu da o sırada hazır bulunanların yanında okuttu. Bütün bu görüşmelerden sonra imparator heyete, Dağatır’la görüşme tavsiyesinde bulundu.

Dağatır’a hitaben yazılan mektupta Peygamber Efendimiz (asm) İslam’a davette bulunuyordu; “İman edenlere selam olsun. Şüphe yok ki, Meryem oğlu İsa, Allah’ın Meryem’e ilka eylediği pak ve temiz kelimesidir. Ben Allah’a, Allah tarafından bize indirilenlere, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a bunların torunlarına indirilenlere, Musa ve İsa’ya verilenlere ve bütün Peygamberlere Rableri katında verilenlere inanırım. Biz onlardan hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz. Hepsinin peygamber olduğuna inanırız. Biz Allah’ın emirlerine boyun eğen Müslümanlarız. Selam doğru yola tabi olanların üzerine olsun.”

Bizans’ın başpatriği olan Dağatır, geniş bir bilgi birikimine sahipti. Gelecek peygamberin vasıfları hakkında bilgi sahibi idi. Kendisine verilen mektubu aldıktan sonra; “Allah’a yemin ederim ki, senin efendin Allah’ın gönderdiği peygamberdir. Biz Onun sıfatlarını tanıyoruz. İsmini de kitaplarımızda yazılı bulduk. O’nun, Hazret-i Musa’nın ve Hazret-i İsa’nın geleceğini haber verdikleri ahirzaman peygamberi olduğunda hiç şüphe yoktur” dedi ve hemen iman etti.

Dağatır Dıhye’ye; “Sahibine git, benden selam söyle ve Allah’tan başka ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna inandığımı, İsa’nın (as) da Allah’ın kulu ve temiz, iffetli, dünyadan el etek çekmiş Meryem’e ilka ettiği ruhu ve kelimesidir diye şehadet ettiğimi haber ver” dedi. Akabinde odasına çekilip üzerindeki siyah elbiseleri çıkardı. Evine kapanarak uzun bir süre dışarı çıkmadı. Birkaç hafta Pazar ayinlerine de katılmadı. Ondaki bu değişiklik insanların dikkatinden kaçmadı. “Dağatır’a ne oluyor ki, o Arap’la görüştüğünden beri dışarı çıkmıyor, onu istiyoruz!” şeklinde söylenmeye başladılar. Tavırlarındaki değişiklikten rahatsız olan kimseler evinin etrafını çevirdiler. Hiddetli bir şekilde patriğin kendilerine hitap etmelerini istediler. “…bu Arap geldiğinden beri biz sendeki değişikliği görüyor ve senden hoşlanmıyoruz” dediler. Dağatır, yazdığı mektubu Dıhye’ye verip onu gönderdikten sonra, beyaz elbise giydi. Eline asasını alıp kiliseye gitti. Hıristiyanları topladı. Akabinde ayağa kalkıp cemaatine şöyle seslendi;

“Ey Hıristiyanlar! Biliniz ki, bize Ahmed’den (asm) mektup geldi. Bizi hak dine davet ediyor. Ben açıkça biliyor ve inanıyorum ki, O, Cenabı Hakk’ın hak peygamberidir. Ben şehadet ediyorum ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ahmed de onun kulu ve resulüdür.”

Dağatır, sözlerini tamamlar tamamlamaz saldırıya uğradı. Hazır bulunan kalabalık üzerine saldırdı. Döverek şehit ettiler (628). Bu hadise Bizans imparatorunun da endişelerinde ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Dıhye’ye; “Ben sana hayatımız hakkında onlardan korkarız dememiş miydim? Yemin ederim ki, Dağatır onların yanında benden daha saygı değer biriydi” dedi. Peygamber Efendimize yazdığı bir mektup ve bazı hediyeler vererek Dıhye’yi (ra) geri gönderdi.

Dağatır ismi Risale-i Nur’da da zikredilmekte, meşhur Nasrani alimi olduğu belirtilmektedir. Bazı Yahudi ve Hıristiyan alimlerinin ismi zikredilerek Peygamber Efendimizin vasıflarını kutsal kitaplarından öğrendikleri ve haber verdikleri belirtilmektedir. Dağatır’ın da söz konusu peygamberlik vasıflarını İncil’den öğrendiği, iman ettiği ve bunları Rumlar içinde ilan edince de şehit edildiği hatırlatılmaktadır (Mektubat, s. 165).

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*